Bence de doğru söz.. Yırtınıyoruz günlerdir: 'Bu yıl denize giremeyeceğiz...' derdindeyiz..

Bence de doğru söz.. Yırtınıyoruz günlerdir: "Bu yıl denize giremeyeceğiz..." derdindeyiz..
Deniz birg üzel elden gitmiş, bir halen neyin derdindeyiz...?
Dnei temiz kalsın da, bırakalım girmeyelim bu sene..!
Deniz, eskisi gibi olsun da, girmeyelim bizler suya, gerekir ise bir beş on sene...!
Deniz salyası diye boşa dememiş balıkçılar.. Bilimde Adı Müsilaj olsa da, bence balıkçının verdiği isim, tam da drurumu özetliyor.
Ağlayan, feryad eden, acı içinde kıvrananlar, biliriz ki salya sümük ağlarlar.. Deniz de tam bu durumda anlaşılan.. Salyası içimizi ayrı bir yakıylor, kimimizde ise, bu yıl denize giremeyeceğiz çilesi.. Yahu; diyorum ya, deniz elden gitmiş, biz neyin derdindeyiz..
Çevre ve Doğa Dernekleri Federasyonu Başkanı, Bünyşamin nami Tnoka, ne de güzel sözler etti yine..
Durumu en bariz şekilde özetledi aslında.. Bariz ifadem sanırım yanlış düştü şu durumda.. Gerçekçi anlattı olanı.. Gerçekçi konuqştu Hoca.. "Hepimiz Suçluyuz" doer ikenr..
Vurgu hayli net bence de, çünkü  hepimizde bariz suç, bariz kabahat.. Bariz suçluyuz hepimiz...   
DENİZ HAÜKİKATEN SALYA SÜMÜK ASLINDA…
ÖLÜYORUM BEN, GÖRMÜYOR MUSUNUZ ÇIĞLIĞINDA…!
Bu noktada, Çevre ve Doğga Dernekleri Federasyonu Başkanı sayın Tonka, pek güzel vurgulamış asıl olanı…
Kim hayır diyebilir ki bu durumda; “Hepimiz suçluyuz!” tespitine..
Sayın Tonka, ekliyordu ayrıca, paragraf paragraf..
“Daha büyük faciaların ayak izleri...” der iken.,. Şimdi bireliri kalkmıp diyebilir.. Daha büyüğü ne ola ki..? şeklinde de sora da bilir..
Daha büyüğü, bu yıl denize giremeyecekleri derdindekilerin felaketi mesela.. Yalan mı?
Sayın hoca; “Herkes suskun...” diyordu birde..
“Bizim, yeri göğü inleten çevrecilerimiz nerede?” diye de soruyordu… Bilmem, gzöleri o çevrecileri arayan var mı sahi etrafta..!!!
 
Sayın Hoca; “Siyasilerimizden de tek söz duymadık... Bunlar nerede yaşıyorlar acaba?” da diordu mesela..
Sahi, hiç yoklar artık ortada..!
“Burada, balıklar boğularak ölüyor!” vurgusuna ne demeli, Sayın Tonka’ nın.,. Oysaki , bir çoğumuz  Görüyoruz ve sadece ah vah çekiyoruz.. Yalan mı..?
“Denizin dibi, jel gibi...” der iken Bünyamin Nami Tonka, hemen her gece ana haber bültenlerinhde yayınlanan görüntülerden söz ediyordu..
Her gece, ölümüne tanıklık ettiğimiz ‘Mavi Vatan’ ı anlatan o haberlerden izlemeyen var mı sahi aramızda..!!
Bu arada, deniz kenarındayız, sahil şehrinin yaşayanlarıyız. Hani en çok balık tüketen olmasak da, olta alıp tutanımız çoktu bir aralar balıkları..
1915’ de, uğrunca can verdiğimiz ve 7 Düvel7e geçilmez kıldığımız boğazın bizlere nimet olarak sunduğu, Lüfer’ i, Çinekop’ u, Çipura’ yı, İstavrit ’i.. Hele hele Menekşeleri, İzmaritleri..
Bu noktada da sözü vardı Çevre ve Doğa Dernekleri Federasyonu Başkanı sayın Tonka’ nın, tabi ki de anlayana..
Diyordu ku açık seçik; “Balıkların üremesi mümkün değil... Balıkçılığımız yok olmakta...
Yazık ki, ne yazık! Yürek yaramız..”
Hakikaten de öyle, yüreklerimiz yaralı.. Boğaz da elden gitti, Marmara’ da..
Kıyısında, bele kadar suda, Midye çıkarıp, yaz aylarında, ateş yakıp.. Teneke üstünde pişirdiğimiz midyeleri de artık her zaman bulduğumuz yerde, bulamayacağız bu gidiş ile.. Bilin istedim..
Çünkü, görünen köy kılavuz istemez demiş atalar, yalan mı..!!!