Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda tecrübesi ile İnşaat Fakültesi Yapı Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper İlki   ÇTSO Söyleşileri kapsamında ÇTSO Üyeleri ile bir araya geldi. Geçtiğimiz ay ekonominin, bu ay ise depremin konuşulduğu söyleşide Prof. Dr. Alper İlki  , Çanakkale’nin yapılaşması ile ilgili bilgiler verdi. Çanakkale zeminine dikkat çeken Prof. Dr. İlkin, temellerin daha derine kazılması ve yapıların az katlı yapılması gerektiğini tavsiye etti.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası her ay farklı sektörden deneyimlerini aktarmak üzere gerçekleştirdiği söyleşilerin bu ayki konuğu İnşaat Fakültesi Yapı Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper İlki oldu. Geçtiğimiz ay ekonominin konuşulduğu söyleşilerde bu ay ise deprem konuşuldu. Özellikle Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremin ardından yeniden gündeme gelen Marmara depreminin etkilediği illerden biri olan Çanakkale’nin depreme nasıl hazırlanması gerektiği ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Alper İlki, özellikle yapıların yapılış tarihi ve yönetmelik uygunluklarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.  Açıklamalarında Hatay ve Çanakkale’nin zeminlerini de karşılaştırarak yapıların oluşmasının nasıl oluşması gerektiğine de dikkat çeken Prof. Dr. İlki, Çanakkale’de yapılan her yapının zemini daha derine yapılması ya da az katlı olması gerektiğini vurguladı.
Yönetmelikte Belirlenenlerden Ödün Verilmemeli
Sağlam yapılanın oluşması için  2000 yılında yaşanan 99 depremi sonrası oluşturulan yönetmelikler göre yapıların inşa edilmesi gerektiğini ve bundan ödün verilmemesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. İlki “Felaket bölgesindeki yapı stoklarına baktığımızda çoğu 2000 yılı öncesine aitler. Bu binaların yıkılma oranı yeni binalara göre daha fazla oldu. Çünkü eski yönetmelikler doğrultusunda inşa edilmişlerdi. Burada asıl önemli olan, güncel deprem yönetmeliğine uygun malzeme kullanımı, bina yapımı ve denetlemedir.  Yönetmelik koşullarına tamamen uymakla birlikte, beton, betonarme, demir kalitesi ve bunların işçiliğinden de ödün verilmemesi gerekiyordu. Örneğin 2000 öncesi yapılarda beton kalitesi çok düşük, dayanımı çok az.  Elbette ki depremin boyutları çok büyüktü bunu atlamamak gerekiyor. Türkiye’nin 30 yılda yaşadığı bütün depremlerden çok daha büyük, hatta dünyadaki en büyük ölçekli depremlerden biri olarak kayda girdi. 99 depremleriyle kıyaslandığında yaklaşık 4 katı büyüklüğünde ve yıkıcı etkiye sahip olduğu ölçümlendi. Bu kadar büyük boyutlu bir felaketten bu kadar çok hasar alınması beklenebilir bir sonuçtur. Ancak, yine de yapı stoklarının incelenmesiyle elde edilen raporlarda gördük ki yönetmeliğe uygun yapılan herhangi bir eksikliği bulunmayan binalar ayakta kaldı. Yıkılan bütün binalarda fahiş hatalar ve büyük eksiklikler mevcut. Bu da gösteriyor ki yönetmeliklere uymak, doğru malzeme kullanmak, doğru bir denetim uygulamak bu büyüklükteki bir depremde bile insanları kurtarır.  Hastane, okul, ibadethane gibi alanlar içinse daha üst seviyede bir süreç gerekiyor. Özellikle yıkılan ve kullanılamaz hale gelen birçok hastane gördük, çoğu çalışamaz hale geldi. Bu yapıların yönetmelik koşullarındaki sınırı daha da yükseltmeleri mecburi” dedi.
Çanakkale’de Yönetmeliğe Uygun Olmayan Yapılar Var
Çanakkale’de de 2000 yılı öncesinde yapılan ve yönetmeliğe uygun olmayan yapıların olduğunu dile getiren  Prof. Dr. İlki “Çanakkale ile ilgili de bilgiler paylaşacağım. Bildiğiniz gibi Çanakkale, beklenen olası Marmara depreminde yüksek risk altında bir bölge. Üstelik Hatay, İskenderun ve Malatya gibi zemin sıvılaşmasına çok müsait bir yapısı var. Zemin özellikleri ve Ezine fay hattına yakınlığı düşünülecek olursa öncelikli çalışma zemin iyileştirme olmalıdır. Daha derin temeller atılarak ya da uygun kat yüksekliği belirlenerek yapılacak yapılar büyük ölçüde az hasar alınmasını sağlayacaktır. Tabi burada da İstanbul’da olduğu gibi 2000 öncesi yapılar ve yönetmeliğe yeterince uyulmayarak yapılan binalar olduğunu öngörüyoruz. Çanakkale’deki konutların iyileştirilmesi için yapılabilecek her çalışma iş yerleri ve üretim tesisleri için de geçerli” dedi.
Güçlendirme Göz Ardı Edilmemeli
Bina Güçlendirme çalışmaları ile  zemin ve binanın kolonlarındaki güçlendirmelerini de yıkımı engellendiğini üstelik bir binanın maliyetinde 4 tane güçlendirmenin yapılabileceğini bu nedenle göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Alper İlki, Hatay ilinde yaptıkları çalışmadan örnek vererek “Hatay’da 4 bloktan oluşan bir grup yapıdan bir bloğa proje kapsamında güçlendirme çalışması yapmıştık. Şubat depremlerinde sadece güçlendirme çalışması yaptığımız bina ayakta kaldı. Bu da güçlendirmenin ne derece önem arz ettiğini bizlere gösteriyor. Bir binayı yıkıp yeniden yapacağınız zaman ve bütçe ile 4 binayı güçlendirebilirsiniz. Bu da çok daha fazla insanı kurtarabilmek demek. Bu sebeple güçlendirmenin etkisini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu çalışma ile duvarlar, kolonlar ve zemin iyileştirmeleri yapılabiliyor” dedi.
Yapılan sunum ve bilgilendirme soru cevap kısmının ardından sona erdi. Söyleşi sonrasında  ÇTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ersin Kahraman ve Meclis Başkanı Osman Okyay tarafından günün anısına Prof. Dr. Alper İlki’ye çeşitli hediyeler takdim etti.
 
Burcu Erdal