ADD Genel Merkez' inin yapıtğı açıklamayı tekrarlayan, Çakrnakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇDMÜ)  Dr. öğretim üyesi Aklayçın şöyle dedi; "Türkiye Cumhuriyeti, tarihin en büyük devrimlerinden biri, belki birincisidir. Bu büyük devrimin ideolojisi, Kemalizm’dir!"

Kuruluşu Bir Asır önce, 29 Ekim 1923' de ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin, Yüce Önder Atatürk' ün de dediği gibi  ilel ibet  var olacağını sözlerine ekleyen ADD Genel Başkan yardımcısı Akyalçın;

"Atatürk ve arkadaşları ilk gençlik yıllarından itibaren, kapitalizmin ve emperyalizmin güç ve zaaflarını, Osmanlı Devleti’nin son 200 yılını ve durumunu, Anadolu insanının karakterini ve yeteneklerini, yaşayarak, cephe cephe savaşarak, araştırarak, okuyarak, tartışarak öğrendiler.

Antiemperyalist ve tam bağımsız bir Türk Devleti kurma fikri kafalarında böyle gelişti, olgunlaştı. Yol haritalarını böyle kurguladılar." dedi.

-------------------------------------

ADD' DEN, 100. YILA ÖZEL  SÖZLER

-------------------------------------

Türkiye' de, 7' den 70'e Cumhuriyeti'nin 100. doğum gününü kutlama heyecanı yaşanıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), 100. yıla özel çağrıya imza attı.

ADD Genel Başkan yardımcısı Dr. öğretim üyesi Necmi Akyalçın şöyle dedi; "YENİDEN KEMALİST DEVLET !YENİDEN LAİK CUMHURİYET !"

Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin 100. doğum gününü kutlamaya saatler kala ADD çarpıcı bir çağrıya imza attı. Genel Başkan yarndımcısı Dr. öğretim Üyesi Akyalçın, Cumhuriyetin önemini anlattı. "Türkiye Cumhuriyeti, tarihin en büyük devrimlerinden biri, belki birincisidir. Bu büyük devrimin ideolojisi, Kemalizm’dir!" vurgusu yaptı.

Kuruluşu Bir Asır önce, 29 Ekim 1923' de ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin, Yücü Önder Atatürk' ün dediği gibi  ilel ibet  var olacağını sözlerine ekleyen ADD Genel Başkan yardımcısı Akyalçın;

"Atatürk ve arkadaşları ilk gençlik yıllarından itibaren, kapitalizmin ve emperyalizmin güç ve zaaflarını, Osmanlı Devleti’nin son 200 yılını ve durumunu, Anadolu insanının karakterini ve yeteneklerini, yaşayarak, cephe cephe savaşarak, araştırarak, okuyarak, tartışarak öğrendiler.

Antiemperyalist ve tam bağımsız bir Türk Devleti kurma fikri kafalarında böyle gelişti, olgunlaştı. Yol haritalarını böyle kurguladılar." ifadesini kullandı.

Tükiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Paşa' nın, 20 Temmuz 1920’de Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’ne veridği demecindeki; “En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan millettir. Bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış ve saltanat halinde bütün dünyaya hakim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.'' sözlerini anımsataan ADD Genel Başkan yardımcısı Akyalçın, Yüce Önder' in;

1 Aralık 1921’de TBMM’de yaptığı konuuşamsından da söz etti. Şunları söyledi;

"Yüce önder, 'Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyet-i milliyece mücadeleyi caiz gören bir mesleği takip eden insanlarız.' diyerek, daha yolun başında, neyle mücadele ettiklerini ve hedeflerini iyi bildiklerini ortaya koymuştu.

Milli Mücadele, Büyük Zafer, Lozan, Cumhuriyet, Aydınlanma Devrimleri ve sonrası hep kurgulanan bu yol haritasının planlanmış aşamaları, öngörülmüş sonuçlarıdır.

Böyle bir bilincin, böyle bir iradenin ürünüdür, emperyalizmi ilk defa yenmek.

Bu bilinçle yürütülen bir mücadelenin eseridir, Türkiye Cumhuriyeti."

ADD Genel Başkan yardımcısı Dr. Öğretim üyesi Necmi Akyalçın, açıklamasında;

"Türk Devrimi de, her devrim gibi karşıtının doğduğunu görmüş, etkilerini yaşamıştır, yaşamaktadır.

Milli Mücadele ve kuruluş yıllarında İngiltere’nin güdümüyle çıkartılan şeriatçı isyanlarla başlatılan, Zafer’i Saray’a teslim etme çabaları, ihanetler ve suikast girişimleriyle sürdürülen Karşı Devrim; Atatürk’ün erken kaybı sonrası ABD emperyalizminin ve sağ iktidarların desteğiyle Cumhuriyetimiz’in altını oyma eylemlerini sürdürmüştür, hayli yol aldığı da görülmektedir.

O halde; yıllardır unutturulmaya çalışılan Kemalizm’i, yani Atatürkçülüğü, yani Atatürkçü Düşünce Sistemi’ni anımsama, gerçek anlamıyla anlama ve uygulama zamanıdır.

Çünkü; Karşı Devrim bir zehirdir, panzehiri de Kemalizm’dir." ifadelerini kullandı.

Kemalizm'e (Atatürkçülük) ilişkin sözlerini sürdüren Akyalçın; "Türk Milleti’nin, 600 yıl konuştuğu dilin alfabesinden yoksun, cahil bırakılmışlığına, 400 yıl boyunca 'Etrak-ı bi idrak (İdraksiz Türkler)' denilerek (Hoca Sadeddin 1536-1599) aşağılanmışlığına, 3 asır cepheden cepheye koşturularak yoksullaştırılmışlığına ve 239 yıl süren yenilgilerle ezilmişliğine karşı, 18. yüzyıldan itibaren tam 200 yıl çabaladıktan sonra, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde kadını, erkeği ve çocuğuyla yazabildiği tek doğru reçetedir. Ulusumuz, o doğru reçeteyi yazıncaya kadar çok acılar çekmiş, uygulamak için de çok bedel ödemiş, çok can vermiştir." dedi.

KULDAN BİREY, TEBAADAN YURTTAŞ, ÜMMETTEN MİLLET...

Kemalizm'in; Anadolu insanının "yurdunu ve kasasını Batı’nın, vicdanını ve kafasını Doğu’nun pençesinden kurtarıp” geleceğin dünyasında yerini alma pusulası, varoluş manifestosu olduğunu vurgulayan Akyalçın;

"Kemalizm; kuldan birey, tebaadan yurttaş, ümmetten millet, memalikten vatan, kadından insan, sömürgeden tam bağımsız memleket, enkazdan devlet, yokluktan varlık yaratma felsefesidir." dedi.

Sözlerini; "Kemalizm; devleti namusla, akıl ve bilimle, ahlak ve liyakatle yönetme iradesidir.

Kemalizm; tutkalı laiklik olan bir ilkeler bütünüdür. Dünyanın dilinden düşürmediği “Demokrasi” de, ancak laiklik varsa, vardır. Laik olmayan bir devlet; rejimi ne olursa olsun, ne demokrasi olabilir, ne bağımsız yaşayabilir, ne bütün kalabilir, ne iç barışını koruyabilir, ne kalkınabilir, ne de vatandaşlarını huzur ve refah içinde yaşatabilir. Örneklerini görmek için sadece coğrafyamıza bakmak yeterlidir.

Kemalizm; antiemperyalist özü, tam bağımsızlık hedefi ve eserleriyle dünyaya, özellikle mazlum milletlere umut olmuş, çağını aşmış, gelecekte de geçerli olduğunu ispatlamış bir ideolojidir." diye sürdüren ADD Genel Başkan yardımcısı Dr. Öğretim üyesi Necmi Akyalçın;

"Büyük Atatürk, 29 Ekim 1933’de Ankara Hipodromu’nda, Kemalist politikalarla sadece on yılda, dünyada eşi görülmemiş siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel başarılara imza atmış olmanın haklı gururu içinde 10. Yıl Nutku’nu,

'Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne mutlu Türk'üm diyene!' seslenişiyle tamamlamıştı." hatırlatması da yaptı.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak yaptıkları 100. yıl çağrısını; "Yeniden laik, bilimsel, kamusal, ücretsiz ve milli bir Eğitim Sistemi şarttır." sözleri ile detaylandırıp;

"Yeniden 4 denge esasına dayanan, yüksek teknolojili mal üreten, kamu ve özel sektörü üretim temelinde bir araya getiren bir Karma Üretim Ekonomisi şarttır.

Yeniden ülkemizin özgün koşullarını ve bölgesel dengeleri gözeten bütüncül bir Planlı Kalkınma Modeli şarttır.

Yeniden bölge merkezli, karşılıklılık esaslı, büyük devletlerle onurlu ve dengeli ilişkiler kuran bir Dış Politika şarttır.

Yeniden kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı şarttır.

Yeniden özgür basın, özgür sanat, özgür bilim, baş tacı öğretmen ve özerk üniversite şarttır.

Yeniden kadınlarımızı omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyık gören bir yönetim anlayışı şarttır."  başlyıklarını sıralayan ADD Genel başkan yardımcısı Dr. öğretim üyesi Necmi Akyalçın;

"Yeniden yer altı ve yer üstü kaynaklarımıza, adalarımız dahil vatan topraklarımıza, mavi vatanımıza, hava sahamıza, karasularımıza sahip çıkma kararlılığı şarttır.

Yeniden 'Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir' tanımını içselleştirmiş bir siyaset kurumu şarttır.

Yeniden laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti şarttır.

Yeniden Kemalist Devlet, Yeniden Laik Cumhuriyet şarttır." ifadesini kullandı.

Akyalçın sözlerini; "NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE !" diyerek tammladı.

Erdem Sürek