2015 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılının ardından 2016’da yaşanan sıkıntılar, turizmi zora sokmuştu. Bu zorlukları aşmak için harekete geçen Çanakkaleli Turizmciler 2018 Troya Yılını ilan ederek turizmde yeni bir çağ atlamış oldu. Özellikle sonraki yıllarda 2019 Göbeklitepe yılı ve 2010 Patra Yılına ilham olan Troya yılı, Çanakkale’ye bir çok eser kazandırdı. 2019’u geride bırakan turizmciler 30 Ocak 4 Şubat arasında İstanbul’da düzenlenen EMITT fuarında yeni yıl için yine iş başındaydı. 2019 sezonunu değerlendirmek ve 2020 yılında yapılacak çalışmalar hakkında bilgi vermek üzere bir Basın Toplantısı düzenleyen Çanakkale Turistik Otelciler Derneği (ÇATOD) Başkanı Armağan Aydeğer, Troya Yılı Çanakkale turizmi için sonsuza giden bir vizyon açtığını belirtti.

Konuşmasına yaprığı faaliyetler hakkında bilgi vererek başlayan Armağan Aydeğer “Çatod Olarak 2019 yılı içerisinde yaptığımız çok sayıda faaliyet var. Öncelikle yurt içi ve yurt dışında Çanakkale’nin tanıtımı için arkadaşlarımız canla başla çalışıyorlar.  Kasım ayında Selanik Fuarı hemen akabinde Bursa’da fuara katıldık. Bursa Kültür Turizm Fuarı bizim için bir dönüm noktasıydı çünkü, Türkiye’nin en büyük tur operatörü olan Ets tur ile bir protokol anlaşması yaptık. Travel Turkey İzmir Fuarında ve EMİT Fuarında yer alarak ilimizi tanıttık. Sofya, Bükreş ve Berlin fuarlarına da katılım sağlayacağız. ÇATOD olarak EMIIT Fuarında Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı İşbirliği ile, onların çatısı altında tüm otelci arkadaşlarımız Çanakkale’nin turistik yerlerini aktif bir şekilde tanıttılar. Bozca ada ve ÇATOD’a üye olan beş ayrı işletme kendi özel stantlarında ilimizin kültürel ve turistik değerlerini tanıttılar.  Bizim için tanıtım dediğimiz konu aslında iş, çünkü biz buralarda yaptığımız iş birlikleri neticesinde, ilin ekonomisine ve sosyo ekonomik hayatına katkı sunduğumuzu düşünüyorum. Bunu yaparken de sadece yüzde 10’unu alıyoruz. Dolayısı ile ilimizin Turizme sahip çıkması çok çok önemli. ÇATOD ile fuarda yaptıkları işbirliği için Tarihi Alan Başkanlığına teşekkür ediyorum” dedi.

ETS İle Tur İle Çanakkale’nin Tanıtımı Genişleyecek
Armağan Aydeğr, konuşmasında Türkiye’nin en büyük tur operatörü olan ETS Tur ile yapılan tanıtım ve çalışmalara da değinerek “ ETS tur ile Bursa Fuarında çalıştık İzmir Fuarında tepe noktasına ulaştık ve birlikte stant açtık ki Türkiye’de örneği yoktur. Türkiye’nin hiçbir Sivil Toplum Kuruluşu bugüne kadar böyle büyük bir Tur Operatörü ile işbirliği içerisinde olmadı. Kişisel ilişkilerimiz ve bağlantılarımız ile biz bunu gerçekleştirdik. Bugün ETS Tur Bursa Fuarında başladı, İzmir Fuarında yukarı çıktı ve  EMIT’te de devam ettirdik işbirliğimizi. Kendi ürettiği içeriklerle, yaklaşık 10 milyona yakın takipçisine gerek posta gerekse sosyal medya ağları ile Çanakkale’nin tanıtımını gerçekleştiriyorlar. Bunun haricinde ETS kendi kullandığı Sosyal Medya fenomenlerini Çanakkale’ye gönderiyor olacaklar ki bunlar ÇATOD olarak ağırlayacağız. İlimizin tarih, turistik noktalarını daha iyi tanıtılması için bir fırsat yaratacağız. Yine ETS tur ile balkanlarda Sofya ve Bükreş’te beraber olacağız.  Sadece bununla sınırlı değil” dedi.

Avusturalya ve Yeni Zelanda Road Show Planı İle Geri Kazanılacak
Son dönemlerde azalan Yeni Zelanda ve Avusturalya vatandaşlarına yönelik bir plan oluşturduklarına değinen Armağan Aydeğer “ Biz sağ cebimizden sol cebimize bir para akışının derdinde değiliz. Ülkemize dışardan dövizin girmesi ile ilgili büyük bir mücadele vermeye çalışıyoruz. Bu çerçevede de Kültür Turizmi kapsamında Özellikle Avrupa’da Çanakkale’nin eski günlerine geri dönmesi ile yoğun bir çalışma sergileniyor.  Sadece Avrupa pazarındaki kısmı kültür turizmi açısından önemli bir kısmıdır. Ama hepimizin de şahit olduğu Avusturalya ve Yeni Zelanda noktasında Çanakkale’nin geçmişinde çok önemli bir hareketi var. Ama özellikle 2026 yılında yaşanan bazı hadiseler Tüm dünyada olduğu gibi Çanakkale’de de yavaşlamasına neden oldu. Ancak 2015 yılındaki 100. Yıl Anzac törenleri bir dönüm noktası oldu ve 2026, 2017, ve 2018 Çanakkale Savaşlarının 100. Yılı başka coğrafyalarda kutlanmaya devam etti. Avusturalya ve Yeni Zelanda hükümetleri de bunları desteklediler. Ama aradan geçen sürede hem 2016 yılında yaşanan elim hadiseler ve ilginin dağılması ile beraber Çanakkale olarak Avusturalya ve Yeni Zelanda pazarında çok ciddi güç kaybettik. Bu gücü geri kazanmak adına çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Çok önemli bir de planımız var. Hem Tarihi Alan Başkanlığında içerisinde yer alacağı, elçiliklerimizle beraber Avusturalya’da 4 şehir, Yeni Zelanda da bir şehir olmak üzere Road Show yapmayı planlıyoruz.  Bu da çok uzun soluklu bir çalışma ve önümüzdeki yıl içerisinde yapmayı planlıyoruz. Amacımız buradaki şehirlere Türkiye’yi anlatmak ve muhataplarımıza kültür ve turizm destinasyonları hakkında bilgi vermek” dedi.
 
Hedef Rus Turistleri
Türkiyeyi en çok ziyaret eden ikinci ülke olan Rus Turistler için de yapılan çalışmalara değinen Aydeğer “Rus Turistler de bizim için önemli. Çünkü dünyada en çok ülkemize Turist olarak gelen ikinci ülke Rusya. Ama bölgemiz Rus potansiyelinde neredeyse hiçe yakın seyrediyor. Bilindiği gibi Gelibolu ilçesinde Bolşevik ihtilalinden kaçan ve Rusları barındırdığı bir dönem var. O dönem içerisinde onların da kültürlerini yansıtan önemli bir şehir arz ediyor Gelibolu İlçesi. Ve Onları ithafen bir anıt var orada. Parion ve Troya yine onlar için aynı değerler. Bu çerçevede, özel bir şirketin organizasyonunda rehberler Odası, TÜRSAB, ÇATOD ve diğer kamu paydaşları  olmak üzere Rusya’dan gelen gazetecileri ağırladık. Amacımız bir sonraki etapta tur operatörlerini getirmek. Onlar için İstanbul, Kırklareli, Çanakkale, Çanakkale’de Parion ve Troya özellikle konuşuyorlar. Daha sonra Yalova üzerinden İstanbul’a geri dönüş olmak üzere bir kültür rotası planlıyor bu da Çanakkale için bu pazarı kazanmak önemli bir şans” dedi.

Turizmin Ölü Olduğu Dönemde Komşularımız Bizi Ayakta Tuttu
2016 yılında özellikle Güneydoğu’da yaşanan terör olaylarından dolayı ülke turizm açısından sıkıntıya girmişti. Hemen hemen turizmin öldüğü bu dönemde Balkanlardan gelen turistlerin Çanakkale Turizmini ayakta tuttuğunu belirten Armağan Aydeğer, Hedefin yine Balkanlar olduğunu belirterek “Önümüzdeki hafta Sofya Fuarındayız. Çanakkale Valiliğimizin koordinasyonunda kendi standımız ile ÇATOD olarak çok kalabalık bir katılım sağlayacağız.  Yaklaşık olarak 25 ÇATOD Üyemiz Bulgaristan’da olacak.  Bulgaristan bizim için çok önemli. Çünkü birim için en önemli olan komşularımız.  Özellikle 2016’da yaşanan zorlukları komşularımızın desteği ile aştık.  14 Şubat tarihinde Bulgar Tur Operatörleri ile bir saatlik bir Çanakkale sunumu planladık. Oraya gelecek olan bir çok Tur Operatörünü davet ettik ve orda Çanakkale’yi anlatıyor olacağız. Hatırlarsanız yılbaşında yaklaşık 2 bin 500’ün üzerinden Bulgar Turist Çanakkale’de konaklamıştı. Turizmin ölü olduğu bir dönemde konaklandılar. Ve bu konaklama 3 gün sürdü. Bu da yaklaşık üç senedir oraya gidiş gelişlerimiz neticesinde ortaya çıkan bir şey. Yaklaşık 500 bin dolar civarında bir ekonomik değer o 3 gün içerisinde Çanakkale ekonomisine dahil oldu. Ki bu hepimiz iççin çok önemli. Sofya Fuarının hemen akabinde Romanya’ya gideceğiz. Ki Romanya’da bizim için çok önemli.  Burada da önemli çalışmalar gerçekleştireceğiz. Son olarak 4-8 Mart Tarihlerinde  dünyanın en büyük Turizm buluşması olan Berlin’de de Çanakkale’yi anlatacağız” dedi.
 
Troya Yılı Çanakkale Turizmi İçin Sonsuza Giden Bir Vizyon Açtı
Aydeğer, Troya Yılının etkilerine de değinerek “Troya Yılı Çanakkale turizmi için sonsuza giden bir vizyon açtı. Bu konuda bir çok çalışma neticelendirildi. Çanakkale Valiliğinin koordinasyonunda Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde en önemli kazanımımız şüphesiz ki Troya Müzesiydi. Bundan sonraki süreçte de bir çok alt ve üst yapı yatırımları oldu. Bunlardan Troya’dan başlayarak Assos’a kadar giden124 kilometrelik Troya Kültür Rotası, bir çok cazibe noktası tekrardan ihya oldu. Köylerin alt ve üst yapıları tekrar değişti. Türkiyede ilk kez olan Arkeo ve Etno köylerimiz oldu. Onun haricinde kökler ve Kumkale şehitliği yenilendi. Yani sadece oranın değerleri üzerine kurgulamamak lazım. Aynı zamanda birinci Dğnya Savaşı ile ilgili çok önemli bir nokta olmaya aday. Bizim arzumuz şudur; nasıl Gelibolu Tarihi Yarımadasına yılda 2 milyonun üzerinde insan ziyaret ediyor. Aynı Şekilde Troy Milli Parkı da 18 cazibe noktası ile Türkiye’nin ve Çanakkale’nin önemli bir ziyaret noktası olacağına inanıyoruz. Karanlık Limanda yürütülen yol çalışmaları, bisiklet rotaları ve bir çok şeyle birlikte abartısız söylüyorum bölgenin 50 senelik gelecekteki Turizm vizyonuna katkı sağlayan ve meyvelerini daha ileri bir zamanda göreceğimiz bir süreci tetikledi. Bu çalışmaları gerçekleştiren Çanakkale Valiliğimize ve aynı şekilde bu sürecin özellikle yatırım noktasında çok kritik müdahalelerinden dolayı Çanakkale Milletvekili sayın Bülent Turan’a ayrıca teşekkür ediyorum. Çanakkale Turizmi bu  süreçte Türkiye’de hiçbir ilin sahip olmadığı Olağanüstü kazanımları elde etmiş oldu. Çanakkale Ticaret ve Sanayi odasının çatısı altında atılan 2018 Troya yılı, 2019 Göbeklitepe Yılı, 2020 Patara Yılının en önemli ilham kaynağı ve tek sebebidir. Çünkü biz daha önce var olmayan bir destinasyon modelini Kültür ve Turizm bakanlığına kabul ettirdik ve bunun doğru bir destinasyon pazarlama yöntemine vesile olduk. Troya müzesi, dünyanın kendi türündeki en iyi örneklerinden bir tanesi. EMYA biliyorsunuz dünyada Avrupa’da müzecilik ödülü olarak  geçiyor Ama en önemlisi Avrupa Yılı Müzecilik ödülü. Bu yıl gerçekleştirilecek olan Finalde  kazanan belli olacak. Tabi ki bu Troya şu anda finalist ve gerçekleşmesi halinde bizim için çok önemli bir prestij olacak. Bu konuda Çanakkale Valiliğimiz Koordinasyonunda ve Müzemizin yaptığı bir çok çalışmaya ÇATOD olarak destek veriyoruz.  Troya müzesi zaten EMYA’dan çok daha büyük bir değer” dedi.

Batık Turizmi Artık Bir Hayalden Çıkıyor
Armağan Aydeğer, Batık Turizmini de değerlendirerek artık bir hayalden çıkacağını belirterek “Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının şehrimiz açısından açmış olduğu vizyondan dolayı tüm turizmciler olarak teşekkür ediyoruz. Batık Turizmi Çanakkale Turizmine çok önemli bir vizyon yaratacak. Bu çerçevede Batık Turizmi bir hayalden çıkıyor ve Gelibolu Sualtı Parkı Mayıs 2020’de  Majestic dalışında start alacak ondan sonra da Dalış Turizmi artık bir ürün olarak şehrimizin haricinde bir çok uluslararası acentalar tarafından belirlenmiş olacak. Dalış için geln biri minimum 3 gün kalmak zorunda. Çünkü bir gün dalıştan önce, bir gün dalıştan sonra kalmak sorunda. Yani bu şehre dalış için gelen bir kişi belki de bir hafta konaklayacak. Ekonomik olarak da harcaması yüksek olan bir turist potansiyeli olacak. Alan Başkanlığının Kaleleri de müzeye çevirmesi de Turizm açısından önemli çünkü artık Gelibolu yarımadasını bir günde gezmek mümkün değil.  Bu da Çanakkale Turizmi için önemli. Yine Arıburnı tematik yürüyüş parkuru tamamlandı.  6,5 kilometrelik alanda savaş alanının içerisinde yürüyorsunuz. Bu da Çanakkale Turizmi artı alternatif Turizm açısından çok önemli ” dedi.

Açılışını Heyecanla Bekliyoruz
1915 Çanakkale Köprüsünün Çanakkale turizmine vereceği katkılara da değinen Aydeğer “Bir çok sektör 1915 Çanakkale Köprüsünün açılışını heyecanla bekliyor. Bir çok sektöre faydalı olacak ama Çanakkale Turizmine  faydasını inanın biz de daha kestiremiyoruz. Ne kadar büyük olacağını. Çünkü şöyle hayal edelim; Dünyanın en büyük ve en önemli kültür başkenti İstanbul. İstanbul ile Çanakkale arasındaki kara yolu mesafesi 2,5 saate düşecek.  Bu da demek oluyor ki İstanbul’a gelen milyonlarca turist, aynı kapasitede olan Çanakkale’ye daha çok yaklaşmış olacak. Bu hepimizin üzerinde durması gereken çok önemli bir potansiyel. Bu anlamda Çanakkale’nin gidebileceği yeri biz bile kestiremiyoruz. Kültür ve turizm Bakanlığının en son araştırmasında turizm açısından en hızlı yükselmeye aday birinci şehir olarak Çanakkale’yi seçti” dedi.

Kamu Kurumları İle Haksız Rekabete Girmek İstemiyoruz
Turizm sektörünün rahatsız olduğu bazı konuları da dile getiren Armağan Aydeğer “Kamu Kurumları ile rekabet etmek istemiyoruz. Kamu kurumlarının özel misafirhanelerinin, veya özel nedenlerden dolayı konaklama hizmeti veren yerlerin, amaçlarının dışında genel misafirlere hitap ederek eşit olmayan bir rekabet koşulu oluşturması, tüm tesislerimize olumsuz yansımaktadır.  Zaten bu kurumlar ilgili misafirlerine destek vermek durumundadır, biz de bunu gönülden destekliyoruz. Ama  genel bir turizm mantığı hareket etme hallinde bu iş için yatırım yapan, vergi ödeyen, istihdam yaratan ve bir çok zorluğa göğüs geren çalışmalarını olumsuz etkiliyor. Diğer önemli bir konu ise Turizm ile ilgili bu yıl yeni bir ajans kuruldu. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı.  Bu Ajans Bakanlığımızın himayesinde kuruldu. Bakanlığın kamu personeli, Bakanlık temsilcileri ve özel sektörden belli paydaşlar var. Buradaki seçim modülünde daha çok tabana yayılan bir seçim modelinin yapılmasını düşünüyoruz. Örneğin Akdeniz bölgesinden bir temsilci, Ege Bölgesinden bir temsilci, Anadolu’dan  bir temsilcinin olduğu özellikle böyle bir yönetim çevresinin ülkemizin potansiyelini açığa çıkaracağının yeterli olacağına inanmıyorum. Evet kesinlikle böyle bir yapının var olmasını destekliyoruz, profesyonel bir varlığının olması gerektiğini düşünüyoruz. Ama Turizm destinasyonlarında yerel paydaşların da katılabileceği alt komisyonlarının da oluşturulmasını çok önemli olacağını düşünüyoruz. Eğer bu olmazsa bir daha Troy Yılı gibi üretici projeleri üretmekte zorlanabiliriz. Çünkü her yerin kendine göre özellikleri ver” dedi.
 
Cuma Deren – Şerife Erdem