Gidince dostlar, yalnızlar insan; biri arkadaş-dost, diğeri ağabey-dost !?!…

Arkadaş-dost İsmet Akkaya, ağabey-dost Turan Albayrak’tı.  Bu yazımızda İsmet Akkaya ile gelecekteki köşe yazımızda Tekirdağ’daki Şebinkarahisarlılar ve Turan ağabeyimizle beraber olacağız…

 Günümüzde aranılan, ama çıkar ilişkisinde kaybolan, anlamı büyük tek heceli kelimedir, DOST ?!.. Dost gidince dostun eli kaybolur, destin dostuna geçersiz kalır

 dest: El demektir Farsça.  

ab: SU  ab-ı dest: El suyu.

Dost kelimesi,  dest kelimesinin içinden geliyormuş gibi görülse de Farsça dan gelir.  Farsça, “sevilen ve güvenilen yakın arkadaş, sıkı fıkı görüşülen kimse, gönüldeş.” anlamındadır.

 Dost ve arkadaş ne ifade eder?

Arkadaş; daima arkanda olup kendi arkasında durmasını isteyen kişidir.  Arkadaş; zaaflarınızı (eksikliklerimizi) öğrenir ve onları kullanabilir,

 İnsanın genel yapısında olduğu gibi arkadaşlık ile dostlukta KARAKTER ve KİŞİLİK çok önemlidir. Karakter, aile, okul, çevre içinde, çocukluk çağından itibaren gelişmeye, biçimlenmeye başlar. Kişilik; bir kişinin süreklilik sergileyen düşünme, hissetme, davranma ve insanlarla iletişim ve ilişki kurma özelliklerinin genel bir örüntüsüdür.

Dostlukta zevklerin ve düşüncenin uyuşması vardır.

Kişi-sel çıkar karşısında kurulan bir ilişki değildir. Hiç beklenmedik bir anında kalbine doğan sıcacık bir duygudur dostluk. Sevinçtir, üzüntüdür, anlamaktır, hatırlanmaktır, sonsuza dek olan arkadaşlıktır.

 

Dostluk, içtenlik ve dürüstlüğü şiar edinmiştir. Dost, karar verme özgürlüğünü paylaştığın, gerektiğinde yanlışların varsa, uyarısını aldığın kişidir. Dost; zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder...Dost her zaman senin arkada çıkarsız duran kişidir.

 

Destim sana geçiyor, diye bir söylemimiz vardır… Zaman zaman destimizin geçtiği dosttu İsmet Akkaya !..

 

Akkaya ve dönem arkadaşları, memleketimizin lisesinde orta öğrenime devam ederken, ben Yozgat Kız İlköğretmen Okulu’ndaydım. Yıllar sonra  O, Ankara Turizm ve Ticaret Yüksek Öğretme Okulu’nu, ben Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü’nü bitirdik. İsmet Akkaya ve Asım Üstündağ’ın devre arkadaşlarıyla Urfa ve Eskişehir Ticaret Liselerinde mesai arkadaşı olduk.

 

1986 yılı olabilir, bir telefon, kızı Efsun’un, Çanakkale Anadolu Lisesi’ni kazandığını Çanakkale’ye geldiklerini söyleyince buluştuk, neler yapmamız gerektiğine karar verdik.

Verdiğimiz karar,  aynı evde kalarak, öğrencilik yapan, öğrencim Süreyya Yılmaz ve Efsun Akkaya birlikteliğini de oluşturdu… Yıllardan sonra ilişkilerimiz ailece süreklilik kazandı.

İletişimdeki “Ş” nin gereği olan karşılıklı ilişki yerine oturunca, onlar Kocaeli’nde biz Çanakkale’de ara ara haberleşerek, Şebinkarahisar ruhu içinde gezinir dururduk…

Sözüne -özüne güvenilir olmak, arkadaşlıktan öte DOSTLUĞUN göstergesi olarak karşımıza çıkar, MEMLEKET Çocuğu kavramı, aynı kültürden gelen bizlerin vazgeçilmezi olan VEFA anlayışıyla bütünleşirdi.  

Memleket çocukluğu, aslında mahalle arkadaşlığından  başlayıp dostluğa giden  hizmet çocukluğu olup, hava atma, kendine basit yoldan statü sağlama çocukluğu değildir…

Memleket çocukluğu, ülke çocukluğunu; ülke çocukluğu da ilkesini biliyor, sürekliliğini sağlıyor, millet çocukluğunu oluşturuyorsa; o kişinin ne memleketinde ne ülkesinde sıkıntı yaratmaz, birlik ve bütünlüğümüzün sürekliliğini verir. Akkaya İsmet, bu dokunun içinden gelen ve onu yaşayan bir arkadaşımızdı. 

İsmet, arada bir FEYSBUKTA Karahisar anılarını, evlerinden çıkıp da aşağıya giden kadar merhabalaştığı-şakalaştığı kişilerle ve hele memleketin ulaşımcıları olan şoförlerimizi, düğünlerde horon oynayarak, “kemençe-zurna ile hasret kavuşturan davulu çok iyi özümsemiş, kısa yazılarıyla bizleri buluşturmuştur..

Babası rahmetli  Hasan amcamızın, Karahisar gerçeğini yansıtan, devletin kasasına anahtar uydurmuş (memur olmuş-maaş alır olmuş), oğlu gelince; “ağa sen kasaba git, ben fırına uğrarım” ifadesini anlatırken ortaya koyduğu jest-mimik ve ses tonu, iyi bir tiyatro-drama unsuruydu.     

Son görüşmemiz 13 Temmuz 2023’te memleket kahvesinde oldu. Candan selâmlaşma ve kahvehanede masa sohbetiyle devam etti.  Bu sohbet, aşağıda bir arkadaşımızın görüntüleriyle verildi.

Aylar sonra ortak arkadaşımız olan Cengiz Özgün’den haber ve feysbuktan  paylaşılan bir ACI gerçek:  EL hükm-i Lillâh  ( Allah’ın hükmü) ! sözü etkin olunca, İNSAN, aciz kalıp DUALARLA manevi sığınaklarda buluştuğu zamanın içinde bulur, kendini…

İnsanın güzelliği, varlığı, havası hep sağlığından gelir… 31 Aralık 2023 ölümü (tarih yanlış olabilir)…

Her ölümde Yahya Kemâl’in SESSİZ GEMİSİ, Cahit Sıtkı Tarancı’nın YAŞ OTUZBEŞ şiiriyle buluşurum. 

İsmet Akkaya arkadaşımıza ve diğer kaybettiğimiz arkadaşlarımıza-dostlarımıza buradan rahmet dileklerimle; Akkaya ailesiyle eşi Gülsüm Hocahanıma, kızı Efsun’a, oğlu Özgür’e ve torunlarına başsağlığı ile sabır; İsmet’e RUH HUZURU diliyorum. Arkadaşım-dostum İsmet’i sevgiyle-özlemle ve DUALARIMLA anıyorum…

Yazımızı, böyle bir yazı yazmanın zorluğu içinde sevgili kızı EFSUN’un  feysbuktaki son söylemleriyle bitiriyorum…

“Benim babam yaşlanmadı hiç…Bugün kalbimizde değil yanımızda olmanı 77 yaşına birlikte ‘hoşgeldin’ diyebilmeyi o kadar isterdim … Seyahate gittiğim her yer için ‘kızım ne var orada ?’ diye sorardın ya şimdi ben soruyorum ‘babam ne var oralarda?

İyi ki doğdun, iyi ki babamız oldun, ama keşke daha çok kalabilseydin çünkü zor, çok zor…

 

Canım babam 54 yıl önce şu saatlerde eminim çok yakışıklı bir damattın .

Bugün okulda olacağım için dün geldik ziyaretine. Annemin gözlerindeki yaş hepimizin her geçen gün artan özlemiydin...

 

Ölüm,  hele ki insanın birinci derecede yakınını kaybetmesi öylesine zormuş ki sen gidene kadar başkalarının yakınlarının kayıplarında kurduğum & kurmaya çalıştığım empati hep eksikmiş.

 

Eflin'i, Efeyi merak etme iyiler, seni çok özlüyorlar. Annem en kıymetli emanetin, gözümüz hep üzerinde ...

 

Her sabah güne evimdeki fotoğrafına "günaydın babam" diyerek başlıyorum ama günlerin aydınlığı eksik, aylardır "baba" diyememek , her seyahatim sonrasında "bana ne getirdin?” diye soran seni görememek çok zor .

 

Gittiğin yerde inşallah huzurlusundur... Nurlarda uyu...

54.evlilik yıldönümünüz kutlu olsun . İyi ki anneme eş, bize baba oldun. Bana gamzelerini miras bıraktın ...Seni çok seviyoruz

 

Duyarlı kızın, babasına özlemli yazısı bu güzellikte olur !?

Duygularınızın derinliğine erişmek zor, ama mart ayı içinde bir Akkaya yazısı benden gelir…

Hepinize, Parlakyıldız ailesinden   GİRNE’DEN  selam ve sevgiler…