Nezaket Bulaşıcıdır Aynı Zamanda…

Sözlük anlamına baktığımız zaman bize kendimizi değerli hissettiren her davranış biçimidir aslında hani derlerya kendine yapılmasını istemediğin hiçbirşeyi kimseye yapma diye işte özetle nezakette bunun gibi bir görgü kuralıymış…
Hepimiz nezaketli olsak aslında bu dünya daha güzel bir yer haline gelmez miydi?
Bence evet…
İnsanların size nazik davranmalarını ister misiniz? Yolda yürürken, araba kullanırken, bir devlet dairesinde işinizi takip ederken… İnsanların size kibar davranmaları hoşunuza gider mi? Size nazik davranılması, size kendinizi nasıl hissettirir? Kendinizi değerli hisseder misiniz?
Peki siz insanlara nasıl davranırsınız? Tanımadığınız bir ortama girdiğinizde insanlara selam verir misiniz? “Merhaba” ya da “Günaydın” deme alışkanlığınız var mıdır? Teşekkür etmek ya da özür dilemek size zor gelir mi? Alışveriş merkezine girip çıkarken, başkalarına yol verir misiniz? Kapı açar mısınız? Kapıdan geçtikten sonra, kapının arkadan gelene çarpmaması için kapıyı tutar mısınız?
Sizce nezaketin kökeni nedir? İnsan eğitimli ve görgülü olunca mı nazik olur? Kibar olmak için eğitim şart mıdır? Sadece çok varlıklı insanlar mı kibar davranırlar?
Görgülü insanların daha nazik davrandıkları bir gerçek. Görgü kurallarını bilmek, adı üstünde insanı görgülü yapar. Ancak nezaket sadece görgü kurallarını bilmek ve bu kuralları harfi harfine uygulamak değildir. Nasıl pahalı kıyafetler, bir insanı seçkin yapmaya yetmezse, zorunlu görgü kurallarını uygulamak da bir insanı gerçek anlamda nazik yapmaz.
Nezaket, bir davranış tarzından öte, bir düşünce biçimi ve hayatı algılayış şeklidir. Nezaket neyi nasıl söylediğimiz, nasıl davrandığımız, çatalı-bıçağı ne maharetle kullandığımız ya da oturup kalkarken nasıl bir görüntü verdiğimizden daha derin bir konudur. Nezaket hayatın her alanında, selamlaşmadan özür dilemeye, teşekkür etmekten itiraz etmeye, eleştirmekten yüreklendirmeye kadar her ayrıntıda kendini belli eden bir bakış açısı, bir hayat anlayışıdır.
 
Görgü kurallarını öğrenmek, insanlara nasıl davranılacağını bilmek elbette çok önemlidir ve herkesin bu konularda kendini geliştirmesi gerekir ama gerçek nezaket, insana değer vermekle elde edilen bir meziyettir. Karşımızdaki insana verdiğimiz değeri belirleyen de davranışlarımızı şekillendiren düşüncemizdir.  Mark Twain’in dediği gibi, nezaket öyle bir dildir ki onu sağır olan da duyar, kör olan da görür.Nezaketsizlik genelde hep küçük menfaatlerle ilgilidir. İnsanlar küçük çıkarlar elde etmek için veya rahatlarını bozmamak için kimi zaman farkında bile olmadan kabalaşırlar. Sadece kendisini düşündüğü için sıranın önüne geçen, trafikte kurnaz ve arsız davranan insanların hepsi küçük hesap peşindedirler.
Nezaket, bencillik yapmamak, kurnazlık yapmamak, anlayışsız olmamak, küçük menfaatlerin peşinden koşmamak demektir.
Nezaket, sadece davranışlarla değil, esas o davranışları şekillendiren ruhsal donanımla ilgili bir konudur. Nazik bir insan, kendisi gibi düşünmeyenlere, kendisinden farklı inançlara sahip olanlara, doğaya ve hayatın kendisine de naziktir.
Nezaket, insanın insana verdiği değerin göstergesidir. İnsan karşısındakini –sosyal statüsü ne olursa olsun- değerli görüyorsa, onu da kendisiyle aynı haklara sahip olarak değerlendiriyorsa, ona nazik davranır. Bunun tersine bir insan kendini diğerlerinden üstün görüp karşısındakine değer vermiyorsa, ne kadar kibar davranmaya çalışırsa çalışsın, özündeki kabalık her davranışından her tavrından belli olur. Bir insanın diğerini küçümsemesi, kibar sözcüklerle gizlenebilecek bir durum değildir. Kendini önemli, karşısındakini önemsiz gören bir insan, görgü kurallarına ne kadar uygun davranırsa davransın, hoyratlığını, kabalığını, küstahlığını gizleyemez.
İnsan özel ilişkilerinde de iş hayatında da kendisine değer verilmesini ister. İster iş hayatı isterse özel hayat olsun, kendisini değerli hissettiği insanların yanında olmak ister.
Nezaket, resmi olmak değildir. İnsan resmi olmadan da nazik olabilir. Nezaketi içinden gelen insanlar, kendileri gibi davrandıkları zaman da içten ve kibar olabilirler. Bu insanların nezaketleri duruşlarına, bakışlarına yansır. İçten nazik olan bir insan her zaman, her koşulda zarif ve düşünceli davranır; kendi çıkarına aykırı durumlarda bile nezaketi elden bırakmaz.
Bir insanın sadece kendisinden üstün gördüğü insanlara kibar davranması, nezaket değildir. Nezaket, insanın karşısındaki insana -kim olursa olsun- değer vermesi demektir. Değer veren insan, teşekkür ederken içten teşekkür eder; özür dilemek gerekirse özür diler; eleştiri yapacaksa nazik bir dille yapar. En önemlisi bütün bunları alçakgönüllülükle yapar.
Dalai Lama bu dünyaya geliş amacımızın dünyayı iyileştirmek olduğunu söyler. Bunu başaramasak bile bizi en azından dünyayı ve insanları “incitmeme” konusunda uyarır. Dalai Lama, insanları incitmemenin, dünyaya zarar vermemenin en basit yolu, her gün tekrarladığımız davranışlarımıza daha fazla nezaket katmak olduğunu söyler.Bir insan daha nazik olmak istiyorsa, önce hayata bakışını değiştirmelidir. Çünkü; güzel düşünen güzel bakar; güzel düşünen güzel söyler; güzel düşünen güzel davranır. Nezaketinin kökeni insanın ruhundadır.İnsanların birbirlerine nazik davrandıkları bir ortamda yaşamak herkes için mutluluk kaynağıdır. İnsanların birbirlerine  nazik davrandıkları bir dünya, herkes için daha yaşanılır bir dünyadır. Tanımadığımız birisine kapıyı tutmak, teşekkür etmek, yol vermek, yer vermek, nazik konuşmak, yardımcı olmak… sadece o insanın dünyasını değil herkesin dünyasını aydınlatır.Bizim kültürümüzde nezaket çoğu zaman maalesef yapmacık görgü kurallarına uymaktan ibaret zannediliyor. İnsanlar nazik olmayı gereksiz bir protokol gibi gördüklerinden, en yakınlarına karşı “nasılsa o benim içimi biliyor” diye düşünerek kaba davranıyorlar. Yalnızca tanımadıkları insanlara ve özellikle kendilerinden daha üstün gördüklerine nazik davranmak zorunda hissediyorlar kendilerini.Keşke bizim ülkemizde de okullarda çocuklarımıza, Kuzey Amerika’da olduğu gibi, nezaket dersleri  verseydik. Nezaketin en başta karşındakine saygılı olmak, onun da çıkarını korumak, zarif ve ince düşünceli davranmak olduğunu öğretebilseydik.İnsan kendi çıkarının peşinden koşarken de, rekabet ederken de, yarışırken de başkalarına saygılı ve nazik olabilir. En sert konuşmaları, en zorlu pazarlıkları, en yıkıcı kararları bile içine nezaket katarak yapabilir. İnsan isterse hayata daha olumlu bir bakış açısıyla bakıp, kendi davranışlarıyla ortama iyilik ve güzellik katabilir.
Nezaket, insanın içindeki iyiliği uyandırıcı bir işleve sahiptir.
Nezaket nezaketi doğurur. Nezaket de bulaşıcıdır.