Moda haline gelen  bir çalışmayı biz de kendi sosyal medya kullandığımız yerden ölçelim dedik…

Moda haline gelen  bir çalışmayı biz de kendi sosyal medya kullandığımız yerden ölçelim dedik…
Kalite kelimesini ucuzlatarak değil, beğeni-okuma-yorum açısından sayılarla ortaya koymak istedik. Bu bir özel çalışma, özel bakış,  özel duruşun genele yansıması çok doğru olmaz da yine de görüş kazandırır. Hani, her şeyi ankete döken, bunu da bilimsel âdet haline getirenler var ya, sonra da bilimsellik adına makaleye taşıyıp yanıltanlara, yanılanlara bir bakmak gerek, onlar da bu durumu çok mu önemsiyorlar, yoksa verilen eğitimle istenilen bir zorunluluk mu taşıyorlar… Problemleri araştıracağım (tarayacağım) derken problem mi yaratıyorlar, yoksa problemi karmaşık hale mi getiriyorlar, bilemem?
Türk Milli Eğitimi’nde de bize göre sıkıntı buradan geliyor sanırım… Anketlerde yanıltı paylarınızı koysanız da problemi çözmede, tespit ve önerilerinizi hayata geçirmede hem bilim adına kendinizi hem kurum adına EĞİTİM alanlarını çözümsüz bırakarak, yalnızlaştırırsınız…
Eğitim olan yerde eğitimcinin olması doğaldır, bu doğallığı darlaştırmadan (derse giren herkesin-kendince eğitimci olduğunu önemseyerek) sık sık yapılan, genelleşmeyen ve özelde kalan anket çalışmalarından öte gitmeyişini de bakış alanımıza almak istedik...
kalite: Nitelik-Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet   (TDK)
ölçme: Karşıdaki kişileri, etrafınızda gördüğünüz veya bulduğunuz  nesneleri tanımak, özelliklerini hem görünüş hem yapılış hem kullanılış açısından tanımak ve tartmak ve bilgi sahibi olmak…
Anketlerin bilimsel bir değeri değil, görüş-sel değeri vardır… Görüş-sel değerler de çoğu zaman izafi (göreceli)  anlayış taşır…
“ facebook: Yüz kitabı.  fenomen:  Olay. trol: Arabacı, balık ağı. twitter : Heyecan. 
like  : Beğenme.
Instagram: Anlık, anında şekil veya görüntü (bize göre hava atma yeri) bir de çocuklara kadar inen TİK -TOK var ki tam macera ve hava atalım derken havada kalan, havası biten TİK (!) TOK (?)
 
Feysbukta  hikâye paylaşımı da ayrı telden çalma, ara ara kendini gösterme ( bazen bizim de yaptığımız gibi )
 
TESPİTLER
 

  1. Sosyal medya aslında yalnızların, yalnızlıkların, dedikoduların buluştuğu, zaman zaman güzellikler de olsa, çoğu zaman seviyesiz, kültürsüz insanların sohbetleriyle seviyesiz-leştiği; ortak paylaşımlarla güzel ve huzurlu bir ortama ve yaşama biçimine merhaba denilen yer olması gerekirken; maalesef  bazı troller tarafından  (karşı karşıya konuşma cesareti olmayanların), kendilerini kanıtladıkları  yerler haline gelmiştir. Her şeyde olduğu gibi bunda da eğitimsizlik,  görgüsüzlük, çıkarcılık ön plâna alınmış, çirkinlikler yaşanır olmuştur.
 
  1. Feysbuka (facebook) koyduğumuz  gazete yazılarımıza bakılarak, eleştirel okuma yapılarak beğenilmesi  azami 80-100 kişi arasındayken; koyduğumuz özel veya genel fotoğraflarımızın beğeni tıklamaları 200-400 arası olmaktadır.
  2. Köşe yazılarımızın okunması, yazı konularına göre değişmektedir Bunlar, zaman içinde 500 ile 7.000 ve 12-15.000 arasında değişmektedir.
  3. Ders araç-gereçleri olarak nitelediğimiz materyalleri, akademik çalışmalarımızı paylaştığımızda tıklanması 10- 25-75-100;
  4. Tanınmış, bilinen, unvanlı kişilerle (bilhassa akademik ve etkin) çektirdiğimiz fotoğrafların paylaşımındaki tıklama ve beğenileriyle ben de buradayım diyerek, hedeflenen kişi ve kurumlara gönderi yapmadaki sayı rekor kırıcıdır.
  5. Hele bir de vefat haberlerine yazılan basit. klasik ve aynı sözler ile hastalarının haberini geçenlerin dua edilmesi isteği var ki, gülünçlükler ile tuhaflıklar zincirini teşkil etmektedir.
 
İşte,  ölçme ve ölçme sonrası kalite dememizin gerekçesi bu rakamlarda yatıyor. Beğeni koyanlar arkadaş grupları oluyor, bu arkadaş sayısına bağlı olarak geldiği gibi “herkese açık” demediğiniz sürece darlık mı yaratıyor, yoksa bu arkadaşlar “sen-ben-bizim oğlan” görüntüsünün dışına mı çıkamıyor…
Kaliteyi yazıları okuyanlarda, eleştirel bakışını sergileyenlerde mi arayacağız, yoksa beğeniyle “gönül alanlar da mı” ?!..
Sosyal medya zaman içinde bizi basitleştirerek, İFRAT ve TEFRİTE götürüp yalnızlaştırmak mı istiyor, ne dersiniz ?! yorum size, bakış açılarınızı değerlendirmek bize olsun…
Feysbukta ne çıkarsa beğenme hastalığı, durumumu beğenir misin hastalığının bir türevidir.
 
“Alman bilim adamları, Facebook üzerinde yaptıkları araştırmada ilginç bir sonuca ulaştı. Facebook kullanıcısı tarafından yapılan paylaşımların, arkadaşları ve çevresindekiler tarafından beğenilmesinin beyinde mutluluk hormonun salgıladığını ortaya çıkardı. Lezzetli bir yemek yerken, beyin nasıl mutluluk hormonu salgılıyorsa, Facebook kullanıcısının paylaşımına aldığı beğeni ve yorumlarda da aynı hormonun salgılandığını söyleyen İsveçli psikolog Thomas Nilsson, "Facebook ve diğer sosyal paylaşım siteleri bağımlılığının faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu sonucuna varmak için araştırmalar devam ediyor'' şeklinde konuştu. Amerika'nın Utah Valley Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma ise Facebook'un insanları mutsuz ettiği yönünde... Facebook'ta sosyalleşmektense, gerçek arkadaşlarıyla yüz yüze sosyalleşen kişilerin daha mutlu ve hayata daha olumlu baktığı belirlendi.”  gazetevitamin.com/yazarlar (Hayrettin Parlakyıldız, 2017) 
 
Bu rakamlar, kişilerin karakter yapısını ortaya koymakta, bir bilgi veriyor mu sizlere; veriyorsa, bu günkü köşe yazımızla bütünleşmekte gecikmeyin, kendinizi ÖZELEŞTİRİYE alınız…
Ticaretin faklı bir yönü olan Beğeni siteleri kurulmuştur. Facebook beğeni hileleri, beğeniMatik, yorum artırma, beğeni artırma. Beğeni hilesi siteleri, insanların popülarite veya ticaret için like peşinde koştukları sosyal ağlarda daha aktif ve kolay yollardan etkileşim sürdürülmesini sağlar. 
 
Yazılarımızı, eleştirel bakışlı gerçek beğenilerimizin güzelliği için TIKLAYALIM mı ?!.
KKTC’nin yeni kurulan, SEÇİM hükümetine de  başarılar diyelim, Girne’den yine SEVGİLER yollayım…   
     07.11.2021
Dr. Hayrettin Parlakyıldız 
Kıbrıs İLİM Üniversitesi / Girne