Bir soru ve o sorunun nedeni için denilenlere dikkat kesilince, fark ettim ki bazen hiç de öyle düşünmemiş olabiliyoruz..

"DUYGULARA AŞI MI, SUİKAST Mİ?"
Soru tam da böyle geliyordu üstadımdan.. Bahsediyorum hep, 'Adamın Dibi' diye... Adamın dibi, Ali Kayadibi döktürmüş yine, okumamak olur mu hiç!?..,
Ali ağabeyim; "İnsanın seçim yapma kararı almasında düşünme tarzı ve duygusal durumu birinci derecede önemlidir." vurgsuu yapıyordu..
Ve, belki de çoğuzun ilkkez duyacağı bir terim kulanıyordu. Şahsen ben, ilk kez duydum.. "Retorik" sözünü.
Üstadım; "Retorik konusundaki bilgi paylaşımlarımın siyasi atmosferle doğrudan ilişkisi yok. Üniversitede ders verirken de yıllardır konumuz olduğu için retoriği anlatıyorum." diyordu.
Özetle, ben Açık lise mezunuyum.. Üniversite hayatım olmadı hiç..
Geçi,  Açık Öğretim Ünivensitesi, halkla İlişkileri , girdiim ilk sınavda kazandım,  kazandım da, lakin zor geldi, ara ara sınavlara grimek, onu da isteyerek bıraktım.. 
Konuya döneyim şimdi.. Üstadım;
"Bu kez sözle etkileme sanatındaki Pathos / duyguya başvurmaktan söz edelim." diye giriyordu söze..
Sonra da, döktürüyordu işte..
Geçende de bahsettim ya, bizim hemşehriden örnek veriyordu yine.. Assoslu Aristo'dan yani.
Şöyle kuruyordu cümlesini; "Aristoteles, mantıksal düşünme Logos ve konuşanın karakteri Ethos'la birlikte duyguların kullanımına dikkat çeker.
İnandırmayı etkileyen bu üç yol asırlardır kullanılır. İnsanlar kendi aralarında dostluk içindeyken başka düşünür, kin ve düşmanlık duyguları taşırken tam zıddı düşünce geliştirir."
Dahası altını çizdikleri de vardı üstadımın..  Şölyle geliyordu bir sonraki cümlesi;
"Bu yüzden etkileyeceğiniz kişinin duygu durumunu hesaba katmadan yapacağınız konuşma boşa gider."
Tek kelimede, önemli bir özet..  Adamın dibi, hastayım senin dediklerine, bilesin..
Üstadım diyorum, benim için aynen de öyle.. Üstadımın bir sözü daha var, tam da şöyle;
 "RUHUNUZA GİRİYORLAR"
Evet , yanlıs okumadınız, Ruh, yani, ruhumuza girildiğinden söz ediyor.. Nasıl mı?, aynen de şöyle;
"Politikacılar konuşurken dikkat edin; dinleyenlere sürekli duygu aşılaması yapar.
Ruhunuza girerek istedikleri yönde harekete geçirirler.
Hikaye anlatarak beyinden beyine eşleşme sağlamak isterler.
Duygusal öğelere vurgu yaparak bir amaca tutkuyla bağlı olduğu izlenimi verirler.
Eğlence, heyecan, üzüntü, öfke gibi duygularınızı istismar edebilir.
Sonuca gelelim; seçmek zihinsel bir pratiktir. Teorik olarak konuşan / retor aktif, dinleyen pasiftir. Seçim sizin."
Benzer bir anlatımla, bu konudan kısa süre önce yine bahsettiğimin kesinlikle farkındayım..
Şu an, şöyle demeyin; "Ben bu denilenleri, daha evvel de okudum"
Evet, okuyanlar okudu. Peki ya okuma fırsatı olmayanlar!?..
Onların da, bu denilenlerin, yazıya dükülüşünü okuma hakkı yok mu?..
Okumayanlar için, yeniden derlemek benim işim.. İlk bahsettiğim yazım mi güzel; yok sa bu mu, vallahi şimdi bilemedim.. Her iki yazıyı da, aynı gün içinde, karşılaştırarak okuyacağım, bakalım o zaman bir sonuca varacak olursam, seçtiğim yani güzel olandan söz ederim..
Kalın sağlacakla.. Hoşça kalın..