Gerçekten öyle mi?

Diziler, Sinema filmleri ve daha niceleri. Sanat için ya da dönem için yaşanmışlıkları günümüze taşımak için mi, aşk, entrika, hainlik, acımasız ve vicdansızlıkları anlatmak ya da sosyal mesaj vermek için mi yapılır?
Yok sa, Subliminal mesaj mıdır verilmek istenen?
Sorular sorup yanıt aramaktan ziyade, ekranlara kilitlenmemizi sağlayan bazı çalışmaların hakikaten tehlikeli olup olmadığını sorgulamak gerekir mi acaba diye geçirdim içimden.
Duyduğum replikten yola çıkarak ve ardından da gelen yorumlara tesadüfen kanal turu atarken kulak misafiri olduğumdan, bu konuya bir göz atalım istedim.
Her şey, geçen hafta başladı. Bir dönem dizisini yer aldığı kanala, önceki gece de haliyle takıldım kaldım.
Yeni bir tiryakilik aradığımdan olsa gerek, adı hoş gelen o diziyi, ‘Vatanım Sensin’ i pür dikkat izledim. Hem de oldukça diziye kilitlenerek.
Fakat o da ne? O nasıl söz? O nasıl bir soru? Dememe neden olan replik karşısında, makine çalıştı bir an. Düşündüm. Ne anlatılmak istendi acaba diye…
Amacım sinema, dizi eleştirmenliğine soyunmak değil bu arada. Yanlış anlaşılmasın…
1912-1919 yıları arasındaki dönemi anlatır dizinin ilk noktası Selanik ve 7 sonrası İzmir.
Yunan işgali yılları ve bir vatan hainliği…
 Başrollerini Bergüzar Korel ile eşi Halit Ergenç' in üstlendiği o dizi, muhtemelen Türkiye'yi ekrana kilitledi.
Dizinin ikinci bölümünün yayımlandığı günün akşamı ve  sabahında,  İzleyicilerin #vataniçin hashtag'i ile paylaşımlarda bulundukları da gözlemlenen bir gelişme olmuş. Kısacası diziye ilişkin paylaşımlar sosyal medyaya ya damga vuran türden.
Dizinin ilk bölümünde, Osmanlı Devletine hainlik yapan Selanik Miralay’ına silah çeken Cevdet komutan, sırtından kan kardeşince vuruluyordu. Sonrasında da  2. Bölüm geldi.
 Bu kez, Osmanlı'ya ihanet ettiği düşünülen isim Selanik’ te vurulan Binbaşı Cevdet' di. Çünkü 7 yıl sonra Albay Üniforması sırtında; İzmir’ in işgalci güçleri arasındaydı Cevdet. Yani karakteri canlandıran sanatçı  Halit Ergenç.
 Bu bölümde, 'Cevdet vatan haini mi' soruları gelirken akıllara, yanıt bulduran yine dizinin içinde verilen bir sahne oldu. Neden Yunan ordusu üniforması kuşanan Cevdet’ i anlatır replik geçiyordu.
Birlikte esir düştükleri kampta, bir Osmanlı Çavuşu, Binbaşı Cevdet’e soruyordu. ‘Vatan için Vatan haini olumusun?’ diye.
Sözde hinlik gerek ti Osmanlının selameti için. Senaryo bu ya…
‘Ne var ki bunda’ diye düşünenlerden olmadığımı,   dizi bitimi sonrası kanalları dolaşırken takıldığım programda kulaklarımla işittim.
Ne tesadüf ki, bir TV kanalında, benim de takıldığım o replik üzerine, bir gazeteci  ‘Subliminal mesaj mı veriliyor’ diye soruyordu.
Bilindiği üzere, ‘Subliminal mesaj’  bilinçaltı mesaj da denilebilir ki buna,  başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret yardımıyla sunulmak istenen mesaj demek.
Fakat obje değil, soruyla ortaya çıkan bir durum du dizide geçen.
Normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmış bu mesaj şekli. Yani Subliminal.
Şu anda, Suphanallah demeden de geçemedim ayrıca…
Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından fark edilemezlermiş üstelik.
Peki; Ben fark ettiğime göre, kulaklarım iyi duyuyor demek ki.
Bilinç dikkati de ne ayrıca… KULAKLARIM YETER...
Bu mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri de ileri sürülmekteymiş.  Araştıranlar uzmanlar olduğu için yazdım bu detayı.
Subliminal teknikler reklamcılık başta,  propaganda alanlarında da sıklıkla kullanılmakta bilindiği üzere.
Dizilerde veya filmlerde karakterlerin içtiği içecek markaları, kıyafetleri subliminal mesaj örneklemelerinden olsa da, bu tekniklerin amaçları, etkisi, kullanım sıklığı ve rekabet gibi konularda ahlaka uygunluğu konuları da oldukça tartışmaya açık kalmakta.
Şu ana kadar yapılan araştırma ve konu üzerine çalışmalar neticesinde,  en bilinçli ve defansif kişilerin dahi  bu mesajları ilk bakışta %100 olarak çözemedikleri de ne yazık ki tespit edilmiş.
Bunun da toplumları yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bıraktığı kesinmiş ayrıca.
Bu mesaj şekline ilişkin,  TBMM de 15 Şubat 2011 tarihinde kabul edilen 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 9.maddesinin 2. fıkrası gereği "Ticarî iletişimde bilinçaltı teknikleri kullanılamaz."  Şeklindeki karar da alındı biline…
Yapımcı: Nermin Eroğlu,  Yönetmen: Yağmur-Durul Taylan, Senaryo ise  Necati Şahin, Nuran Evren Şit’e ait bu dizi için.
 Dedim ya, dizinin ikinci bölümü bittikten sonra,  kanal turu atarken rastladığım yorum da haliyle dikkatimi çekiverdi.
Nereye biliyor musunuz?  Hainliğin adresi FETÖ ‘ ye…
 Turgay Güler'in hazırlayıp sunduğu, ‘ En Sıradışı’ programı, bahsettiğim dizinin yayımlandığı gece ekrandaydı.
 Stüdyo konukları Hasan Öztürk, Yusuf Ziya Cömert, Ahmet Kekeç ve Salih Tuna’ydı.
 Yeni Şafek yazarı Salih Tuna konuşurken rastladım o denilenlere. Duyduklarım, tam da benim dikkatimi çeken o soru üzerineydi.
Hani replikte geçen soru. Ondan bahsediyordu Salih Tuna.
Hem de, senaristi olarak tanıttığı kişinin, FETÖ filmi diye bilinen Selam’ ın senaristi de olduğunu ileri sürerek.
Haliyle aklıma gelmedi değil. ‘Vatan için, Vatan haini olur musun?’ sorusunun ardında yatan gerçek ne?
İddia edildiği gibi, Senaristin maksadı, aylar öncesinin yaşanmışlığıyla mı alaka dolu.
Subliminal bir mesaj mı,  bu soru?
Subhanallah…