Gündem

“Tehlike, KAPIMIZDA…!”

Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uzm. Dr. Yeşildağ, Bahar ile birlikte kapıya, pencereye dayanan Polenlerin, Astım rahatsızlığı bulunanlar için ‘Atak’ anlamı taşıdığını hatırlattı.

Sokaklarda, mahalle aralarında park ve bahçelerde, Tabiat ananın canlanmasına eşlik eden onlarca tür ağaçtan etrafa saçılan Polenlerinin da yarattığı tehlikeyi hatırlatan  Göğüs Hastalıkları uzmanı Uzm. Dr. Kerim Yeşildağ; polenden klimaya, parfüm ve deterjan kokusundan beslenmeye, inşaat yıkımları nedeniyle havaya karışan toz bulutları ve zararlı partiküllerden yemek pişirirken yayılan koku ve buhara dek astımı tetikleyen önemli faktörleri sıraladı.
Çanakkale’ de Alerjik Astım rahatsızlığı bulunanların, belirgin bir yaş ortalamasını kapsamadığı bilinen bir gerçek iken, Uzmanından gelen bu ayarı,  çocuklarımız başta olmak üzere, anne, babalar, dede ve nineler için uyulması gerekenleri de bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Özellikle ilkbahar aylarında astım atağında artış yaşandığını anımsatarak Çanakkalelilere ve risk grubundaki isimlere seslenen Uzm. Dr. Yeşildağ, Hamilelik döneminde astımın değişken özellik sergileyebileceğini de anımsattı. Aşırı kilolular için de dikkat edilmesi gerekenler olduğunu vurguladı.
 Astım hamilelik döneminde düzelebilir, kötüleşebilir veya değişmeyebilir” dedi,
 Sağlıklı beslenmenin önemine de dikkat çeken Uzman isim Dr. Yeşildağ;
Astımda beslenme önemli bir yere sahiptir. Yetersiz ve dengesiz beslenme pek çok hastalıkta olduğu gibi solunum sistemi hastalıklarının oluşumunda da risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.

Uzman İsim konuştu;
“Astım Atağı, Çat Kapı Yapabilir…”

Çevresel etkenlere bağlı, Astım rahatsızlığı bulunanların her an Atak geçirebileceğine dikkat çekip, uyarıda bulunan Uzman isim Çanakkalelilere seslendi.
“ÖZELLİKLE İLKBAHAR AYLARINDA ASTIM ATAĞINA DİKKAT” diyerek,  Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilen ve her Mayıs ayının ilk Salı günü,  “Dünya Astım Günü” olarak kabul edilmesine ilişkin konuşan Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Kerim Yeşildağ, risk gurubundakilerin her zamankinden de dikkatli olmaları gereken dönemde olduklarını hatırlattı.
Uzman isimden gelen bu uyarı, Çanakkale’ de yaşayan ve çevresel etkenlere bağlı Alerjik astım rahatsızlığı bulunan, yaş sınırı da bulunmayan binlerce kişilik gurup için; “Atak kapıda” mesajı anlamı taşıdı.  
Sağlık Bakanlığı tarafından,  bu yıl da “Astımınızla Sağlıklı Yaşayabilirsiniz” teması ile Dünya Astım Günü’nde, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’ de de çeşitli etkinlikler yapılırken, Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Kerim Yeşildağ, polenden klimaya, parfüm ve deterjan kokusundan beslenmeye, inşaat yıkımları nedeniyle havaya karışan toz bulutları ve zararlı partiküllerden yemek pişirirken yayılan koku ve buhara dek astımı tetikleyen çok önemli faktörler olduğunu söyleyerek, Çanakale’ de yaşayan risk gurubundaki vatandaşlara seslendi.
Uzm. Dr. Yeşildağ; “Astımda beslenme önemli bir yere sahiptir. Yetersiz ve dengesiz beslenme pek çok hastalıkta olduğu gibi solunum sistemi hastalıklarının oluşumunda da risk faktörleri arasında yer almaktadır” diyerek, özellikle ilkbahar aylarında astım atağında artış yaşandığının altını çizdi.
Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uzm. Dr. Yeşildağ, hastalığa ilişkin bilgiler paylaştığı açıklamasında;
“Astım akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler (ataklar) ile seyreden müzmin (kronik) bir akciğer hastalığıdır. Hava yollarındaki bu daralmanın nedeni mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının şişmesidir. Hastalık tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir” dedi.
Astım’ ın, hayat boyu süren ve uzun süreli tedavi gerektiren bir hastalık olduğuna dikkat çeen Uzml. Dr. Kerim Yeşildağ;
Çevremizde şuan doğa anayla birlikte uyanan onlarca çeşit ağaç ve benzer bitkilerden etrafa saçılan polenler, Astım rahatsızlığı bulunan vatandaşlarımız için risk anlamı taşımakta” şeklinde konuşup,
Astımın neden bazı bireylerde görülüp, bazılarında görülmediği şeklinde sıkça sorulanlara ilişkin de şöyle dedi;
“ Bu soruya yanıt, risk faktörleri delinerek verilebilir. Bu faktörler kişiyle ve çevreyle ilgili olmak üzere iki gruptur. Kişisel risk faktörleri; içinde kalıtım yani genetik yapı, cinsiyet ve şişmanlık sayılabilir.
Çevresel risk faktörleri ise; kalıtsal olarak yatkın bireylerde astımın ortaya çıkması ve ağırlığı üzerinde rol oynar. Bunlar alerjenler, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sigara dumanına maruziyet, bazı ilaçlar, iç ve dış ortam hava kirliliği ve beslenme tarzıdır” dedi.
Astım hastalığının tedavi edilmesine rağmen, tamamen ortadan kaldırılamayabileceğini de anlatan Uzm. Dr Kerim Yeşildağ;
“Ancak uygun tedavi ve iyi bir hasta-doktor işbirliği sağlanarak astım hastalığı tam kontrol altına alınabilir.
Astım tedavisinin amacı hastalığın kontrol altına alınması ve sağlanan bu durumun idame ettirilmesidir. 
Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gerekli her türlü ilaç ve malzeme bulunmaktadır. Uygun ilaç tedavisi ile, astımlılar iş ve okul dahil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma yolu (inhalasyon) ile kullanılan ilaçlardır ve bu yolla daha az yan etki ile direk hava yollarında istenen tedavi edici etkiyi oluştururlar. Özel cihazlarla verilirler” bilgisini paylaştı.
 NE YAPILMALI?
‘SAĞLIKLI BESLEN….’
Özellikle bahar ile birlikte, polen gibi dış etkenlere karşı, astım atağını tetikleyecek çevresel faktörlerin yoğunlaştığını anlatıp, alınabilecek önlemler arasında,  ağaçlık alanlarda bulunmamanın da önemli bir adım olabileceğini söyleyen bir çok uzmana karşın, Kamu Hastaneleri Birliği Genel sekreteri Uzm. Dr. Yeşildağ, beslenmeye dikkat çekip, sağlıklı beslenmenin önemini de tekrarlamış oldu.
 Uzm. Dr. Yeşildağ;“ Astımda beslenme önemli bir yere sahiptir. Yetersiz ve dengesiz beslenme pek çok hastalıkta olduğu gibi solunum sistemi hastalıklarının oluşumunda da risk faktörleri arasında yer almaktadır.
AŞARI ŞİŞMANLIĞA DA DİKKAT ÇEKTİ
Tersi olan ve son yıllarda tüm dünyada artan obezite (aşırı şişmanlık) ile de astım arasında bağlantı bulunuyor” diyen Uzm. Dr. Yeşildağ;
Obezitenin astım ataklarının şiddetini ve sıklığını artırmakta ve tedavisini zorlaştırdığını da söyledi.
Kame Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uzm. Dr. Yeşildağ sözlerini şöyle sürdürdü;
“ Bu nedenle yeterli ve dengeli beslenme, hem bu hastalıklardan korunmada hem de hastalık oluştuktan sonraki tedavi süresince büyük önem taşımaktadır.
 Astımda dikkat edilmesi gereken diğer önemli noktada egzersiz.Tedavi edilemeyen astımlıların %90’ında egzersiz ile astım belirtileri oluşur. Bazen de astım atağının tek nedeni egzersiz olabilir. Ancak, astımı kontrol altında olan, yani uygun ve yeterli astım tedavisi alan hastalar aktif bir yaşantı sürdürebilir ve egzersiz-spor yapabilir. Özellikle kısa sürede yapılan yoğun egzersiz ile belirtiler oluşurken, yavaş ve uzun sürede yapılan egzersizlerde belirtiler daha hafif olabilir. Örneğin; yürüyüş, koşmaya göre daha güvenlidir. Yüzme, bisiklet, jimnastik ve aerobik egzersizler astımlılar için en çok önerilen sporlardır. Havuzda solunan havanın nemli olması ve havuz suyundaki klorun belirtileri tetikleyebilmesi nedeniyle yüzme için deniz tercih edilmelidir”
HAMİLELİK DÖNEMİ HATIRLATMASI… 
Uzm. Dr. Yeşildağ, Hamilelik döneminde astımın değişken özellik sergileyebileceğini de anımsatıp şöyle devam etti;
 Astım hamilelik döneminde düzelebilir, kötüleşebilir veya değişmeyebilir.
Bunu önceden tahmin etmek mümkün değildir. Uygun ve yeterli bir astım tedavisinin uygulanması hamileliğin normal geçmesi, sorunsuz bir doğum yapılması ve sağlıklı bir bebek açısından çok önemlidir. Bu nedenle hamile astım hastası, doğumu yaptıracak hekim ve astım tedavisini düzenleyen hekim yakın bir işbirliği içinde olmalıdır”
 Astımda kişinin kendini tanıması çok önemli!
Astım hastalığının, kişiden kişiye etkilerini farklı şekillerde gösterdiğinin de altını çizen  Uzm. Dr. Kerim Yeşildağ
“Bahsettiğimiz unsurlar bunlardan bazıları; çünkü her hastanın astımını tetikleyen unsur farklı olabiliyor. Örneğin bir kişi ağlarken astım krizine girebilirken diğeri gülerken, bir başkası efor yaparken, diğeri soğuktan astım krizine girebiliyor. İstiyoruz ki kişiler kendilerini çok iyi tanısınlar ve kendilerinde astımı nelerin tetiklediği konusunda bilinçlensinler. Bize tedavi için başvurduklarında onlar için en uygun tedaviyi belirleyip en kısa sürede hastalıkla ilgili önlemleri alarak, konforlu bir yaşam sürdürmelerini sağlamak istiyoruz” diye konuştu.

Duygu Doğan