Sağlık

'Yaşam şeklini değiştirmek, kalp damar hastalıklarında yüzde 80 oranında koruma sağlıyor'

Türkiye, genç yaşta kalp krizi vakalarında Avrupa birincisi. Genel kalp sağlığı açısından da haritada “yüksek riskli” bölgeler arasında yer alıyor.

29 Eylül Dünya Kalp Günü nedeniyle konuyla ilgili detaylı açıklamalarda bulunan Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğr. Üy. Prof. Dr. Özlem Esen, “Kalp sağlığı açısından en önemli konu göbek çevresi yağlanması ve bu durum ile ilişkili olarak insülin direnci ve diyabet gelişimi. Kalp damar hastalığının genetik altyapısı olsa da yaşam şeklini değiştirmek yüzde 80 oranda önlenebilir” dedi.
 
Türkiye, genç yaşta kalp krizi vakalarında Avrupa birincisi. Genel kalp sağlığı açısından da haritada “yüksek riskli” bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlara göre bunun sebepleri, damarların erken yaşlanmasına neden olan aşırı kilolar, sigara ve hareketsizlik. Yaşam şeklinde yapılacak değişiklikler ise kalp ve damar hastalıklarından yüzde 80 oranında koruma sağılıyor. 29 Eylül Dünya Kalp Günü nedeniyle konuyla ilgili detaylı açıklamalarda bulunan Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğr. Üy. Prof. Dr. Özlem Esen ülkemizde genç yaşta da (35-45 yaş arası) kalp damar hastalığında artış görüldüğünü kaydetti.
 
ERKEN YAŞLARDA KALP KRİZİNE BAĞLI ÖLÜMLER ARTIYOR
 
Damar sertliği sürecinin damarın yaşlanması ile ilişkili olduğu için doğrudan yaşla artan bir hastalık türü olduğunu belirten Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen, “Ülkemiz maalesef genç kalp krizlerinde Avrupa birincisi ve genel kalp sağlığı riski açısından haritada ‘yüksek riskli’ bölgeler arasında yer alıyor. Bunun nedeni de damarın erken yaşlanmasına neden olan aşırı kilo yani obezite, sigara ve hareketsizlik gibi faktörler. Obezite özellikle ülkemizde son 10 yılda yüzde 40 artış göstererek şu an toplumda görülme sıklığı yüzde 30’lara ulaştı yani her 3 kişiden biri obez. Gençlerin sağlığını korumak için ‘sağlıklı’ kiloda kalmaları için beslenme bilincini artırmak ve hareketliliği artırmak hayati önem taşıyor” dedi.
 
Pandemi sonrası ekran başında geçirilen sürenin de artmasıyla, toplumda kilo artışı da gözlendiğine dile getiren Prof. Dr. Özlem Esen, okulların açıldığı bu günlerde gençleri spora yönlendirmek hatta 3 saatten fazla hareketsiz kalmamalarını sağlamanın çok önemli olduğunu vurguladı.
 
AKTİF SPOR HAYATA GEÇİŞ DÖNEMİNE DİKKAT
 
Özellikle sağlıklı gençlerde aktif spor hayata geçiş döneminde hayatı tehdit eden ritim bozukluğuna bağlı olduğu düşünülen ölümler tespit edilmesinin endişe verici olduğuna değinen Prof. Dr. Esen şöyle konuştu: “Bu nedenle yapılan çalışmalarda özellikle hastane döneminde kalp kası hasarını gösteren ‘Troponin’ yükselmesi yaşayan hastalarda ölüm oranlarının yüksek olduğu tespit edildi. Çünkü, troponin değeri, kalp kasında iltihabi süreç (miyokardit), kalp krizi (damarın pıhtı ile tıkanması) veya genel oksijenlenme bozukluğuna bağlı olarak yükselebiliyor. Yakın zamanda Almanya’da yapılan bir çalışmada asemptomatik geçiren hastalar iyileşme döneminde yapılan MR ile incelemelerinde yaklaşık yüzde 60 oranında sessiz miyokardit bulgusu saptandığı kaydedildi.”
 
“EKOKARDİYOGRAFİ YAPILARAK KALP KASI HASARI TESPİT EDİLMELİ”
 
“Bütün bu bilgiler ışığında kovid-19 enfeksiyonu sonrası kalp kası hasarının erken tespit edilmesi hayat kurtaracaktır” diyen Prof. Dr. Özlem Esen, hastane yatışı sırasında hasar belirteçleri yükselen hastalara ve iyileşme döneminde 4-6 hafta içinde yapılacak olan ekokardiyografinin hayati değer taşını belirtti. Prof. Dr. Özlem Esen, gençlerde ise özellikle sportif aktiviteye başlamadan önce kalp fonksiyonlarının değerlendirilmesi tavsiye edildiğini belirterek, kovid-19 enfeksiyonu sonrası göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı yakınması olanların gerek kas hasarı gerek kalp zarı iltihabı olan perikarditi tespit etmek için ekokardiyografi yapılması çok önemli olduğu uyarısında bulundu.
 
“SİGARA VE ALKOLÜ AZALTIN, HAFTADA EN AZ 3 SAAT YÜRÜYÜN”
 
Prof. Dr. Esen, kalp ve damar sağlığını korumak için beslenme ve yaşam tarzının önemine değinerek, “Kalbiniz kronolojik yaşınızdan daha hızlı yaşlanabilir. Yetişkin erkeklerin yarısının ve yetişkin kadınların yüzde 20'sinin kronolojik yaşlarından beş yaş büyük bir kalbe sahip oldukları bilinen bir gerçek. Kalbiniz ne kadar erken yaşlanırsa, kalp krizi, felç ve diğer ilgili problemler için riskiniz o kadar yüksek olur. Kalbinizin en az sizin kadar genç kalması için kilonuzu kontrol altına alın, sigarayı bırakın, alkol tüketimini azaltın, haftada en az 3 saat yürüyün, tansiyon, şeker ve kolesterol düzeylerinin normal olup olmadığını kontrol ettirin” diye konuştu.
 
“ŞEKER VE UNDAN UZAK DURUN”
 
Kalp sağlığı açısından en önemli konu göbek çevresi yağlanması ve bu durum ile ilişkili olarak insülin direnci ve diyabet gelişimi olduğunu aktaran Esen, kalp damar hastalığının genetik altyapısı olsa da yaşam şeklini değiştirerek yüzde 80 oranda önlenebilir olduğunu belirterek, “Hangi gıdaları nasıl pişirdiğinizden ne zaman yediğinize kadar birçok nokta kalp sağlığını etkilediğine değinereke, kalp sağlığı açısından en önemli konu göbek çevresi yağlanma, bu durum ile ilişkili olan insülin direnci ve diabet gelişimi. Bu nedenle rafine karbonhidrat dediğimiz şeker ve beyaz undan uzak durmayı tavsiye ediyoruz” dedi.
 
“BALIK, YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER VE TAM TAHILLARA AĞIR VERİN”
 
Esen son olarak kalp sağlığında beslenmenin de özel bir önemi olduğunu vurguladı. Günlük kalori ihtiyacının büyük bölümünün gündüz saatlerinde alınmasının ve 20:00’den sonra gıda alınmamasının kalp sağlığını olumlu etkilediğini belirtti. Kalp dostu kilit gıdaların ağırlıklı olduğu beslenme düzenine geçilmesini söyleyerek, önemli tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Özlem Esen, kalp ve damar sağlığı için tüketilmesi gereken besinleri ise şöyle sıraladı: “Omega 3 açısından zengin somon, tuna, uskumru, ringa balığı ve alabalık gibi balıklar faydalıdır. Özellikle doğal ortamda yetişmiş ve taze olmasına dikkat edilmelidir. Haftada en az 2 kez tüketilmesi uygundur, trigliserit değerlerinin düşürülüp faydalı kolesterol yükselmesine yardımcı olur.
 
“Ispanak, karalahana, pazı gibi gıdalar bol miktarda tüketildiğinde kalp krizine karşı koruyor. Bu tip sebzelerde damar sağlığı açısından faydalı nitrat bulunduğu tespit edilmiş ve düzenli bu tip sebzelerle beslenenlerde %15 civarında kalp krizi daha az görülmüş. Özellikle kurufasulye, barbunya gibi liften zengin baklagillerde bulunan nişasta bağırsaklarımızda bulunan faydalı bakteriler tarafından sindirildiğinde yağın emilimini azaltmaktadır. Domateste bulunan likopen maddesi antioksidan özellikte yani vücutta hastalıkları tetikleyen ‘yangı’ dediğimiz ve bağışıklık sistemimizin kendi savunma mekanizması ile meydana getirdiği süreci önleyebiliyor.
 
“Mevsimine uygun taze meyvelerden renkli olan karadut, kızılcık ve ahududu gibi meyvelerde antosiyanin adı verilen antioksidan bulunmakta ve kalp damar hastalığı açısından faydalı olduğu görülmüş. Ayrıca elma ayva gibi lifli meyveler yağ emilimini azaltmakta. Akdeniz diyetinin temelini oluşturan zeytinyağı polifenollerden zengin olup ‘antioksidan’ özellikte. Çoğunlukla zeytinyağı tüketenlerde yapılan çalışmada kalp damar hastalığı gelişme riski oranının yüzde 30 daha düşük olduğu saptanmış.
 
“Tam buğday, esmer pirinç, yulaf, çavdar, arpa, karabuğday ve kinoa sayılabilir. Bu tahılları beyaz pirinç, beyaz undan yapılmış gıdalara tercih edebilirsiniz. Unutulmaması gereken en önemli nokta bu tahılların da kalori miktarı benzer dolayısı ile az miktarda tüketmek gerekli. Lif içeriği yüksek olması nedeniyle yağ ve tuzun emilimini azaltmakta, böylece kolesterol ve tansiyon değerlerinde düşüşe katkıda bulunmakta. Günde 3 porsiyon tam tahıllı gıda tüketenlerde yüzde 22 kalp krizi daha az meydana geldiği görülmüş. Kavrulmamış ceviz ve fındıkta bulunan mangan, bakır ve magnezyum gibi ‘mikro’ besinler kalp için çok faydalı. Ayrıca bu kuruyemişler vücutta birçok hastalığın temeli de sayılan oksidatif stres ve yangı dediğimiz süreci önlüyor.
 
“Kakao oranı yüzde 70 ve üzerinde çikolatada bulunan flavonoid adı verilen maddeler antioksidan özellikte olup damar sağlığı için faydalı Haftada 3- 5 kez az miktarda tüketilebilir. Sarımsak özünde bulunan allisin maddesi damar gevşetici ve antienflamatuar özelliklere sahip. Tansiyon düzenlemeye yardımcı oluyor, allisin maddesi özellikle taze ve ezilmiş sarımsakta daha çok bulunmakta.” (DHA)