ya da yataktan kalkmak istemeyebilirsiniz. Kendimizi yorgun, bitkin, keyifsiz hissedebilir, Tembellik diye adlandırabileceğimiz bir hal yasabilirsiniz. İşe gitmek, okula gitmek zor gelebilir. Tatlı ve yemeklere aşırı düşkünlük başlar. Kimimizde de iştahta azalma ve kilo kaybı başlar. Sabrımız azalarak daha gergin ve sinirli olabiliriz” dedi.
Doğal yollarla neler yapabiliriz?
Sonbahar yorgunluğunu –depresyonu ve panik atakları nasıl atlatabiliriz?
Dilek Kırcaoğlu,“bu önerilerimiz, özellikle kimyasal ilaç kullanmak istemeyen, kimyasal ilaçların aşırı yan etki yaptığı kişileri daha çok ilgilendirmektedir. Mevcut tedavisine ilave olarak neleri kullanabileceğini mutlaka doktoruna danışmalıdır. Halk arasında bitkisel ilaçların yan etkisi olmadığı gibi YANLIŞ bir inanç vardır. Bitkisel her ürün mutlaka bu konuda uzman insanların önerisi ile alınmalıdır” dedi.
Dilek Kırcaoğlu’ndan Doğal On Altın Kuralı;
1- Pozitif düşünce ve kararlılık.
2- Doğanın kanunlarına ve genel haline uyum gösterme, doğanın önemli bir parçası bilinciyle hareket etmek.
3- Dengeli, düzenli beslenme yanı sıra; biyolojik saatin sonbahar-kış bakımını gerçekleştirecek yiyecek içeceklere dikkat etmek.
4-Düzenli egzersiz, hareketlilik.
5- Sonbahar-Kış gelmeden önce sonbahar ve kışla ilgili önemli planlar yapmak, hedefler koymak bu amaçla arkadaş grupları oluşturmak.
6-Tembel, miskin, bezgin, mutsuz ve bağımlılık davranışları olan arkadaşlardan uzak durmak.
7- Mizahla ilgilenmek, mutlaka gülebilmek, gülemiyorsak onu öğrenmek.
8- Aile değerlerini önemsemek ve iyi bir aile ortamı oluşturmak.
9- Hangi işte olursa olsun işini önemseme; işin hakkını vermek.
10-Temel insani değerlere sahip olma, kişilikli, nitelikli insan olmak.
Şimdi bu kuralları, önerileri daha detaylı açıklayalım.
Doğal On Altın Kuralın Açılımı:
1- Pozitif Düşünce ve Kararlılık
- Pozitif düşünce “güzel görmek, güzel düşünmek ve hayattan zevk almasını bilmektir.’’
- Yağmur yağdığında “ıslandım, üşüdüm” yerine “doğanın ve hayatın suya ihtiyacı vardı; bitkiler ve hayvanlar canlanacak tabiat temizlenecek” diye düşünebilmektir. Bir sağlık sorunumuz yoksa yağmur altında, toprağın, çimin kokusun hissederek yürümenin romantizmini yaşayabiliriz.
- Yaşadığımız ve gördüğümüz durumların değil, onlara verdiğimiz anlamların bizi etkilediğini bilmektir.
- Olaylara çok eksenli bakmak, alternatifli düşünmek, nedenlere takılmaktan ziyade çözüm odaklı düşünmektir.
- Çaresi ve çözümü olan konularda asla yılgınlığa kapılmamak; çaresiz ve çözümsüz konuları ’kulak arkası’ yapmaktır.
- Doğayla bütünleşmek doğayı anlamak ve onun bir parçası olarak yaşamak gerekir. Ona yabancılaşmak, yalnızlığı getirir.
- Doğada olan birçok element, vitamin, mineral atomlar insanda da vardır.
- Dünyanın üçte ikisi sudur, insan bedeninin de üçte ikisi sudur.
- İnsanoğlu atmosferdeki, gökyüzündeki her fiziksel, kimyasal değişimlerden etkilenir. Dolayısıyla sonbaharla birlikte doğadaki değişime biz de uyum göstermeli kendimizi bu mevsimin şartlarına göre organize etmeliyiz. Yaprak dökümü bizde “hazanı” çağrıştırır. Bu hüznü ve ayrılıkları hissetmemek için sonbahar ve kış mevsiminin bitkileriyle yaşama tutunmalıyız.
- Bahçemize, balkonumuza, evimize, işyerimize mutlaka birkaç sonbahar-kış bitki, çiçeği ekmeli ve onun bakımını yaparak adım, adım büyümesini izlemeliyiz.
3- Dengeli Ve Düzenli Beslenmek, Biyolojik Saatimizin Sonbahar –Kış Bakımını Yaptırmak
- İnsanın en temel ihtiyacı beslenmektir. Vücut makinasının çalışabilmesi için günlük 1800-2200 kalori arası temel gıdaya ihtiyacı vardır. (son günlerde 1600 kaloriye çekenler de var) Vücudumuzun protein, yağ, karbonhidrat, su, vitamin ve minerallere belli oranlarda ihtiyacı vardır.
- Özellikle yaşadığımız iklimde ve coğrafyada ne tür gıdalar varsa onları mevsiminde tüketmeliyiz.
- Mevsimsel beslenme, doğaya uyumlu beslenmedir.
- Doğada “’tesadüfe tesadüf” edilmez, hiçbir şey anlamsız ve önemsiz değildir. İnsanların ve diğer canlıların neye ihtiyacı varsa, o mevsimde o sebzeyi, meyveyi vs. bulabilirsiniz.
- Asla tek düze belli gıdalarla sınırlı kalmayalım. Sonbaharla birlikte bol bol pırasa yiyelim. Pırasa magnezyum içerdiği için; yorgunluğa, dalgınlığa, sinir sisteminin iyi çalışmasına iyi gelir. İçerdiği B 6 ve folik asit sayesinde; hem kansızlığa hem de depresyona iyi gelen ıspanak ı hafta da iki üç gün mutlaka buharda pişirerek soframızdan eksik etmeyelim. Her gün bir adet muz yiyip mutluluk hormonlarımızı güçlendirelim. Haftada iki üç sefer toplam 100 gram Bitter çikolatayı da unutmayalım…
Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar vasıtalara yapışık bir yaşam sürdürmektedir. Buna karşı pratik öneriler:
- Aracınızı iki üç durak geriye, ileriye park ederek yürüyün.
- Toplu taşıma ile işinize gidiyorsanız aynı şeyi sizde yapabilirsiniz.
- İşyeriniz, eviniz asansörlü ise kullanmayın, merdivenleri kullanın. Eğer 4-5 kattan yüksek binalarda yaşıyor veya çalışıyorsanız, yarısını yürüyerek, yarısını asansörle çıkıp inin.
- İşyerinizde hep oturarak çalışıyorsanız, saatte bir yerinizden kalkın ve odanızda dolaşın. Dizlerinizi kırarak, çömelip kalkın. Kendi çayınızı, yemeğinizi kendiniz alın. Odanızda yemeyin, mutfağa ya da başka bir odaya gidip orada yiyin.
- Haftada 3 gün mutlaka 45 dakikalık yürüyüş yapın. İmkânınız varsa bunu deniz kenarında yapın çünkü oksijenin en yoğun olduğu “ozon” deniz kıyılarında bulunmaktadır. Eğer yeşil alanları tercih ediyorsanız birazcık yüksek yerleri seçin. Çünkü orada da ozon yoğundur.
- Sonbaharla yaşamımızda yeni sayfalar açılacağına inanmak ve planlar yapmalıyız. Böylelikle amacımız bizi canlı ve dinamik tutar.
- Hobi edinebiliriz (Tiyatro, spor, müzik, resim, el işleri, balık tutmak, seyahat etmek vs.)
- Unutmayın ki mutluluk gibi, mutsuzluk da bulaşıcıdır. Değerli vaktinizi bu insanlarla geçirmeyin. Bunun yerine, sevgi dolu, pozitif enerjik, yaratıcı, gülebilen insanlarla birlikte olmaya çalışın.
- Mizahla ilgilenin, ciddi takılmayı bırakın, içinizdeki doğal sese içinizdeki çocuğa kulak verin.
- Komedi dizilerini izleyin. Bu içerikli film vs. çokça izleyin.
- Fıkra ve mizah kitapları okuyun.
- Gülmenin kaslarınızı gevşettiğini ve pozitif bir elektrik oluşturduğunu unutmayın.
- Sevgi-güven ve paylaşıma dayalı bir aile modeli; insan ömrünü uzatmaktadır.
- Tek eşli ve güvenli seks yaşamı mutluluk hormonlarımızı artırarak depresyondan koruyucu işlev görmektedir. Hastalıklara karşı vücut direncini artırmaktadır.
- İnsana verdiği güvenle, kişilikli ve sağlıklı davranışların oluşmasını sağlamaktadır.
- Boşanan, hiç evlenmemiş, aileden devamlı ayrı yaşayanlarda depresyon ve intihar daha çok görülmektedir.
- Eğer epey zamandır işinizden memnun değilseniz; parasına bakmadan zevkle yapacağınız, çalışacağınız işe geçin. Yalnız, depresyon içerisinde iken böyle düşünüyorsanız, tedavi olun ve hâlâ öyle düşünüyorsanız işinizi değiştirin.
- Ekonomik nedenlerle devam etmek zorundaysanız “’işkencenizi” azaltmak için bakış açınızı değiştirin.
- Bu gün bu işteyim, paraya ihtiyacım var, bunu bana sağladığı için işi iyi yapmalıyım şeklinde düşünün.
- Planınızı yapın, hedef koyun. Bu sürede işinizi sevseniz de sevmeseniz de iyi-güzel, ciddi bir şekilde yapın. İşin önemsenmesi, aynı zamanda kendinizin önemsenmesidir.
- Dürüst, güvenilir, yürekli insan olun.
- Özünüz ve sözünüz bir olsun.
- Kendiniz için istemediğiniz şeyleri başkası için de istemeyin.
- Duygu ve düşüncelerinizi yeri geldiğinde açığa vurun.
- İyi niyetli, sempatik, gülümseyen, yardım sever insan olun. Fakat sürekli “verici “olmayın yoksa “vazifeniz” olur.
- Her söylediğiniz doğru olsun. Fakat her doğruyu her zaman söylemek doğru değildir ilkesini unutmayın.
- Öfkenize hâkim olun, kendinize zaman tanıyın, ondan sonra harekete geçin. Öfkeliyken karar vermeyin. Mutluyken söz vermeyin.
- Aklınızla duygunuzu beraber kullanın.
- İyi bir sırdaş ve dost olun.
- Dostlarınızı ve arkadaşlarınızı, akrabalarınızı arayın hal hatır sorun.
- Sevdiklerinize küçük de olsa zaman zaman hediyeler alın.
- Zor günlerinde dostlarınızı yalnız bırakmayın.
- Öyle bir hayat yaşayın ki; arayan değil, aranılan bir insan olun.
- Elinizde olmayanları düşünüp mutsuz olacağınıza, elinizde olanlarla mutlu olmasını bilin.
DUYGU DOĞAN