İlahi hocam.. Bir bilen diye sık sık bahsettiğim sayın büyüğüm paylaştı bu gün söz edeceğim bu deyişleri..

 

 

Karşılıklı sohbet eder iken,, durum değerlendirmesi de yapıyorduk şehrimiz üzerine..

Siyasetten de söz ettiğimiz doğrudur bu arada… 

Ne de olsa, bu aralar gündemi hayli meşgul eden, 31 Mart’ ta yapılacak Yerel seçim.

Gün geçmiyor ki, şikayetler artmasın siyasetteki gelişmelere ilişkin.. Son olarak demeyeceğim, bir türlü sonu gelmiyor çünkü tepki toplayan gelişmelerin.

Hesaplar türlü türlü.. Bağımsız aday olmayı düşünenden tutun da, aday adaylıklarını geri çekme kararı alan isimlere, her gün bir yeni bomba gelişme işitir oldu kulaklarımız.

Dedikodu türünden denilenleri aktarmaya kalksam, sayfalar yetmez yazacaklarıma..

Yeni yeni seçmenlerin taşındığı bir adreste, taşınan seçmenlerin bir siyasi partiye üyelikleri konusu da varmış ki, o da önümüzdeki günlerde resmi olarak dile getirebilir, demedi demeyin..

BU ARADA, SON DAKİKA…

BİR DE SÜPRİZ ADAY VAR…

İsim bende saklı kapsın şimdilik.  Açıklanacağı günden bir gün evvel yazarım iki satır.. Geçen Pazar günü açıklanacaktı ismi, tanıtım toplantısı ertelendi..

O isim herkes için  sürpriz olacak.. Toparlanma dönemi yaşatıp muhtemeldir ki kazanan da olacaktır diye düşünüyorum naçizane..

ŞİMDİ GELELİM, FUZULİ GİBİ GÖRELMEMESİ GEREKTİĞİNE..

ÇOK GEREKLİ ÇÜNKÜ FUZULİ…

Bir bilen büyüğüm, şikayetlerim üzerine, başladı davudi sesi ile şu mısraları tekrar etmeye..

En evvel, gür bir tonla; “Şikâyet-nâme” dedi sayın büyüğüm, değerli bilen kişim..

Şimdi satır satır aktarıyorum davudi ses tonu ile tekrar ettiği o mısraları..

-Selam verdüm, rüşvet degüldür deyü almadılar, hüküm gösterdüm, faidesüzdür deyü mültefit olmadılar. Egerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar, amma hâl diliyle bütün suâlüme cevap verdiler.

 

-Dedüm: “Ey arkadaşlar bu ne hatalı iş ve bu ne çin-i ebrudur?

-Dediler: “Bizim devamlı âdetümüz budur.”

-Dedüm: “Benim riâyetimi gerekli görmüşler ve bana tekâüd berâtı vermişler ki evkaftan her zaman nasipleneyim ve pâdişâha gönül rahatlığıyla dua kılam.”

-Dediler: “Ey miskin sana zulmetmişler ve sana gidiş geliş sermayesi vermişler ki, sürekli bî-fâide mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüb sert sözler işitesin.”

-Dedüm: “Berâtumun gereği niçün yerine gelmez?”

-Dediler: “Zevâiddür, husulü mümkün olmaz.”

-Dedüm: “Böyle evkaf zevâidsüz olur mı?”

-Dediler: “Âstânenin zarurî masraflarından fazla kalursa bizden kalır mu?”

-Dedüm: “Vakıf malını fazlaca kullanmak vebâldür.”

-Dediler: “Akçemizle satın almışuz, bize helâldür.”

-Dedüm: “Hisâba alsalar tuttuğunuz bu yolun fesadı bulunur.”

-Dediler: “Bu hesâb, kıyamette alınur.”

-Dedüm: “Dünyada dahi hesap olur; zîrâ haberin işitmişüz.”

-Dediler: “Andan dahi korkumuz yokdur, kâtibleri razı etmişüz.”

Gördüm ki soruma cevâbdan başka nesne vermezler ve bu berât ile ihtiyacımı gidermezler, çaresiz mücadeleyi terk kıldum ve ümitsiz ve mahrum bir şekilde kuşe-i uzletime çekildüm. (Fuzuli)

Fuzuli görülmesin bence de , hiç bir zaman Fuzuli..

Dedüm, Dediler faslı , ne de güzel deyişler içeriyor değil mi?...