ŞİMDİ OLSA; 'HAYIR OLSUN İNŞALLAH...' DENİLEBİLİRDİ, KESİN...

Eskiden ne haddine kulların, aklından geçeni belirterek Padişaha yorum getirmesi..
Ya başın vurulur, ya sürgün...
Tarihimize meraklı, devlet arşivlerine de girmiş yaşanmışlıkları keyifle okuyorm zaman zaman.
Bir hikaye var, arşivlerde olmasa da, pek ilgi çekici.. Bir tür dönem hikayesi..
Eskinin yaşanmışılğı, ya da yaşandığı varsayılanları, hep bir mesaj taşır içinde..
Bahsedeceğim bu hikayenin de, özünde bir mesaj içerdiği kesin..
Hikaye bu ya;  Padişah, bir gece rüyasında tüm dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür.
Durum bir felaket.. Açlıktan kırılır yahu insan..
Sıkıntı içinde uyanır Padişan. Vezirini çağırıp sarayın rüya tabircisinin hemen huzuruna getirilmesini buyurur.
Denilen yerine getirilir an itibari ile.. Gecenin kaçı olmuş, fark etmez.. Buyruk, Padişah buyuruğu sonuçta.
Derhal yatağından kalrdırılan, bu nedenle de kesinlikle uyku sersemi tabircibaşı yanına getirilince Padişahın, Padaşah da  düşünü anlatır detaylıca ve sorar;
"Tabircibaşı, bu rüya hayır mıdır, şer midir?
Neye işarettir, hele...Bunu bana tez  söyle."
Uykusersemliği halen üzerindeki tabircibaşı, önce biraz düşünür.. Soru için yanıt gerek..
Rüya bu, tez tabir gerek.. Sonra utana sıkıla bir durumda:
"Şerdir, Padişahım" der.
"Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, tüm yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz."
Bu sözler, bir anda gerer ortamı..Nasıl sözler bunlar böyle..
Haliyle, derin sessizlik olur.. Sezsizilği Padişahın sözleri bozar..
 Kükrer adeta Padişah.. "Tez atın şunu zindana, felaket habercisi olmak neymiş öğrensin!"
Hikaye işte.. Tabir etsen bir bela, etmesen başka bela..
İşini yapan Tabircibaşı, yaka paça götürülüp zindana atılır.
Padişah bir başka tabircinin bulunmasını emreder. Buiyruk yerine getirilir, huzura getirilen ikinci tabirciye de rüyasını anlatıp sorar:
"Hayır mıdır, şer midir?" diye..
İkinci tabirci de önce biraz düşünür; ama sonra yüzü aydınlanır...
"Hayırdır, Padişahım!" der.
"Bu rüya, tüm yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınızı gösterir. Daha nice seneler boyu ülkenizi yönetebileceksiniz."
Padişah, ağzı kulaklarında buyurur: "Bu tabirciye iki kese altın verin!"
Tabir önemli elbet.. İyi de şer de tabirde.. İfadeler de önemli bu arada.. 
Hikaye işte.. Başından sonuna durumu izleyenler, hikaye bu ya tabirciye sorarlar:
"Aslında sen de tabircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Neden onu cezalandırdı da seni ödüllendirdi?" diye..
Tabirci güler ve, Elbette aynı şeyi söyledik; ama önemli olan, kimilerine NE söylediğin değil, NASIL söylediğindir.?
Dilimizde tüy bitiyor bazen, tekrar etmekten..
Sonra, başka başka örnekler vererek anlatıyor, yazıya döküyoruz... yine nafile.. !
Anlamak istenmediğinden midir, bunuda biz anlayamıyoruz..!