Yeni bir hayat için yelken basan tekne kayalıklara çarpmasaydı, belki de herkesin rüyası dakikalar içinde sonlanmayacaktı.

Hali vakti yerinde olanlar için tatil keyfi anlamı taşıyan bir yelkenli,  ne garip ki yeni hayat umuduna kapılanların adeta ecel teknesine dönüşüyor.
Yaşam, ne yazıktır ki çoğu zaman böyle karmaşık bir şey işte.
Normal hayatı sürmelerine kim bilir ne engelleri vardı ki, yine çoluk çocuk, hem de bile bile ölüm yolculuğuna gözü kapalı çıkılmış.
Böylesine lüks, böylesine alımlı bir yelkenliyi ve içindeki yolcularını görsem, muhtemel ilk düşüneceğim;
‘Ne büyük aile ve de ne şanslılar. Hep birlikte tatildeler’ olabilirdi belki de.
Fakat, kazın ayağının öyle olmadığını da düşünebilirdim sonradan.
Ne de olsa, onlarca kez benzer kalabalık halin asıl amacının, yeni hayat umudu ile çıkılan ölümüne yolculuk olduğunu bizzat haberleştirenlerdenim.
Üstelik hayli sabıkalı bir bölgede bu yaşanılanları görsem,  ilk yapacağım iş; 158 Sahil Güvenlik ya da, 155 Polis imdat ile birlikte 156’ yı tuşlayıp Jandarmaya bilgi vermek olurdu. Bunu da kesinlikle yapardım.
Bunca önlem, havadan denetim ve son olarak Drone’ ların da görev almasına karşın, halen dahi bunca kalabalık guruplar nasıl oluyor da yasa dışı yolculuklara yelteniyor?
Gözü dönmüş insan tacirleri, dalga geçer gibi,  tüm önlemlere inat yelken basma cesaretini buluyor?
Polis-Jandarma-Sahil Güvenlik’ in bunca uğraşları, onca önlemleri, gecelerini gündüzlerine kattıkları mesai gözetmeksizin çabalarına inat, insan tacirleri bu denli cesareti acaba kimden alıyor?
 Sadece; Daha da çok Para kazanma hırsı mı,  bu densizliğin nedeni…?
BU FOTOĞRAFA DİKKATLE BAKIN…
Ege’ de yaşanan bu acı olayın ayrıntılarını aktaran haber,  İhlas Haber Ajansı’ nın genç muhabiri İpek Güney’ in imzasını taşıyordu. Bizim gurubun acar muhabirlerinden Mehmet’ in nişanlısı İpek.
 Bu sözlerimi, bir reklam arası olarak algılamayın lütfen. Gerçekler ortada.
Yaşanan bu deniz kazası sırasında, onlarca hayatın Azrail ile yüz yüze kalışlarını anlatır ve sayfamızda yer alan fotoğrafa ulaşmasını bilen genç gazeteci İpek, hem eline, hem yüreğine sağlık.
Bir dram, ancak bu görsel ile aktarılırdı…
Zengin yaşam süren bir kısım zümrenin, tatil aracı bu lüks yelkenli, yep yeni güneşlerin doğacı umudu ile ölümü göze alanların, hayallerine rota doğrulmuşken, kayalıklara çarpması da aslında büyük bir şey.
Ya bu tekne açıkta batıp, onlarca can’ın ölümüne neden olsaydı?
Olası, Gazete manşetlerini gözümüzün önüne getirelim şimdi; ‘Ege’ de yine facia…”
Bir gece vakti, ay karanlığında da olabilirdi bu kaza. Ya da, tam da Dolunay ışıldarken.
 Neyse ki ‘Doğanay’ yelkenlisi, olacak bu ya, henüz metrelerce mesafe almış ve kıyıya metrelerce yakınken çarpmış kayalıklara.
Kim bilir hangi ehliyetsiz vicdansız dümendeydi?
Güya, ‘Doğanay’ yelkenlisinin rotası yepyeni bir hayata çevrilmişti. Umut yolcuları için her sabah güneş bir başka doğacaktı güya.
Öyle olmadı elbet. Ölüm yolculuğu deniler türdendi kaçış yolunda seçilen yöntem.
Ve haberlere başlık geliyordu; “Yelkenli battı, 39 kaçak yüzerek kıyıya çıktı” diye…
Şans eseri canlar gitmese de, bu kez mal sahibine göre kötü haberdi teknenin batması. Para için ölüm yolculuğu başlatanlara, belki ders olur diyeceğim ama, ‘nerede?’ 
Genç meslektaşım İpek’ in imzasını taşıyan haber metninde;
 “Çanakkale'nin Bozcaada ilçesinden Midilli'ye geçmek isteyen kaçakların bindiği yelkenli battı. 39 kaçak, yüzerek kıyıya çıktı” satırları ile yaşanılanlara özet geçilirken, detaylarda ölüm yolculuğunun nereden başladığına da dikkat…
İnsan tacirleri, Türkiye’ nin gözde tatil cennetine el atmışlar. Kaçış güzergahı rotasına bir tatil cenneti Bozcaada’ yı, hem de cennet köşesi  Akvaryum koyunu katmışlar.
Ancak şeytanın aklına gelebilecek bir plan yapmışlar. Sanki tatile çıkan kafile süsü verilen düzensiz göçmenler için, lüks bir yelkenli biçilmiş kaftan oluvermiş.
Rota belirlenmiş Akvaryum’ dan,  Midilli’ ye…
10 metre boyundaki 'Doğanay' isimli yelkenli, henüz birkaç metre ilerlemişken kayalıklara çarpıyor ve Midilli yerine batışa geçiyor.
Kesinlikle dahi yiyecek ekmekleri varmış. 39 kaçak, kulaçlarını aszrailin elinden kurtulmak için atıp kıyıya ulaşmayı başarmış.
İyi haber, 39 can’ ın halen hayatta oluşu. Kötü haber, insan tacirlerinin lüks malının artık olmayışı.
 Ha birde, bir diğer güzel haberde;  Sahil Güvenlik ekiplerinin başka bir tekne içinde, organizatör oldukları değerlendirilen 3 Ukraynalıyı yakalaması.
Toplamda, bu olayla ilgili  5'i Ukrayna 2'si Türk toplam 7 kişinin artık Adalet önünde hesap verecek olması.
 
Keşke, bu insan tacirleri okkalı cezalar alsa da, bir daha bu tür girişimlere yeltenecek düşünce sahiplerinin aklına hemen; ‘Aman ha, yanarız…’  düşüncesi kazınsa.