Böyle olsaydı şayet, yine bir ilgili bakardı konuya ve ilgilenirdi ‘Ne oluyor’ diye araştırırdı.

Söz konusu kayıba gelince, taş olmasına taş da anlattığı bir koca tarih. Osmanlı tarihi yani.
 
Çanakkale Savaşları sırasında bir Osmanlı Subayının,  gelecek nesillere aktarmak için bir yandan savaşıp bir yandan tarihi noktayı tescillemek adına uğraşına en güzel örnek ti aynı zamanda bu tarihi anlatır taş.
 
Sadece taş mıydı acaba bahsettiğim. Taş diyorum diye mi ilgilenen olmadı bu konuyla.
 
Taş diye tanımladığım, üzeri Osmanlıca yazılı ve bulunduğu o noktanın özelliğini dile getirir Mihrabiye’ nin değeri hiç yokmuş anlaşılan.
   
Baksanıza, kimse konuyla ilgili şu yapıldı bu yapıldı demedi.
 
Şimdi bir soru geliyor aklıma. ‘Taş diye bahsettiğim Mihrabiye’ nin Yok mu tarihten günümüze bir mesajı?’
 
Kayıp olduğunu dile getirir haberde yazdığından, tekrarlamayacağım söz konusu kayıp Mihrabiye’ nin ne anlam taşıdığını.
 
Bir Osmanlı subayının uğraşları ile hazırlanan o Mihrabiye taşının, 6 ay kadar önce bulunduğu bölgeden alınması, aslında ‘Tarih böyle yok oluyor’ dememe de neden.
 
Galiba dilim çok uzadı bu aralar. Tarihini bilmeyen, geleceğini ne bilir demek de geliyor aklıma lakin, sabır yönüm ağır basıyor.
 
Hazır bir dil muhabbetine girmişken,  ‘DİLSİZ ŞEYTAN DEĞİLİM…’ çıkışını gördüğüm o başlık altındaki aktarımdan bahsetmek istiyorum.
 
Bu başlık altında; “Peygamber efendimiz Hz. Muhammed bir Hadis-i Şerif'in de şöyle diyor” diyor du, sosyal medya takibinden kopamadığım bir ağabey.
 
Ağabey deyince, tahmin etmişsinizdir hemen Recep ağabeyden bahsettiğimi.
 
Recep ağabey, Hazreti Peygamberin hadisini paylaşırken;
 "Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır" sözünü hatırlatıyor ve ardından da naçizane kendi üslubu ile veriştiriyordu. 
 
“Ben dilsiz şeytan olmadım hiç. Hayatım boyunca haksızlıkların karşısında oldum.
 Garibanın yanında durdum daima.
 
Horlanan, küçük görülen, küçümsenen onurlu insanların yanında bulundum hep.
 
Saltanat süren efendilerin zevklerini sürmeleri için ezdikleri insanları savundum sürekli” diyordu Recep ağabey.
 
Sosyal medyadan kendisini takip etmekten asla vazgeçmeyeceğim isimlerden olduğundan, okuduğumda her düşüncesinin ne de doğru olduğuna bir kez daha tanık olmam, Recep ağabeyin sıkı takipçisi olmamın aslında ne kadar doğru olduğunun bir başka sebebi.
 
Olası; ‘neden ısrarlı takiptesin’ sorusuna verdiğim bu uzunca yanıt ardından, devam edeyim de, neden sorusuna bir yanıtı da Recep ağabeyin bu aktarım versin.
 
İlk kez benim köşemi takip eden biri vardır diye, Recep ağabeyin kim olduğunu tekrar edeyim. Kendileri MHP’ nin kurmaylarından. İl Genel Meclisi üyesi ve MHP Grup Başkanvekili. Ayrıca da emekli bir eğitimci.
 
Minik bir Recep ağabey reklamı molası sonrasında, devam ediyorum onun sözleri ile;
 
“Dilsiz şeytan olmadım hiç. Sanayi devi patronların bile elini öpmedim, el pençe divan durmadım.
 
Alınterini; insanın Şeref'i bildim,onuru kabul ettim.
Şimdiii; Yine aynı yolda devam diyorum ve yürüyorum.
 
Kimler Çanakkale'de insanların onuruyla oynuyorsa yine kavgaya devam edeceğim.
 
Ben tek, onlar hepsi.
 
İnsanların emekleriyle dalga geçenler her kim olursa olsun düşmanımdır.
 
Dilsiz şeytan değilim çünkü… Susmayacağım.
 
 Ve doğru bildiklerimi her mekanda, her şartta konuşmaya devam edeceğim.
 
Sesime ses veren olur mu bilmem .
 Ben doğrunun yanında olacağım, insanın yanında olacağım. Sesi çıkmayan bütün gariplerin sesi olacağım yine.
 
Yetimin, öksüzün hakkını yandaşlarına peşkeş çeken şirketler, insanların zor durumunu siyaseten kar haline dönüştüren siyasiler…
 
Bekleyin bakalım. Görelim Mevlam neyler; Neylerse güzel eyler…”
 
Recep ağabeyin bu sözlerine karşı kritik yapıp, detaylarını açma girişimine hiç de niyetim yok.
 
Daha ne denir ki bu değerlendirme üzerine.
 
Fakat yine de bir sözü de hatırlatmadan geçemeyeceğim. Atalarımız demiş ya, ‘Doğru söyleyeni, 9 Köyden kovarlar’
 
Varsın kovsunlar. Memlekette köy mü yok….
 
Sosyal medya takibindeyken, okumadan geçemediğim bir çağrısı da vardı Recep ağabeyin.
 
“Dinle dostum;” diyor ve ekliyordu;
 
 “Ne kadar bıkkın,umutsuz,yorgun olsan da, Allah'ımdan yüzünü çevirme...
 O;seni biliyor, tanıyor. Yüreğinden geçenleri biliyor.
Her şeyden önce, En umutsuz olduğun bir saniyede, elinden tutacağına İnan daima.
Tutacak mutlaka ellerinden.
 
Güzellikler senin olacak,mutluluklar senin. Allahım mutlaka hep korudu seni yanlışlardan, hatalardan.
 
Sen farketmemişsindir bile. Sağlığının sebebi O..
Bu inançtır seni ayakta tutacak olan, sen güven sadece..
Yarı yolda bırakmaz ki Allahım kendisine inananı...
Demedi deme…”
 
Kıssadan hisse çıkartır mıyız bilemem ama, mesajı alanlardanım.
İyi ki dedin Recep ağabey…