8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde çoğu kadın  dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, sonucu çıkan yangında  çoğu kadın 129 işçi yanarak can vermişti. Bu olayın ardından her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar günü olarak kutlanıyor. Ülkemizde Kadınlar günü 1921 yılından buyana her yıl kutlanıyor. Çeşitli etkinlikler kapsamında gerçekleştirilen 8 Mart  Dünya Kadınlar Günü’nün nedeni ile bu yıl da hem siyasi partiler hem de STK’lar bir dizi açıklama yaptılar. Açıklamaların Ortak Konusu ise Kadına Yönelik Şiddet oldu.
Günün İlk açıklaması ise Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonundan geldi. Çanakkale Barosu Kadın Komisyonu Başkanı Av. Ezgi Deniz Çalışal, Kadınlara yönelik artan şiddete hukuki yönden bakarak yaptığı açıklamada, kadınların güvencesi olan İstanbul Sözleşmesini hatırlatarak “Kadınların yaşam haklarının güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasaya yönelik tartışmalardan artık vazgeçilmeli onun yerine, İstanbul Sözleşmesinin eksiksiz olarak uygulanması sağlanmalıdır” dedi.

CHP Kadın Kolları Sibel Erol İse Konuşmasında Kadın-Erkek eşitsizliğine ayırdı. Konuşmasında dünya üzerinde yapılan araştırmalardan kesitler veren Sibel Erol “Bugün ülkemizde kadın erkek eşitliği açısından neredeyiz? Dünya Ekonomik Forumu’nun, 2020 yılı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’ne göre, 153 ülke arasında 130. Sıradayız” dedi.

İktidar Partisi olan ak Parti  İl Başkanı Naim Makas ile konuşmasında , 18 yıllık iktidarları boyunca Kadına yönelik atılan adımlara değinerek “Bizim için 8 Mart, kadınlarımızı hatırladığımız tek bir gün olmaktan ibaret değildir. Bizler 8 Mart vesilesi ile kadın haklarına, kadınlarımızın toplumumuzdaki yerine, önemine dikkati çekmek adına bugünü anlamayı ve anlatmayı görev biliyoruz. Hiç şüphesiz ki bizler kadını baş tacı olarak gören bir neslin evlatlarıyız” dedi.
 
 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde çoğu kadın  dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, sonucu çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi yanarak can vermişti. Bu olayın ardından her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar günü olarak kutlanıyor. Ülkemizde Kadınlar günü 1921 yılından buyana her yıl kutlanıyor. Çeşitli etkinlikler kapsamında gerçekleştirilen 8 Mart  Dünya Kadınlar Günü’nün son yıllarda konusu hep şiddet oluyor.

Aile içi şiddet, boşanmalar ve daha bir çok faktörün etkili olduğu Kadına yönelik şiddet bu yıl da ana tema oldu.  Her geçen günü sayısı artan Kadın ölümlerine bu yıl da Basın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde geniş yer verildi. Siyasi Partiler ve Sivil Toplum Kuruluşları tarafından yapılan Basın açıklamaları ile dile getirildi.  Dün çeşitli programlarla kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ilk açıklaması Çanakkale Barosundan geldi. Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Ezgi Deniz Çalışal, yaptığı açıklamasında Kadına yönelik şiddete değinerek Ülkemizde kadın cinayetlerinin önlenememesini, tam tersi artarak devam etmesini endişeyle izliyoruz. Kadına yönelik şiddet, cinayet ve istismar artışlarının nedeni yasaların ve cezaların yetersizliği değildir. Kadını eşit ve özgür bir birey olarak görmeyen zihniyetin beslendiği, güç aldığı bir sosyal ve siyasal ortamın sorgulanması yapılmadan, ortadan kaldırılmadan kadının insan haklarının ihlallerinin önlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle ülkemizde, aile içinden başlayarak kamusal alana yayılan cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğine neden olacak politikaların sonlandırılması gerekmektedir.  Biliyoruz ki her sene yaptığımız bu açıklamalarda aynı konuları  dillendiriyoruz ve biliyoruz ki sizler de aynı konuların dillendirilmesinden  hoşnut değilsiniz. Ancak ne yazık ki 2021 8 martında da diğer 8 martlarda olduğu gibi, ekonomik özgürlüğü olmadığı için şiddete katlanmak durumunda kalan ,sokakta gece vakti yürürken tedirginlik duyan ,giydiği kıyafetle ,gülüşüyle duruşuyla dikkatli olması beklenen ,çalışma hayatında aynı kriterlere sahipken sırf kadın olduğu için terfi edemeyen  ve en önemlisi  görüntüleri olsun olmasın fiziksel şiddete maruz kalarak dayak yiyen ,öldürülen kadınlarımız oldukça biz bıkmadan ,usanmadan ,din, dil ,ırk ,cinsiyet ayrımı olmaksızın tüm bireylerin eşit haklara sahip olduğunu ,kadına ,insana ,hayvana ,doğaya tüm canlıların varlığına saygılı olduğumuz günlere ulaşana kadar devam edeceğiz. Bu bağlamda tekrar söylüyoruz ki Kadınların yaşam haklarının güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasaya yönelik tartışmalardan artık vazgeçilmeli onun yerine, İstanbul Sözleşmesinin eksiksiz olarak uygulanması sağlanmalıdır. Hak savunucusu olarak bizler; uzun mücadeleler sonucunda elde edinilmiş Kadın Hakları kazanımlarından vazgeçilmesine yönelik her türlü girişime karşı, kadının insan hakları mücadelemizi dünden daha büyük bir inanç ve dayanışmayla sadece 8 martlarda değil her gün sürdürmeye kararlıyız” dedi.

Toplumun Geleceği İçin Kavga Veren Kadınların Yanındayız
Günün bir diğer açıklaması ise Cumhuriyet Halk Partisinden geldi. Cumhuriyet Meydanında bulunan Atatürk Büstüne çelenk bırakan ve daha sonra teşkilatı adına bir açıklama yapan CHP Çanakkale Kadın Kolları Başkanı Sibel Erol, Kadınların ekonomik sorunları ve erkeklerle olan ekonomik eşitsizliğe dikkat çekti. Özellikle Pandemi döneminde  kadınların yaşadığı sorunlara değinen Sibel Erol “Bugün bizler, yerkürenin bütün kadınları, dayanışma içinde haklarımızı haykıracağız. Bizim için 8 Mart, sadece eşit ve özgür bir geleceğin iradesi değil, aynı zamanda hak mücadelesi veren tüm kadınlara saygı duruşudur. Bizim baharımız 8 Martlarda alanları dolduran kadınların yan yana gelmesiyle başlar. Peki, bugün ülkemizde kadın erkek eşitliği açısından neredeyiz? Dünya Ekonomik Forumu’nun, 2020 yılı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’ne göre, 153 ülke arasında 130. sıradayız. Bu yıl pandemi koşullarıyla derinleşen ekonomik kriz, kadınların yükünü daha da arttırdı. Kadınlar ve erkekler arasında hep var olan gelir eşitsizliği, bu dönemde iyice büyüdü. Geniş tanımlı kadın işsizlik oranı yüzde 43’e çıktı. İstihdamda tutunabilen kadınların çoğu, düşük ücretle, sendikasızlıkla, işini kaybetme korkusuyla, uzun çalışma süreleriyle, mobbingle baş etmeye ve evine ekmek götürmeye çalışıyor. Kadının emeğini yok sayanlara haykırıyoruz: Her kadın emekçidir! Kendisinin, çocuklarının, ailesinin ve toplumun geleceği için insanca yaşam kavgası verir. Biz Cumhuriyet Halk Partili Kadınlar olarak; bu kavganın da, bu taleplerin de, geleceğin aydınlık günlerini barındıran bu umudun da yılmaz savunucularıyız. Bizler, haklı mücadelemizi örgütleyerek tarihe yön verenler olacağız. Emek biziz. Umut biziz. Mücadele biziz. Halk biziz. Halkın iktidarını da bizler kuracağız. Kutlu olsun 8 Mart! Dayanışma olsun, yaşam dolsun, cesaret olsun” dedi.  

Kadınlarımızı Hatırladığımız Tek Gün 8 Mart Değil, Her Gün Hatırlıyoruz
İktidar Partisinin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısı ile yapılan açıklamasını İl Başkanı Naim Makas Yaptı. AK Parti İl Başkanı Naim Makas,  İktidar Partisi olarak Kadına yönelik yapılan çalışmaları hakkında bilgiler vererek “ Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimizi iletiyoruz. Bizim için 8 Mart, kadınlarımızı hatırladığımız tek bir gün olmaktan ibaret değildir. Bizler 8 Mart vesilesi ile kadın haklarına, kadınlarımızın toplumumuzdaki yerine, önemine dikkati çekmek adına bugünü anlamayı ve anlatmayı görev biliyoruz. Hiç şüphesiz ki bizler kadını baş tacı olarak gören bir neslin evlatlarıyız. Fakat 2 gün önce Samsun’da bir annenin, çocuğunun gözleri önünde darp edildiği olay hepimizi derinden üzmüştür. Bu elim hadise; vicdanları yaralamış, çok haklı bir infiale yol açmıştır. Kadına yönelik her türlü şiddeti lanetliyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadele çok boyutludur. Kadına şiddetin önlenmesi için yasal düzenlemelerin yanında, çok güçlü kültürel ve ahlaki hassasiyetler inşa etmeliyiz. Kadına şiddeti, gündelik yaşamın her alanında mahkûm etmeliyiz. Parti sözcümüz, Genel Başkan Yardımcımız Sn. Ömer Çelik’in de ifade ettiği gibi, bu saldırıyı düzenleyen şahsın en yüksek cezayı alması en büyük temennimizdir ve AK Parti bizatihi bu olayın takipçisi olacak, her aşamasını takip edecektir. Bu konuda toplumsal düzeyde yüksek bir bilinç, direnç ve duyarlılık oluşturmamız gerekmektedir” dedi.

Kadınlara Yönelik Çalışmalarımıza Aynı Kararlılıkla Devam Edeceğiz
AK Parti İl Başkanı Naim Makas “AK Parti teşkilatı olarak kadının toplumdaki yerini özümsemiş ve politikalarına, teşkilatlarına yansıtmış bir partiyiz. Üreten, değer katan, çalışkanlığın, fedakârlığın örneği olan kadınlarımızın, hayatın her alanında yer almalarını, temel hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlamak bizim en büyük gayelerimizden biridir. Bu anlamda kadın girişimcilere verilen devlet desteklerinden, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu çalışmalarına, doğum yapan kadınlarımızın maddi ve sosyal haklarının tesisinden, şiddete maruz kadınlarımızın yararlanabildiği kadın sığınma evleri ve şiddet önleme merkezleri ŞÖNİM’lere ve iş kanunundaki kadın hakları ile ilgili düzenlemelere kadar kadınlarımızın haklarını koruyan birçok önemli düzenleme AK Parti iktidarı döneminde yürürlüğe girmiştir. Şüphesiz ki AK Parti; toplumumuzun tartışılmaz bir parçası olan kadınlarımıza yönelik çalışmalarına ve politikalar üretmeye aynı kararlılıkla devam edecektir. 28 Şubat’ı henüz geride bıraktık. Bu sürecin nelere mal olduğunu, kişilerin inanç ve özgürlüklerine vurulan prangaların ne gibi hasarlar bıraktığını çok iyi biliyoruz. AK Parti iktidarı döneminde; bizlerin tartışılmasından bile utanç duyduğumuz, kadınlarımızın başörtüsü ile eğitim almalarına engel olunmasının ve başörtüsü kullanmayı tercih eden kadınlarımıza ‘’türbanlılar’’ denilerek ötekileştirilmeye çalışılmasının önüne geçilerek, kadınlarımız temel hak ve özgürlükler noktasında insani değerlere uygun bir hayat sürmek adına hak ettiği özgürlüğe kavuşturulmuştur. Yalnızca eğitim hakkı değil; seçilebildiği halde meclise giremeyen, kendisini seçenleri milletin meclisinde temsil edemeyen, çağ dışı ve insanlık dışı olarak gördüğümüz bir usulle, protestolarla sözüm ona milletin iradesine had bildirme çabaları ile, zorbalıkla meclisten dışarı çıkarılan kadınlarımızın hakları yine AK Parti döneminde iade edilmiş ve asıl olması gereken şekliyle hayat bulmuştur” dedi.

Bizler öldüren sevgi istemiyoruz
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle  bir açıklama da Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (ELDER)’den geldi.  Morabbin parkın yanında bulunan Emekçi kadınların bulunduğu satış sıtantlarının olduğu alanda açıklama yapan ELDER Adına konuşma yapan  Fatma Erdoğan, “8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York şehrinde 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları isteğiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak, polislerin işçileri fabrikaya kilitlemesi, arkasından da çıkan yangında kurulan barikatlardan kaçamayarak 129 kadın işçinin yanarak ölmesiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak anılmaya başlandı.  Bu vesileyle yangında ölen 129 kadını ve dünyada cinayete kurban edilen bütün kadınları saygıyla anıyoruz.  8 Mart dünya kadınlarının taleplerini birlikte daha gür haykırdığı, kendilerini toplumda eşit bir birey olarak yok sayan çağ dışı zihniyetlere karşı çıktığı, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve zihniyetlere karşı mücadele verdiği gündür.  Ülkemizde toplumsal cinsiyet ayrımcılığı aile içinde başlayarak, toplumun her alanında var olmaya devam etmektedir.  Ülkemizde nüfusun yarısını teşkil eden kadınlarımız, yaşamın her alanında varken karar alma organlarında, istihdamda, eğitimde, politikada aynı oranda temsil edilememektedir.  Bunun yanında kadına ve çocuklara yönelik şiddet, cinsel istismar sistematik bir şekilde devam etmektedir.  Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliği problemi, ekonomik ve toplumsal hayatın eşitlik ilkesi kapsamında düzenlenmesi ile mümkündür.  Kadınları toplumsal hayat dışına itmeye çalışan cinsiyetçi ve ayrımcı politikalardan ve uygulamalardan vazgeçilmelidir. Tüm dünyada ve ülkemizde küresel olarak yaşanmakta olan Covid-19 salgını sürecinde en çok kadınlar etkilenmiş, ev içi şiddet ve kadın cinayetlerinde artış gözlemlenmiştir.  Covid-19 salgını süresince kadınların sağlık hizmetlerine ulaşımda zorlandıkları, yoksullaştıkları, ücretsiz bakım emeği yüklerinin daha da arttığı, ev içinde salgından önce var olan şiddetin devam ettiği bilinmektedir.

Bu süreçte eğitim-öğretim hizmetlerinin aksaması, yoksulluğun artması gibi unsurların ilerleyen zamanlarda kız çocuklarının eğitim hayatından alınmasına sebep olmasından da endişe duymaktayız. Günde en az üç kadın kocası, sevgilisi, babası, kardeşi ve hatta oğlu tarafından öldürülüyor. Öldürülme gerekçeleri sevgi.  Bizler öldüren sevgi istemiyoruz. Bizler, var olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasalarımızın uygulanmasını talep ediyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütün vekillere sesleniyoruz.  TBMM İstanbul Sözleşmesi ile ilgili acilen toplansın, İstanbul Sözleşmesinin gereği yapılsın ve önleyici, caydırıcı tedbirler alınsın. Biz kadınlar dünyanın diğer yarısıyız. Egemenlerin lütuflarını değil, haklarımızı istiyoruz. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
 
Şerife Erdem – İsmail Şen