FELSEFEDE ÖZ VE TÖZ…!

                                               
          Felsefede bir şey ne ise, odur.  Assos’ta “Felsefe Günleri” var (03-04Şubat), ama Çanakkale yok. Nedenini felsefe açıklasın, ya felsefeyi unuttu Çanakkaleli, ya kafa felsefesi karıştı, ya da felsefesine “vesvese”..?  Yıllardır, yapılıyormuş Assos’ta, tam da Aristo’nun yerinde… Üstte Aristo, altta Assos ve otel Nazlıhan, içinde 150’ye yakın dinleyici, felsefe uzmanları, bir de ilk defa katılan BEN…! “Ben” demeyeyim, Descartes duyarsa, bana kızar ve benden de şüphe eder, “ben” hem İslâm’da haram, hem insanda, hem toplumda… Önemli olan felsefe ise, “ben”i “biz”  yapmak.?!          

              felsefe    Ar. felsefe 
              a. 1. Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması:  2. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü: Tarih felsefesi. Hukuk felsefesi. 3. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi: Sokrates felsefesi. 4. Dünya görüşü. 5. Bir konuda soyut düşünüş  (Güncel Türkçe Sözlük) 
              Bir anlamda ÖZ deyimi, TÖZ deyiminden soyut ve varlık deyiminden düşünsel olmasıyla ayrılır. Buna karşı Aristoteles mantığında öz somut varlıktır, "sözgelimi insan, at özdür."der. İslam düşünürlerine göre TÖZ, ya kendi özünden dolayı ya da kendi başına vardır. Kendi özünden dolayı varolan, varolması için hiçbir şey gerekmeyen cevher Tanrı'dır. Kendi başına var olan ise varolmak için başka bir şeyde bir başına var olan ise varolmak için başka bir şeyde bulunmayan, başka bir şeye dayanmayan bağımsız olan TÖZdür.
 
             Yıllardır üniversitelerde yapılan sempozyumlarda dinleyici sayısı konuşmacıya göre değişir, bu sayı çok azdır. Assos’ta yapılan Felsefe Günleri’nde dinleyici sayısı alabildiğine fazlaydı. Katılım ücretsiz; yemeksiz, çaysız, şekersiz… Hava güzel, oturma yerleri kuru sandalye, İstanbul-İzmir-Ankara’daki üniversitelerden gelenler, felsefenin ağır “özlü-tözlü söylemleri, genç-dinamik, istekli-nezaketli gençlerimiz adaplı bazen yerde oturarak, bazen ayakta, ama dikkatli, not almalı, soru sormalı… Çanakkale’deki insan tipimizin bu sempozyumdan ya haberi yok ya da felsefesi…!? Peki, ya siz derseniz; ben de felsefeye gönül verip bu alanda yükseklisans yapmış olan bir kerimenin babası olursanız, kerimenin  isteği babanın ilgisi baba-kızı, Assos’a götürür, Aristo da sizi orada karşılar.  
             Felsefenin asıl amacı, AKLI dünyada hakim kılmaktır. Aklı hakim kılarken; bilimin etkinliğini, insanın yaşayış kültürünü hiçe saymamalı, aksine onunla bütünleşmeli ve halkı vesveseden kurtarmalıdır. Yaşayışın her safhasında yer alması gereken felsefenin teorikten pratiğe geçmesi gerekir ki, ÖZ-TÖZ nedir, açıklayalım derken ortalığı TOZA boğmamalı, yaşatmanın ve yaşamanın POZU ortaya çıkartılmalıdır. Felsefe yapacağım derken, kişi; kendini giyiminden ve fiziksel bakımdan ihmal ederse; model olma şansını hem zihinsel hem görünüşsel hem yaşamsal olarak kaçırmış, olmaz mı?..
            Eğitim ve öğretim alanında ortaya konan eski-yeni programların felsefelerine bakmayı da ihmal etmeyip, yeni hazırlanan ders programlarını incelemeye alsak (10 şubata kadar),  geleceğe hazırlanacak nesillerin hangi tür felsefe ile bütünleştirilmesi ve yetiştirilmesi gerekir? diye düşünsek, üzerinde uzun uzun tartışsak da gerçekten şu askıya çıkarılan ders programlarının felsefesini yerine oturtsak…!? Hayat Bilgisi’nden Türkçe’ye, Sosyal Bilgiler’den  Fen Bilgisi’ne, İnkılâp Tarihi’nden Temel Din Bilgisi’ne kadar bütün derslerin verilişiyle, yönetimiyle, öğretmeniyle, yöneticileriyle, öğrencisi ve velisiyle; kısacası Talim-Terbiye’siyle felsefede buluşarak, şu M.E.B’yi millîleştirsek, ne olur biliyor musunuz, ne olur…?! Her şey güzel, her şey anlamlı, her şey milli, her şey ilmi olur...    
            “Bir şeyin o şey olmasını sağlayan şey ÖZdür. TÖZ şeyin ne olduğudur? Mahiyet, özdür. İslam’da TÖZ Tanrı’dır. Hüvelbaki tözdür. Varılan şey tözdür. Biz Türkler, felsefeyi çok karıştırıyoruz. Akıl, varlığı şekillendirir. Yunan’da töz ve öz varken, İslam’da sadece töz vardır. Akıl ve bilim toplum oluşturmaz, toplumu meczuplar (cezbedenler-ilgi çekenler) kurar; çünkü insan tutkudur, insan arzudur, insan duygudur. Mutasavvıflar, görüntümüzün güzelleştirilmesini ister…!? ” dinlemeyle alıntı yaptığım bu sözler, konuşmacı Ahmet Arslan’a ait. Konuşan bu emekli akademisyenin felsefeyi yorumlaması, gözlemlerini dramatize etmesi de hocalığın ayrı bir yönüydü.
           Filozoflar da, bilim adamları da toplum kuramazlar. Toplumu meczuplar kurar, çünkü onlarda çekicilik, cazibe vardır. Aristoteles; “Felsefe lüks işidir” der. Bizler de öyle mi zannettik de asıl felsefeden vazgeçtik, dersiniz? İşi basite alıp da benim gibi dalga geçer mi olduk dersiniz? Bazen bu konuda kendimi bile yargılar olurum… Halbuki, her işin, her şeyin bir felsefesi vardı da biz mi unuttuk veya unutturulduk? Rahmetli devlet adamımız Demirel’in mizahi eleştirisi gibi “ benzin vardı da biz mi içtik..?” İster öyle, ister böyle olsun, felsefede geç kaldık, felsefede itaat etme olmadığı için mi reddettik?!
            “Düşünen töz”, “uzamcı töz”,  diye ayırım yapan ve “bir alanı yıktığınız zaman, yine o alandasınız, dolayısıyla yine o alanda bulunan malzemeleri kullanmak zorunda kalırsınız” diye doğru ve kuşkucu anlayışı ortaya çıkaran Descartes’in,  bu görüşünü günümüze uyarlarsak, biz ne yaparsak-yapalım ?! sorusuna cevap:
             Bu coğrafyada malzeme belli, kalite belli, yapılacak de belli, bir yöntemimiz farklı, bu yöntemi uygularken de;  yıkmadan-dökmeden, çalıp-çırpmadan, vurmadan-öldürmeden, geleceğimizi karartmadan elele vererek, birbirimize tahammül ederek … Fazla kuşkucu olamaya da gerek yok, ama tedbiri de elden bırakmamak gerek …
Felsefecilerin parası yok, cümlesi çok;  gönlü hoş, gözü toktur…!
Felsefeli selâm ve sevgiyle…