Üstadım döktürmüş yine. Keyifle okuyorum, okudukça coşuyorum.

Kısacası; Üzerine dile gelenler bizleri ilgilendirince, kaleme alınanları okumamak ve coşmamak hiç elde değil bence.. 
Beyin algılıyor mevzuyu vede sorguluyor.. Şahsen yaşadığım için; bu bir tür beyin cimnastiği diyebiliim..
Üstadım dedim, sanrım anlaşılmıştır.. Adımın dibi diye bahsettiğim Ali ağebiyimden geldi bu soru; 
"SEN HARİKA BİR İNSAN MISIN?"
İnsan olan bir an düşünüveriyor, değil mi?...
Soru bizlere sonuçta.. Yani, insanlara...
Adamın dibi, Ali Kayadibi, sen çok yaşa emi..
Bu cümlesi mesela; "Herkesi sevindiren şey sana anlamsız gelebilir.
Seni sınırsız bir coşkuya sürükleyen duygu başkasına geçmeyebilir.
Bütün bu hallerimiz insan olduğumuz içindir.
İnsan olmanın temel kuralları var: Hoşgörü, iyilik, nezaket, vicdan, erdem, etik, estetik, bedii duygular gibi sadece insana yüklenen özellikleri taşımak. "
Ve vurguladıkları bir de.. Yani şu dedikleri..
"O halde...." diyerek sıraladıkları teker teker.. Sosyolojik açıdan düşüncenin tavan hali de denilebilir, ben şahsen böyle dedim şu an..
Ve sırada, sıralananlar;
- İnsan olmak bir nevi hamallık (tahammül) etmektir.
- Diğeri / ötekilerle yaşarken bu özellikler bizim sınavımızdır.
- İnsan mıyız yoksa sadece insan bedenini ve haklarını kullanan canlı mı?
- İşte bayramlar da bir nevi insanlık değerlerimizi gözden geçirme fırsatıdır.
- Sevmediğimiz, istemediğimiz, coşku ve sevincini taşımadığımız şeylere direnmenin başkasının hakkını yemek olduğunu idrak edebilirsen; İnsansın!
İnsanlık üzerine oluunca kurulu cümleler, insan olan okuyor be azizim.. Okuyor, haliyle de coşuveriyor.
Şu sıralananlar konuyu bence dahi bir özetleyiveriyor..
Demişki ütadım;
- Hoşlanmadığın şeylerin hayatına değer katanlara iyi gelmesine tahammül gösterebiliyorsan; Harikasın!
- Bütün harika şeylerin geçmişte kalmadığını idrak edebilirsen yaşadığın şuandan büyük mutluluklar çıkarabilirsin.
- Kesin bilgi: Bu hayat hepimiz için bir kez yaşanacak. Nihaî kaderimiz aynı. O halde bu hayatı iyi insan olarak yaşamak için sadece bir şansımız var.
- Kırmadan, dökmeden, üzmeden... Kendin kadar başkasının da insanî değerlerle yaşama hakkı olduğunu bilerek yaşamak.
Tüm bu ifadeleri, 11 Ayın sultanı diye tanımladğımız Ramazan' ın hemen ardından gelen Bayram nedeniyle etmişti üstadım..
Demişti ki;  "- Bugün de bayram, yarın da ya sonra..."
Sahi ya, ya sonrası!?!.. Sonrası ne ki acaba?..
Üstadımdan tek cümle gelmiş, bayıldım bu dediğine;
"Bayram her şey demek değil, her günü bayram bilinci, coşkusu ve idrakinde yaşayıp yaşatabilirsen... Sen harika bir insansın!"
Bayrama özel kutlaması da vardı, herkesin bayramını kutluyordu.. Danıdıklarının, tanımadıklarının. Tüm insanlığın yani..
Bayram gibi düşünüp her günü, bayram gibi yaşamak o günü.
Böylesi düşünceler ve yaşama arzusu olanlar için, her ne kadar şöyle diyorsak da;"DELİYE HER GÜN BAYRAM"
O delilerdenim ben kesin.. Deliyim, her günü de bayram bilirim...
Bir çocuğa yaklaşırcasına kalplere dokunmak, karşınızdaki canlıyı değerli hissertirmek, yüzünüzde eksik olmaması gereken gülümseme ile, selam, merhama, nasılsın diyebilmek.
Sabah rastladığınız bir sokak yaşayanına; "günaydın" demek mesela..
Hiç zor bir iş değil  aslında, NOKTA...