Karşısındakiyle konuşmak yerine karşısındakine konuşan, sözünün üzerine söz duymak istemeyen, kendi düşüncelerine benzemeyen fikirlerin dile getirilmesini ve uygulanmasını engelleyen...

Karşısındakiyle konuşmak yerine karşısındakine konuşan, sözünün üzerine söz duymak istemeyen, kendi düşüncelerine benzemeyen fikirlerin dile getirilmesini ve uygulanmasını engelleyen, beklediğinin aksi bir sonuçla karşılaştığında saldırganlaşan karakter yabancı değil. Yakın ilişki içinde olmayınca idare etmesi kolay, ama aile içinden veya beraber çalışılan biriyse işler zorlaşıyor.
 
Otoriter biriyle nasıl iletişim kurulursa hayat daha kolay hale gelir?
 
Bu kişiyle iletişimi yönetebilmenin yolu, otoriterliğinin sebeplerini anlamaktan geçiyor. Şahsına özel bir çalışma yapmaya gerek yok. Otoriterliğin sebepleri aynı kaynaktan besleniyor ve otoriter kişiliklerin özellikleri ortak.
 
Otorite nedir?
 
Bir bireyin bir veya daha fazla kişi üzerindeki etkisi, otorite olarak tanımlanıyor.
 
 Otoriteyi tarif eden etki ve güç, psikanalizde savunma mekanizması ile ilişkilendiriliyor. Özellikle, aktörleri farkında olmadan kurulan güç ilişkilerinin incelendiği çalışmalarda, anne-baba-çocuk ilişkilerinde otorite figürü ile özdeşleşmenin, iktidar ve itaat ihtiyacının altında yatan nedenler araştırılıyor. [1]
 
Otoriter kimdir?
Psikoloji alanındaki araştırmalar otoriterliğin bir kişilik özelliği değil, daha ziyade sosyal kategori, eğitim ve zekâ düzeyi ile açıklanan bir durum olduğunu ortaya koyuyor. Otoriter kişilik bir yandan katı ve kuralları sorgulamadan kabul eden, otorite kurmaktan zevk alan bir yapıya sahip, öte yandan itaat edeceği bir otoriteye ihtiyaç duyuyor. [2]
 
 
Otoriterliğin temel sebepleri nelerdir?
Otoriterlik, kişinin geçmiş deneyimlerini yansıtıyor. Boyun eğmeye, kimi değer ve kuralları kabul etmeye zorlanarak, eleştirilerek yetiştirildiğine ve çoğu kez fiziksel-duygusal şiddet gördüğüne işaret ediyor.
 
Otoriterlik, duygusal durumun bir yansıması: Kendini güvende hissetmeme sonucu savunmaya geçmek. Otorite kurmak pozisyonunu korumanın, güvende hissetmenin bir yolu. Tehdit olarak gördüklerini, kendisine zarar verme fırsatı bulamasınlar diye saldırarak bastırmaya çalışmak. Basir, evrensel bir örnek: Sabah ofise surat asarak giren, ilk işi birini azarlamak olan yöneticinin durumu.
 
Otoriter insanın tipik özellikleri nelerdir?
 
Otoriter insan, çevresindekileri kendi düşüncelerini kabul etmeye zorluyor ve kendilerine ait fikirleri olmasını engellemeye çalışıyor. Bunu, onları zayıflatıp kendine bağımlı kılmanın bir yolu olarak görüyor.
 
 
Üzerlerinde otorite kurması daha kolay olduğu için, zayıf kişileri daha fazla eziyor. Mesela evde çocukları, iş ortamında kendisine bağlı çalışan özgüveni düşük insanları ve diğer alt kademe çalışanları.
 
 
Otoriter insanın bütün amacı gücünü göstermek ve kabul ettirmek. Bu da onu empati ve hoşgörü yeteneğinden yoksun kılıyor.
 
 
Beklentilerine uygun olmayan gelişmeler karşısında saldırganlaşıyor.
 
Hükmetmeye çalışırken, kendisinin üzerinde gördüğü bir otoriteye itaat etmeye de ihtiyaç duyuyor. Çoğu kez anne-baba veya bir diğer aile büyüğüne, kendisinden yaşça büyük otoriter bir figüre ve eşanlı olarak kurallarını sorgulanmaz bulup uyguladığı bir düşünce sistemine itaat ediyor.
 
İyi insanlara kötü şeyler yaptıran 14 psikolojik etken
 
İyi insanlara kötü şeyler yaptıran 14 psikolojik etken
Otoriter insanla nasıl iletişim kurmak gerekir?
 
Otoriter insanla ilişkiyi yönetebilmek için eylemlerini şahsî almamak, aksine güvensiz ve korku duyan birinin genel kendini koruma çabası olduğunu her seferinde hatırlamak gerekiyor. (Şahsî almak, savunmaya geçmeye sebep oluyor ve bu ona birini bastırarak gücünü göstermesi için yeni bir fırsat sunuyor.)
 
Ne kadar sesini yükseltirse yükseltsin, sükûnetle “ben” dili kullanarak uyarmak daha ileri gitmesini engellemek açısından önemli. Meselâ konuşma tonunu değiştirmesini istemek. “Bu tondan hiç hoşlanmıyorum” demek (“Bağırmadan konuş” yerine). Veya “Biraz daha nazik olmanı beklerdim” demek (“Doğru konuş” yerine).
 
 
Otoriter kişinin en azından bazı taleplerine “Hayır” demek, sınırları olduğunu hatırlatıyor.
 
 
Birebir iletişimi azaltmak da tansiyonu azaltacak bir başka çözüm.
 
 
Otoriter kişinin otoritesini pekiştirmek üzere gerçekleştirdiği yakınlaşma hamlelerini, bir tür telafi çabası olarak yorumlamak doğru değil. Bu kişi eğer işyerinde yöneticiyse şakalarına karşılık vermemek, iş saatleri dışındaki davet tekliflerini kabul etmemek gerekiyor.
 
Asla yapılmaması gereken ise gürültülü savunmaya geçmek, tartışmaya girmek. Bunlar sadece otoriter kişiye gücünü gösterme fırsatı sunmaya yarıyor. Zayıflık belirtisi olarak algıladığı “Özür dilerim” sözü de üzerinde benzer bir etki yaratıyor.
 
Otoriter insan değişebilir mi?
Çocuk eğitiminde otoriterliği benimseyen kültürler, otoriter bireyler yetiştiriyor. Bu kültürlerde otorite ve itaati, yaş ve pozisyon kriterleri belirliyor. Yaşça büyük veya üst konumda bulunan hükmetme hakkına sahip olduğuna, daha genç veya alt konumda yer alan itaat etmesi gerektiğine inanıyor. Davranışlar, aile içi ve toplumsal roller bu doğrultuda belirleniyor. Otoriterlik ve itaat, kültürün parçası bireyler tarafından çocukluk döneminde kabul ediliyor ve ilerleyen yıllarda eşanlı uygulanıyor. Başka deyişle, otoriterlikten şikâyet eden biri, aynı anda bir başkasının otoriterliğinden şikâyet ettiği kişi haline gelebiliyor.
 
 
Peki otoriter özellikler gösterdiğini fark eden ve değişme kararı alan biri neler yapabilir? Fransız Psikoterapist Catherine Aimelet-Périssol’ün önerilerinden hareketle, biraz iç gözlem yapıp basit adımlarla eyleme geçmek yardımcı olabilir.[3]
 
 
1- Tavırlarının sebebini anlamak. Bunun için, gösterdiği otoriter tavrın sebebi olan, geçmişteki deneyimlerini hatırlamak. Otoriterliğinin aslında gördüğü baskıdan, engellenmelerden kaynaklandığını fark etmek.
 
2- Başkalarına karşı daha anlayışlı ve ılımlı olabilmesi için, önce kendine hoşgörü ve şefkat göstermeyi öğrenmesi gerekiyor. Dürüstçe çocukluğuna dönmesi, duyduğu acıyı kendine ifade etmesi ve bu acıyı iyileştirme isteğini duyması. Bu aynı zamanda, bugün hissettiği tehdidin geçmişte kaldığını ve artık geçerliliği olmayan bir tehdit için önlem almasına gerek olmadığını görmesini de sağlayabilir.
 
3- Karşısındakini hedef alan “sen” dilini değiştirmesi, günlük iletişimini sağlıklı kurmasının ilk şartı. Mesela “Bir çuval inciri berbat ettin” yerine, “Bence şöyle yapmak da mümkündü: …” demek.
4- Bütün duygular gibi otoriterliğin kaynağı olan duyguları ifade etmek de bir ihtiyaç. Açığa çıkmayı bekleyen bu duyguları saldırganlaşmadan serbest bırakmak için fiziksel aktivitede bulunmak ise diğer adımların atılmasını kolaylaştıracak bir diğer yol.