Cinayeti işlediği iddiası ile tutuklanan  Ufuk Akçakaya’nın duruşması Çanakkale 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.  Cinayetin aydınlanması için gerçekleştirilen mahkemeye   Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katılan sanık Ufuk Akçekaya savunmasında tahliyesiniistedi. Karşı tarafın Avukatının ise sanığın ağır bir şekilde cezalandırılmasını istediği mahkeme 20 Şubat’a ertelendi.
Fen Bilimleri Eğitim Kurumları kurucusu evli ve 2 çocuk babası Nazmi Arıkan, şoförü Şerif Eker ile geçen yıl Kurban Bayramı tatili için Gelibolu'nun Karainebeyli köyünde küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan çiftliğine geldi.  Çalışanların ve ailelerin ikiliye ulaşmaması üzerine  durum jandarmaya bildirildi. Olay yerine gelen ekipler  Nazmi Arıkan ve Şoförünün cansız bedenleri ile karşılaştı.  Kesin ölüm raporu için  Yapılan otopside   Arıkan da 12'si öldürücü 47, şoförü Şerif Eker’de ise 27'si öldürücü 66 kesici ve delici alet yarası tespit edilmişti.  Otopsinin ardından Arıkan ve Eker'in cenazeleri, 15 Temmuz'da İstanbul'da toprağa verildi. Başlatılan soruşturma kapsamında çifte cinayetin şüphelisi iddiasıyla Tokatspor Kulüp Başkanı Ufuk Akçekaya, İstanbul'da yakalanıp, gözaltına alındı.
Ben Yapmadım
  Çanakkale 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katılan sanık Ufuk Akçekaya  savunmasını yaptı. O güne gelene kadar geçen süreci anlatan sanık Ufuk Akçekaya    “Sabıka kaydım yok. Ben yapmadım. Kimya öğretmeniyim. 2016'da Nazmi Arıkan Fen Bilimleri ile isim hakkı için lisans sözleşmesi imzaladık, iş ilişkimiz böyle başladı. Nazmi Arıkan ve oğulları bana bu süreçte haksızlıklar yaptılar. Sözlerini tutmadılar. Beykent Koleji ile sözleşme iptal edildi. 8 şubem vardı 1 gecede isim hakkını aldılar. 10 yıllık sözleşmeyi iptal ettiler. Beni mahvettiler. Binlerce öğrencinin kayıt iptali başladı. Gerekçe olarak 'para ödemedin' dediler. Yalan tabi. Beni tek ve güçsüz zannettiler. Onlara 10 yıllık anlaşmamız vardı, 7 milyon dolar tazminat vereceksiniz dedim, hayır dediler. Tüm nakit akışım durdu. Eşimle ayrıldım. Fahrettin Ceylan bana dedi ki; 'git paranı al'. Bende bayramın 3. günü gittim. Korktum geri döndüm” dedi.
Cinayetin Üzerime Kalacağından Korkup Kaçtım
Olay Günü yaşananları da anlatan Ufuk Akçekaya, yaralılara müdahale ederken birinin fotoğraflarını çektiğini fark ettiğini de aktararak “Ertesi gün tekrar gittim paramı alırım umuduyla gittim. Tarlada bir kaç saat bekledim. Eve girdiğimde kanlar içinde yerde yatıyorlardı. Ev gaz kokusu vardı. Kavga ederiz diye eldivenlerimi almıştım. Sonra Nazmi Arıkan'ın yarasına tampon yaptım. O sırada kağıtların yandığını gördüm. Dolaptan en büyük şişeyi aldım, söndürmek için üzerine döktüm. Ama rakı olduğunu anlayınca bıraktım. O sırada birinin benim fotoğrafımı çektiğini fark ettim. Yüzünde maske olan ve uzun boylu olan kişi balkondan atladı. Ben yapmadım, 6 aydır haksız yere cezaevinde yatıyorum. Cinayet üzerime kalacağı düşüncesiyle korkup, kaçtım. Nazmi Arıkan'ın aracına binip gitmek istedim. Zaten ben yapmış olsam, eldiveni orada bırakmaz, rakıyla tüm evi yakardım, yurt dışına kaçardım. Ben yapmadım. Sabıkam, kaçma şüphem, delilleri karatma şüphem yok, ben yapmadım, tahliyemi istiyorum” dedi.
Şerif Eker'in abisi Ahmet Eker, duruşmada, “Masum iki insanı öldürdü. Cezası ne ise onu verin” diye konuştu.
Hiçbir Ödeme Yapmayınca Lisansı Geri Aldık
Nazmi Arıkan’ın oğlu Kurtuluş Arıkan ise, yaptığı konuşmasında  marka yüzünden çıkan tartışma sürecine değinerek  “Nazmi Arıkan'ın oğlu olmaktan gurur duyuyorum. Babam 50 yıldır Türkiye'nin önde gelen eğitimcilerindendir. Tanınmış bir eğitimciydi. Fen Bilimlerinin kurucusudur. İnternete girip adını yazmanız yeterlidir. Kötü bir şey asla bulamazsınız. 25 yıl evde yaşadık, beraber çalıştık ağzından bir tek kötü söz çıkmadı. Pandemi döneminde Gelibolu'da tarım ve hayvancılık için yatırım yaptı. Çok güzel bir çiftliği vardı, keyif alıyordu. Şerif Eker ile yol arkadaşı olmuşlardı. Babam ve Şerif Eker'in canice katledilmesi bütün camiayı çok üzdü. Gelibolu'da tanınan biriydi. Herkes babam için çok üzüldü. Sanık ile 2016'da marka lisans sözleşmesi yaptık. Sanık bir süre sonra sorumluluklarını yerine getirmemeye başladı. Vergi sigorta ve öğretmen maaşlarını ödemedi. Kiraları ödemedi. Kurumumuza da ödeme yapmadı. Markamız bu süreçte olumsuz etkilendi. Kendisini sözlü olarak çok uyardık. Hukuki yollardan süreci işlettik. Lisansı geri aldık” dedi.
Lisans Davasından Sonra Tehditlere Başlamış
Lisansı  mahkemesini kazandıktan sonra sanık Ufuk Akçekaya ‘nın kendilerini taciz etmeye ve tehditler savurmaya başladığını dile getiren Nazmi Arıkan’ın oğlu Kurtuluş Arıkan, mahkeme sonrası sürece de değinerek “Öğrenci ve öğretmenlere destek verdik. Sözleşme iptal olunca işyerine gelip tacizlere başladı. Tehditlere başladı, babama kardeşime 'sizleri mahvedeceğim, göreceksiniz çok kötü olacak bunun sonu, Fen Bilimlerini yerle bir edicem, bunlar FETÖ'cü' gibi yersiz ithamlarda bulundu. 100'den fazla kurucu insana mesaj attı. Sakinliğimizi koruduk, telefonunu engelledik. 2020'de işyerimize geldi, çalışanlarımızı tehdit etti. Kadıköy'deki ofise yakın kafelerden bizi izledi. Yaşadığımız süreç anlatılmaz. Kendisi takıntılı bir insan. Bizim dillerimiz farklı. Uzak durmaya çalıştık. Taciz ve şiddetin boyutu arttı. Babam 2020'de şikayette bulundu. Hatta bundan ceza aldı. Babamızı bizden kopardı. Şuanda ne yazık ki Nazmi Arıkan aramızda yok. Hep gelecek ile ilgili plan yapardı babam. Çocukları ve torunlarıyla, öğretmenleriyle, çalışanlarıyla mutlu bir süreç yaşamak istiyordu. Fakirliğin dibinden gelmiş ve kendini eğitime adamış bir insan. Nasıl bir düşmanlık, nasıl bir kin, suçsuz ve günahsız iki insanı katletmesi affedilir gibi değil. Binlerce insana dokunmuş bir insandan bahsediyoruz. Böyle bir insanın böyle bir şekilde katledilmesi kamuoyunu çok rahatsız etmiştir. Cenazesinde 5 binin üzerinde kişi vardı. Babamın hiç kimseyle sorunu yoktu. Bu adamla ile ilgili doğru karar vereceğinize inanıyorum” şeklinde konuştu” dedi.
Gereken Cezanın Verileceğine İnanıyorum
Nazmi Arıkan’ın oğlu Kazım Onur Arıkan, “Eşim 8 aylık hamileydi. Sanık Nişantaşı'nda yanımıza gelip işkence tarzı bir sürü iğrenç kelimeyi sıraladı. Bu tehditler 3 yıl kadar sürdü. Kabus gibi çöktü üzerimize. Bir toplantımızı bastı. Artık babam yok, bu cani katil babamı ve çok sevdiği Şerif Eker'i savunmasız şekilde 100'ün üzerinde bıçak darbesiyle katletti. Babamın binlerce çalışanının ve binlerce seveninin yüreği sızlıyor. Gereken cezayı vereceğine inanıyorum, adalete güveniyorum” dedi.
Şerif Eker'in ablası Emine Ünal, “Benim kardeşim masumdu. Sen nasıl uyuyabiliyorsun, nasıl yemek yiyorsun, sonuna kadar şikayetçiyim. Sanık araya girerek 'ablacağım bunu yapanlara soracaksın, ben yapmadım” dedi.
Müşteki Avukatı En Ağır Cezayı İstedi
Müşteki Avukatı Kaan Karcılıoğlu, “Bunu acılı ailenin yanında tekrar söylemek çok zor ancak mesleğimizin gereği bunu anlatmam gerekiyor, sanık Nazmi Arıkan'ı defalarca kez bıçaklıyor. Nazmi Arıkan, Şerif Eker'i arıyor ve 9 saniye görüşüyorlar. Şerif Eker geldiğinde yastıkla tampon yapıyor. O sırada pusuya yatmış olana sanık, Şerif Eker'e sırt tarafından saldırıyor. Ve Eker savunma imkanı bulamıyor. Anladığımız kadarıyla Şerif Eker'i yere yatırıp göğsünden bıçaklamaya devam ediyor. Her iki maktulün de göğüs kafesi parçalanmış haldeydi. Yaşadıkları dehşet her iki maktulün de yüzüne yansımıştı. Ve sanık hiç bir şey olmamış gibi geri dönüyor. Saygısızca ve saçma sapan sosyal medyada canlı yayın yapıyor. Eldiveninde her iki maktulün ve sanığın DNA'sı çıktı. Sanık insanlıktan çıkarak canavarca hareket etmiştir. Bu sanık hakkında en ağır cezanın verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
Cinayet Sonrası Pro İçmiş
Duruşmada tanık olarak dinlenen taksi şoförü Ayhan Kütükçüler, “Beni arayıp onu Eceabat'tan almamı istedi. 19.58'de Karainebeyli köyüne gittik. Onu bıraktım. Sonra 23.41'de tekrar aradı. Asfaltta yürüyorum gelip beni al dedi. Bende onu bulamayınca toprak yola girdim. Tekrar aradı 'çık ordan ben asfalt yoldayım seni görüyorum' dedi. Sesi nefes nefeseydi. Omuz çantası vardı. Üzeri siyah giyimliydi. Çok sakindi. Araçta sigara içiyordu. Senin de sigaran bitmiyor dedim. O da sigara değil puro bu” diye konuştu.
Ufuk Öyle Bir Şey Yapmaz
Sanık Ufuk Ufuk Akçekaya’ın eski eşi tanık Şerife Gürman, “Ufuk Akçekaya benim eski eşim. Eğitimciydi. Hayatını insanlara adamış biriydi. Asla böyle bir şey yapmaz. Önceki ifademde de söyledim. İki çocuğumun babası. Asla ve asla böyle bir şey yapmaz. Biz iki yıl önce ayrıldık. Biz normalde 10 yıllık isim hakkı aldık 2016'da. 2019'da Beykent'in ki fesh edildi. Ne bir ihtar ne bir uyarı olmadan lisans sözleşmemiz iptal edildi. Bunun iptal edildiğini sosyal medyadan duyurmuşlar. Ufuk bey yıkıldı. Tüm çalışanlar bize yazmaya başladı. Bankadan blokeler geldi hesaplara. Ben o gün Bodrum'daydım, öldüğünü öğrenince, acaba bir şey mi oldu diye bende Ufuk beyi aradım, haberleri gördün mü dedim, gördüm dedi. Bir şey yok dimi davan falan dedim. O da bana 'ben öyle bir şey yapar mıyım, sen manyak mısın' dedi.
Tanık Fahrettin Ceylan, “Nazmi Arıkan'ı tanımıyorum. Ufuk'u tanıyorum. Ama onunla da son 1-2 yıldır yüz yüze görüşmedik. Ben finans danışmanıyım. Beraber iş yapalım dedi. Davranışsal bozukluklarını görünce kendisinden uzaklaştım.”
Sürekli Yalan Söylüyor
Başka bir suçtan cezaevinde tutuklu tanık Tolga Temiz, “Ufuk Akçekaya Tokat Belediye Başkanı, Tokat Valisi, Nazmi Arıkan ve bir kaç ismi daha öldüreceğini söylüyordu sürekli. Kendisine icra gelmiş benden borç istedi. 10 bin dolar verdim. Geri ödemedi. Bu isimleri kendisi öldüremezse tetikçi tutacağını söylüyordu. Ben vazgeçirmeye çalıştım. Borcunu ödememek için iftira attı. Kendisini bıçaklatanın ben olduğumu söyledi. Ben o davadan azmettirici olarak 5 yıl ceza aldım. Bu adam sürekli yalan söylüyor. Onun yüzünden ben şuan ceza evindeyim” dedi.
Nazmi Arıkan'ın kardeşi Şentürk Arıkan ise, “Beylikdüzü şubesinin binası benimdi. 2,5 yıl benim kiramı ödemedi. Kira alamadığım için abim ile aramız açıldı. Facebook'ta yazdıklarımdan dolayı abimden özür dilerim sonra. Mahkeme kararıyla 2,5 yıl sonra Akçekaya'yı tahliye ettirdim. Benimde bir sorum var sanığa, bu yüzsüzlükle benim kiramı ne zaman ödeyecek” diye konuştu.
Müşteki Avukatı Kaan Karcılıoğlu, mahkeme heyetinden sanık Ufuk Akçekaya hakkında en ağır cezanın verilmesini talep etti. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için 20 Şubat'a ertelendi. Sanık Ufuk Akçekaya’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Nazmi Arıkan’ın oğlu Kurtuluş Arıkan, duruşma sonrası adliye çıkışında yaptığı açıklamada, “Davamız devam ediyor. Adalete güvenimiz sonsuz. Faalin en ağır şekilde cezalandırılacağını inanıyoruz. Bu yüzden süreci takip edeceğiz” dedi.
 
Haber Merkezi