.

 İnsanoğlu ne kadar değişken ve bu değişkenliğe ne kadar yakın ?.. Uzun süre yaşadığı, havasını teneffüs ettiği yerde bazen sıkılır, geziye çıkar, yer değişikliği yapar, eskilerin söylemiyle “tebdil-i mekânda (yer değişikliğinde) ferahlık arar…”  Bu da zaman zaman olmalı, ama aşırılığa kaçmadan…
İnsanın  yaşadığı yer, arkadaşlarının, dostlarının bulunduğu, hele hele hatıralarının yoğunlaştığı yer ve de ailesinden birilerini (eşini, babasını) toprağa verdiği yer özlenmez de ne olur ?
38 yıllık yaşantısının, acı-tatlı günlerinin, mesaisinin yarıdan fazla
sının geçtiği, çocuklarını büyüttüğü, yokluklarının-varlıklarının en uç şekilde bütünleştiği yerde olmak, hatıralarının canlılığını yaşamak-yaşatmak, Çanakkale’de olmak söylemini ne kadar etkin kılar bilir misiniz…?! 
Onun için Çanakkale’de olmak, sevdikleriyle aynı coğrafyada bulunmak,  aynı havayı teneffüs etmek,  sevdiklerinin  Çanakkale’nin gizemli toprağında şehitlerle buluştuğu duygusunu manevi olarak  hissetmek; Çanakkale dışında olunca, Çanakkale’ye farklı bir özlem, farklı bir gözlemle bakmayı etin kılıyor,
Tatilin tanımı herkese göre değişir, bana göre yer değişikliği değil, aynı suratları (yüzleri) görmemek, tatilin ta kendisi sayılır…” Alıştığımız bir şeydi yaşamak”, diyen şairi de hatırlamak adına  bu tespitinin hakkını teslim etmek lâzım…
Şehirleri iddialı kılan coğrafyası, tarihi, kültürel yapısı, ekonomisi, sanayisi ve endüstrisidir. Bir şehrin coğrafyası varsa, tarihi de vardır, çünkü coğrafya olmadan tarih olmaz. Tarihi olan şehrin altında şehitler, üstünde ise şahitler yaşar… Şahit olanlar, şehitleri bilirse, bastıkları yerin, toprak olmadığını da bilirler… Şahidin, şehide olan saygısı, o coğrafyada milli benlik ve milli kimlik anlayışının oluşmasına ve kökleşmesine sebep teşkil eder.
 Çanakkale’de olmak, Çanakkale ruhuyla yaşamak, anlamını da verir ki; o ruhla ticaret yapmak, o ruhla insani ilişkileri geliştirmek, o ruhla evlat, o ruhla öğrenci yetiştirmek, o ruhla yüksek öğrenimi etkin kılmaktır.  
 Çanakkale’de yaşadığımız sürece kazandığımızla, ürettiğimizle, bilgimizle, akademik yapımızla, becerimizle bu memleketin gelişmesine ve değişmesine katkı sağlayabilirsek, Çanakkale ruhuyla oluşan DUR YOLCU ifadesine cevap verebiliriz
Türk'ün beş atasının sonuncusu olan Atatürk'ün duygularını, düşüncelerini anlamak, onu yaşamak, Çanakkale ruhunda etkinleşmek, ders kitaplarındaki Atatürkçülük temalarıyla verilmek istenen değerlerle bütünleşmek demektir...!?
TÜBİTAK projesiyle 11 yıldır, “Doğa Eğimi ve Yaz Bilim Kampıyla” eğitim verip, Türkiye’deki geleceğimiz olan nesile güç verebilmektir, Çanakkale’de olmak…!
Çanakkale’de memleket çocuğu olmak, için Çanakkale’nin yerlisi olmaya gerek yoktur, oraya hizmet eden olmak yeterlidir, diğeri ancak laf-ı güzaftır…
Çanakkale bir söylem, Çanakkale bir eylem yeridir. Bu eylemde Bombasırtı var, bu eylemde yeniden doğuş var, bu eylemde yeniden varoluş var, bu eylemde “medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarı” ülkeden atış var… Bunu bilerek Çanakkale’de olmak, bir farklılık değil midir?..
 Memleket çocukluğu, ülke çocukluğunu; ülke çocukluğu da ilkesini biliyor, sürekliliğini sağlıyor, millet çocukluğunu   oluşturuyorsa,  bu da  ülkede  sıkıntı yaratmaz, aslında arzu edilen de budur…
 Memleket çocukları boşlanır, dışlanırsa; başka çocukluğu neden  çağrıştırır, diye iyi tahlil etmek gerekir…
 Memleket çocuğunu bitirmeyin, memleket çocuğunu yitirmeyin, memleket çocuğunu yedirmeyin, ama yemeyin de !?..
 Memleket çocuğunda bölücülük, bölgecilik, dinsel ayırımcılık  olmasın, millet büyüsün, devlet büyüsün; memleket çocukluğu, o memlekete hizmet edenlerle ölçülsün !..
Çanakkale’de olurken  KKTC’yi düşünmek, oradaki yaşayanlarla, Kuzey Kıbrıs Türk’ünü gönlünde, zihninde hissederek, oranın kültürüyle de bütünleşmek, Girne’den Karpaz’a kadar olan coğrafyada Beşparmak Dağlarındaki şehitlerimizi hatırlamak-hatırlatmak da Çanakkale’de olmak kadar ruh zenginliğimizin birlikteliğini bize verir ki, bu da Çanakkale’den Kuzey Kıbrıs’a güçlü SELÂM demektir…
 Memleket çocukluğunu; çıkar alışkanlığından, ilke ve ülke çocukluğuna dönüştürenlere, Çanakkale’de olmayı, Çanakkale ruhuyla bütünleştirenlere, SELÂM OLSUN !...
                                                                                                    14.07.2019
Yrd. Doç. Dr.
Hayrettin Parlakyıldız
Kıbrıs İLİM Üniversitesi
                                                                                 E-posta: hparlakyildiz@mynet.com