Hemen her gün, akla düşen bi çok soruya yanıt aradığımız Google amca’ nın dün doğum günüymüş tü. Yine yeni bir arama için başvurduğum sırada fark ettim.

Hakikaten ayıp ettik. İlk aklıma gelen tepkim, ‘Bileydik pasta keserdik…’ oldu.
Bir çoğumuzun da benzer tepki verdiğini düşünüyorum. Öyle ya, sonuçta google hayıtımızın her anında mevcut. Nasıl bir ayıp ettik böyle. Dünün tarihini bir yere not alalım da, gelecek yıl kaçırmayalım bari.
Google amcanın 19. yaşını kutladığı dün, açılan pencerenin de görselinden anlaşıldığı üzere, sanki tüm kullanıcılarına, ‘Beni unuttunuz mesajı’ da veriliyordu. Denilebilir ki, ‘Subliminal mesaj durumu’
Google için çok kullanılan o ifadeyi ben de kullandım lakin, amca olacak yaşta da olamadığını daha da iyi anladım. Henüz 19’ unda olan ve amca anlatımı ile anılan google, sanki daha da eski süredir hayatımızda varcasına, ne de bilindik değil mi…?

‘Google doğum günü çarkıfeleğini doodle yaptı.’ Şeklinde ifadeler kullanılarak, açılan pencere ve görünüme ilişkin bazı yazılanlar vardı dün internette.
Bana da, bu güne özel düşüncelerimi aktartan yazı yazmama yol açan bu durum için, dün gün boyu ekranda kalan görsel üzerine derlenen bilgileri tek tek inceledim.
Akıllı telefon, diz üstü bilgisayar ve PC kullananların hemen hepsinin,  günde en azından bir kez arama yaptığı google için düzenlenen bu logoya yönelik kaleme alınanlardan birinde;

“Google'dan sürpriz doodle...” şeklinde başlığa dikkat kesildim.
 Önemli günleri sayfasına taşıyan Google’ un büründüğü bu logodan, ‘sürpriz’ diye bahsediliyordu.
Sonrasında da, “Google'ın doğum günü çarkıfeleği' oldu. Google'ın hareketli doodle'ı kullanıcıları şaşırttı.” Diye de değerlendirmelerde bulunuluyordu.

Bir çocuğumuzun ‘amca’ yakıştırması yaptığımız google ne zamandır var…? Düne kadar hiç de sormadığım sorunun yanıtını, son durum için yazılanlardan öğrendim. Meğer 18 yıldır varmış.
 Larry Page ve Sergey Brin tarafından takvimler 4 Eylül 1998 tarihi gösterdiğinde kurulmuş. Ne var ki google, 2005 yılından beri doğum gününü 27 Eylül tarihinde kutluyormuş. Bunun da bir nedeni varmış elbet.

Doğduğu değil doyduğu günü seçmiş de ondan. Bu ne mi demek…? Meraklanmayın, anlatacağım.
Kendine özel doodle hazırlayan şirket,  bu olayı şöyle anlatmış;

“Google arama motoru, 27 Eylül 2005 tarihinde rekor bir indeks sayısına ulaştı. Bu rekordan sonra da artık Google için doğum günü, her sene 27 Eylül oldu”
Pastalı ve de hayli renkli dünkü ‘Doodle’ ı merak etmişler vardır diye araştırma yapınca bu bilgilere ulaştım. Ulaşınca da bu gün paylaşayım dedim. Öyle ya, fazla bilgi göz çıkarmaz.

BİRAZ DA BAŞKENT GÜNDEMİ…
Neyse… Şimdi döneyim coğrafyamız açısında günlerdir konuşulan referandum mevzusuna.
CHP’ li vekil sayın Öz, bu konuda görüş beyan etmiş ve adeta kalın harflerle vurgularcasına;

TÜRKİYE REFERANDUM İLE ORTA DOĞU BATAKLIĞININ ORTASINDA KALDI” demiş.
Ben de denileni, vurguya uygun olsun diye, kalın harflerle aktardım. Her hangi bir art niyetim yok, Peşinen söyleyeyim…

Kabul edilmez o duruma dair, “Irak’ın Kuzeyinde gerçekleşen ve asla kabul edilemez olarak değerlendirdiğim referandum” diye söze başlayıp, sonra da ‘açtı ağzını yumdu gözünü’ diye anlatımda bulunulabilecek türden sözlerle ses vermiş sayın vekil.
Ülkemizin gündeminde yer alan bu önemli konu için, günlerdir çok ağır sözlerde edildi. Adeta denilenleri ezber yaptık. Anlatım ve aktarımlar, o denli yüksek perdeden geldi ki, kendimizce onay tepkisi verirken, bizlerde zıvanadan çıkmadık değil. Hele, ‘Barzani’ adı geçince, ne sözlerle ne ağır tepkiler veriyoruz.
Sinir katsayımızı, adını her duyduğumuzda attırmaya yeten bu kişi için benim de iki kelam sözüm var lakin, kırmızı noktala olacağından susmayı tercih ediyorum.
Kendi yorumumu biryana bırakıp, sayın vekil Öz’ ün dediklerine kulak verelim istedim.

 “Sözde kürdistan sadece Barzani’nin hayali değil, Büyük Orta Doğu Projesinin ürünüdür.” değerlendirmesinde bulunan sayın Öz’ e; ‘Ha yaşa vekilim…’ tepkimi vereyim önce. ‘Ağzına sağlık…’ diye de ekleyeyim.

CHP Kurmayı, Çanakkale milletvekili sayın Bülent Öz, konuya dair sözlerinin geçtiği yazılı basın açıklamasında, hayli büyük bir iddiada da bulunuyordu.

Sözleri ve ithamları hayli ağır bu bölümden bahsedersem, bende başıma iş alabilirim düşüncesine kapıldığımdan, görmezlikten geliyorum denilenleri.

Sözleri ve ithamları oldukça ağırlaşan açıklamanın son bölümündeki tespite ise, bir anda dikkat kesiliyorum. Neden mi…? ‘Yusuf Yusuf olacak durum yok da ondan’

Neyse oldu artık. Durduk yere ‘Yusuf Yusuf’ halimi de açık ettim.
Geliyorum sayın vekil Öz’ ün son sözlerine.

Bu bölüm için sayın vekilin attığı ara başlık, tam da şöyle idi; “MUHATAP BARZANİ DEĞİL, IRAK DEVLETİDİR.”
Mesele bu zaten. ‘Irak’ ın kaşıntısı neden…?’ diye bir soruyu da akla getiren bu son süreç,  hakikaten de sopayı ele alma haline yetip artıyor ya, hadi neyse… Bende bi icat çıkarıp, Savaş borazancılığı yapmayayım.
Sayın vekilin bu konuya dair tespitine ve ettiği sözlerine bakalım.
Şöyle seslenmiş kendileri; “Barzani’yi muhatap almak bile bu süreçte Ülkemizin zarar görmesi demektir.

Referandum öncesinde gereken tavrı göstermekte zorlanan AKP hükümeti, bundan sonraki süreçte Ülkemizin zarar görmesine müsaade etmemelidir.

Sınır komşumuz olan Irak ile atılacak ortak adımlar ve bir diğer sınır komşumuz olan İran ile de ortak mutabakat ile bu konu bertaraf edilmelidir.

Gurur duydukları Barzani’nin sınırımızı tehdit etmesine sessiz kalınmamalı, fakat muhatap Barzani değil, toprak bütünlüğünün temsilcisi Irak devleti olmalıdır.”

Sayın vekil böyle diyordu. Barzani yerine, muhatap alınması gereken adresi göstererek.

Bende günlerdir düşünüyorum. İşi gücü bırakıp, hafızayı zarlayıp 90 öncesine giderek.

Şimdi, aklıma şu hatırladıklarım geliyor. Yoksa yanlış mı hatırlıyorum…? Barzani diye bahsedilen bu isim, rahmetli Cumhurbaşkanlarımızdan Özal’ ın da bir dönem el’ini öpen, ayaklarına kapanan, Türkiye’ ye
muhtaçlığını dünyaya gösteren kişi mi…?

O zavallı görünümlünün biti şimdilerde nasıl kaynar, vallahi pe