İnsan bilecek tarihini.. Bilecek ki, hatalar yaşamasın... Bu ve buna benzer ifadeleri, tarihçiler de, siyasetçiler de, devlet adamları da etmiştir, günü gelidğinde.

İnsan bilecek tarihini.. Bilecek ki, hatalar yaşamasın... Bu ve buna benzer ifadeleri, tarihçiler de, siyasetçiler de, devlet adamları da etmiştir, günü gelidğinde.
Her zaman ilgi duyduğum konulardan beni uzaklaştıran şu ifadeleri okuyunca, aktarmak istedim dile gelenleri..
Kon, DEMOKRASİ ŞEHİTLERİ'NİN İNFAZ GÜNÜ üzerine  aslında..
Net şekliyle edilen söze geleyim şimid; "Yassıada'ya otel yapmak demokrasimize ihanettir"
Meclis başkanrlığı da yapmış bir duayen siyasetçi ve de hukuk adamı ediyordu bu sözü. Ropörtaj verdiği isme..
Tarih, 18 Eylül 2021, oduduklarımı kaleme alan isim bir usta ktalem.
Konuyu aktdarıyor köşesinden, şunları yazıyor tam olarak; Demokrasimize darbe vuran 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin çok acı veren sonucu kuşku yok ki başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın 17 Eylül 1961'de idam edilmeleridir.
Türkiye için tarihe geçen demokrasi ayıbı o tarih.. Pok çoğumzun çocukluğunda başladı bazı izlerin zihne girişi..
27 Mayıs darbesi sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı Refik Koraltan'ın 18 milletvekilinin avukatlığını yapan Turgut Özal'ın vefatından sonra Cumhurbaşkanlığı vekilliği görevinde de bulunduğuna dikkat çekilerek, sözleri kaleme alınan  duayen hukukçu ve siyasetçi Hüsamettin Cindoruk'u arayarak sorduğu sorudan söz eden isim ise, usta bir ktalem Orhan Uğuroğlu
Sayın Uğuroğlu, Yeniçağ Gazetesi yazarı.. 
Saylın Cindoruk'a yönelttiği soruyu önce kaleme alıylordu Uğuroğlu.. Sorusu tam olarak şu olmuş;
- Başbakan Menderes ile iki bakanının idam edilmesinin yıldönümünde Yassıada'ya otel yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
VE TARİHE NOT DÜŞÜREN O İFADELER...
Duayen siyasetçi ve de Hukukçu TBMM eski Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk, SORU  ÜZERİNE, usta kalem Uğuroğlu'na  YANIT VERMİŞ..
"Yassı Ada, yaslı ada haline geldi, bugün 5 yıldızlı otel oldu. Sanırım Katarlı konuklar orada ağırlanacak.
Yassıada'ya gidip gelen, bir tek ben kaldım. Avukat da Sanık da kalmadı.
Bir tek şunu söyleyeyim, orası bir toplama kampıydı. Bir Nazi kampıydı. İşkence kampıydı ki bu acıları unutturmak için bugün 5 yıldızlı otel yapılmasını kınıyor, ayıplıyorum.
Çok acı hatıralar yaşanmış bir adadır.
Ben orada Adnan Menderes'e tokat atıldığını görmüş bir adamım.
Sabri isminde bir yüzbaşının Adnan Menderes'e, 'Ben sana kimseye kapını açma demedim mi?' diyerek şaplak attığını görmüş adamım.
Yassı Ada'da böyle işkenceler, işittiğim küfürleri hayatımda hiç işitmedim.
Sanıklar orada işkence altındaydılar, maddi manevi bir işkenceydi.
Yine hatıralarımda diyor ki, ben birini dövdüm. Sıraya girmiyordu. Osman Turan'ı sıraya sokmakta zorlanmış anlaşılan. Dövdüm diyor. Başka dövdükleri de vardı.
Mahzen vardı orada. Suların aktığı Bizans'tan kalma bir mahzen. Disiplin cezasına çarptırılanları oraya koyuyordu." şeklindeki ifadeleri ile..
Yakın tarihten söz ediliyordu bu cümlelerde.. Demokrasi ayıbı olarak tarihe geçen yaşanmışlıklardan bahisle geliyordu tüm sözler.
Cunta ve dahası konulara gösterilen tüm tepkiler geliyor şu an aklıma.. Ve pür dikkat kesildiğim, bahsettiğim bu yazıya dönüyürum yeniden.
 Duayen siaszetçci sayın cindoruk, "Şimdi bir anekdot söyleyeyim.
Pavyon diye bir yer vardı orada. Yıktılar mı ne yaptılar kim bilir? Orada işkence yapılmıştır.
Ben oradaki polislerden birinin mahkemede şunu söylediğini biliyorum. 'O kadar işkence yaptılar ki en sonda postallarını yaladım' dedi adam.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ı da idama mahkûm ettiler.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Adnan Menderes'in, bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idamına karar verdiler. Astılar...
Böyle bir mahkemenin kurulduğu bir yer, Nazi kampı gibi bir yer Avrupa'daki gibi muhafaza edeceğimiz yer olması gerekirken oraya otel yapılır mı?
Kelimeyi teşbih etmekte zorlanıyorum. Ben utanıyorum bundan."
Daha çoktu dedikleri sayın Cindoruk' un.. O günleri yaşamış, sanık Avukatlaığı yapmış bir isim olarak, belli ki içinde kopmluş  fırtınalar halen kopmaya devam ediyordu..
Belki de bundan dı şu dedikleri; "Sen buraya bir şey yapacaksan bize de sor öyle yap. İlk günkü gibi muhafaza edelim. Batı'daki Nazi kampları olduğu gibi korunup nasıl teşhir ediliyorsa öyle yapalım.
Orada demokrasi adası olur mu?
Yassıada demokrasinin gömüldüğü yer. Parlamentonun mahkûm edildiği yer.
Yaslı ada, Türkiye Cumhuriyeti için bir ibret adası olacaktı. Onu olduğu gibi restore edip, bizim vereceğimiz bilgilerle ortaya koysalardı.
Ordu fotoğraf ofisi vardı. Başında da Binbaşı Nusret vardı. Filme çekiyorlardı. Sesler var. Onların hepsini toparlasan zaten orada neler olup bittiğini hiç olmazsa bir kısmını görüyorsun.
Bayar intihara teşebbüs edip hayatını neden kaybetmediğini bana şöyle anlattı:.
- 'Her şeyi hesap ettim. Boğulma başladığı zaman insan vücudu refleks gösteriyor. Kolunun kuvveti azalıyor. Yoksa ben orada hayatıma son vermiştim. Ama boğulmaya başladığım zaman kolumun kuvveti bitti sıkamadım kemeri'
Sordum: - Neden intihar ettiniz?
Cumhurbaşkanımız Celal Bayar dedi ki;
- 'Bize mahkemede artistlik yaptırdılar, Yassı Ada'ya geliş gemiden indiriliş vesaire ama film çekmeye akıl etmemişler. Sonra akıllarına gelmiş. 2-3 ay sonra film çekmeye karar vermişler. Gece yatağımdan kaldırıp rıhtımdaki gemiye götürdüler. Sanki yeni geliyormuş gibi çıkarırken film organizasyonu yaptılar, çok ağrıma gitti, bir cumhurbaşkanına sen figüranlık yaptırabilir misin?'
Her defasında tepki dolu sözler ile anılan o güne ve o güne getiren yaşanmılık.
Kısıcası, Yakın tarihten izlerdi bahsedilen.. Okuduklarımı aktarmak istedim bu gün, çünkü;
-İnsanız sonçta.  dile gelenleri şöyle bir düşününce, gözler ayrıı bir  doluyor.. İstem dışı buğulanıyor gözler...