Şimdilerde online dönemi. Mevzuat var mı? Var elbet... Var da, bir ara ki gibi pek değil...

Vatandaş; ihtiyaç kredisi için bankaya gitmiyor artık. Rakam çok büyük edğil ise, misal 50 ile 50, hatta yüz bin aralığında aralığında ise, aranan şartları da uyuyor ise, bir tuşla ihtiaç duyulan nakit hesapta.
Hatırlıyorum da 90' ları, o günün bol sıfırlı lirası, misal bir milyon liralık kredi için istenen kefiller..
Br denir önce,  iki olur.. Hatta olmadı denilip, üç kefil istenir.
Mevzuat mevzuat.. Bugün git, yarın gel durumları. İnsan canından bezerdi..
Sanki, milyonları istedik. Oysa ki, o  günün bir milyonu, bu günün adeta bin lirası..
Ne anıları vardır hir bir vatandaşın, Devlet dairelerinin koridorlarında yaşanmış..
Örnekler versem, saymakla bitmez.. Hele hele, SSK Hastaneleri.. Müdaili ilaçlar için beklenen sıralar. Kullansan da, bir fayda etmez ilaçlar..
Hey gidi günler hey.. Aklıma, birden bir replik geldi.
Ata Demirer' in, kaseti de çıkmış güldürmecesinde geçen sözleri:
"Karada marina, karada marina. May Day, May Daş.. Hey gidi günler hey" şeklirndeki ifadesi..
Ne de gülmüştüm bu denilenlere. 'Karada Marina, Karada Marina.'  Marina nerede olacaktı ki zaar. Açık denizin ortasında mı, kara kenarında elbet..
Mevzuat demiş iken, bin dönem Türkiye düşüyor bazen insanan alkına. Çağ değişti, işleyiş de bundan etkilendi.. Bazı xeyler hayli kolaylaştı. Yalan mı?!..
Bugün git, yarın gel durumu, nerede ise ortadan kalktı bazı kurumarda. Randevu  sistemi dahilinde, hastaneler de de o eski durum çoktan değşiti.
Pasaport alacaksınız farzı misal.. Başvuru gibi, pasaport sırası almak için  eskisi gibi torpil aramaya da gerek kalmadı..
Kimin aklına gelirdi ki, Ehliyet ve pasaport' un Nüfus Müdürlüklerinden aılınabilir oluşu..
Çok örnek verilebilir, değişim için. Çağ gibi, çağa ayak uydurulma mevzusu.
"Bu konuda, geçişe, yani çağ ile uyumlu  düzenlemelere engel olacak bir aksi Mevcuat olsaydı  şayet, ne olurdu acaba?" da  diyorum bazen.
Mevzuat önemlidir vesselam. Hatta, sırıf Mevzuat'a gönderme yapılmış fıkra bile vardır.
Aktarayım mı sizlere.. Gülüseme ister misiniz şuan..
"Evet" dediğinizi işittim varsaydım. O vakit, buyurun okuyon, Mevzuat' a gönderme yapılmış o fıkrayı..
---Mevzuat Meselesi---
-Bir bürokrat görevli olarak şehirden kasabaya giderken yolda sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş. Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş;
-"İmdat, Boğuluyorum. Kurtarın beni!" diye bağırmaya başlamış.
O civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.
Bürokrat;
-"Bataklığa düştüm. Kurtar beni!" demiş..
Köylü;
-"Geçmiş olsun" demiş.
Ama kurtarmak için hiç gayret göstermemiş. Hani nerdeyse dönüp gidecek. Bürokrat paniklemiş ister istemez,
-"Lütfen, bir dal uzat. Kurtar beni!" diye yalvarmış..
Köylü:
-"Olmaz sen şu anda hazine toprakları üzerindesin. Hazine malından bir şey almak suçtur"
-"Sen, dalga mı geçiyorsun. Ölüyorum. Kurtar beni!" diye bağırmış ağzına dolan çamurlarla.
Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş.
-"Ben Hazine'den mal alıp suçlu duruma düşemem. Fakat, seni böyle bırakacak değilim. Gidip muhtara haber vereceğim. O kaymakama, kaymakam da valiyi arar mutlaka. Malmüdürüne talimat verilir. Şayet, hazine arazisi değilse. İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar..." Bürokrat:
-"Yahu.. Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm." Köylü gülmüş:
-"Ben ölmezsin demiyorum ki...
Ölsen de mevzuata uygun ölürsün!!!"