Mehmetçiğin büyük bir fedakarlıkla yazdığı Çanakkale Destanı dünya savaş tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Destanın yazıldığı 106’ıncı yılında 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi büyük bir coşku ile kutlandı. Koronavirüs nedeni ile etkinliklerin yapılmadığı Zafer Kutlamasında, Çanakkale Merkezde ve Şehitler Abidesinde Törenler düzenlendi. Üst düzey protokolün de katıldığı törenler büyük bir coşku ile gerçekleştirildi.
18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü dolayısıyla Şehitler Abidesi’nde tören düzenlendi. Şehitler Abidesindeki tören, çelenklerin sunumu, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrağın göndere çekilmesiyle devam etti. Çelenkler sırasıyla; Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TSK adına Milli Savunma Bakan Yardımcısı Alparslan Kavaklıoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Çanakkale adına Vali İlhami Aktaş tarafından Atatürk rölyefine bırakıldı. Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri adına 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mustafa Oğuz tarafından günün anlam ve önemine binaen konuşma gerçekleştirilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 106’ncı yıl dönümü mesajı seslendirildi. Konuşmanın ardından aktör Bahadır Yenişehirlioglu tarafından Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine şiirini okudu.
Daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, günün anlamına binaen bir açıklama yaptı. Şentop “Çanakkale Zaferi, kolay kazanılmış bir zafer değildir, aksine savaş boyunca neredeyse bütün bir nesli kaybettiğimiz, bazı tarihçilere göre 300 bine yakın şehit vererek kazandığımız bir zaferdir. Unutulmamalıdır ki o tarihte ordularımız Osmanlı sınırlarını korumak için birden çok cephede savaşmaktadır. İngiltere ve Fransa’nın Anadolu’nun batısından; Çanakkale üzerinden İstanbul’a saldırdıkları sırada, Rusya da doğusundan; Sarıkamış üzerinden Erzurum’a saldırmaktaydı. Ülkemizin adeta kalbi olan bölgeler büyük ve yoğun bir saldırı altına girmiş, tartışmasız bir beka sorunu baş göstermişti. Hep söylendiği gibi Çanakkale bizim için tam da bu yüzden bir ölüm kalım mücadelesiydi. Tarih boyunca esir edilmemiş ve ölümüne de olsa istiklalini savunup özgür yaşamış aziz milletimiz, bu büyük ruhunu en destansı biçimde belki de Çanakkale’de göstermiştir. Gerek deniz savaşlarında gerek sonraki kara savaşlarında o kadar çok efsanevi kahramanlık sahneleri vardır ki sanki bin yılın bütün zaferlerinin altın sahneleri Çanakkale’de toplanmış gibidir. Nusret Mayın Gemisinin kaptanı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’den Seyyit Ali onbaşıya, iki oğluyla birlikte 44 yaşında iken savaşa katılan Erzincan’lı Oğuz Amca’dan hayatının 16 yılını askerlik yaparak geçiren Bigalı Mehmet Çavuş’a, Mücahide Hatice Hanım’a kadar nice vatan kahramanı bunlardan sadece birkaçıdır” dedi
Emanetleri Bugün Çok Daha Güçlü Evlatlarının Elinde
Meclis Başkanı Mustafa Şentop “Bu mukaddes mekanda Çanakkale başta olmak üzere bütün cephelerde namusunu çiğnetmemek için, yurdunu düşmana teslim etmemek için, esareti reddetmek için canını feda eden mübarek şehitlerimize, gazilerimize, bütün komuta kademesine, kahraman neferlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum, aziz milletimiz adına hürmet ve şükranlarımı sunuyorum. Emanetleri bugün, çok daha güçlü ve güvenilir evlatlarının ellerindedir. Yükselttikleri ay yıldızlı al bayrak, yurdumuzun üzerinde ebediyyen dalgalanacak ve onun kutlu gölgesi altında toplanan milletimizin, ülkesi ve devletiyle bölünmez bütünlüğüne göz diken her düşmanın akıbeti, Çanakkale’deki gibi hezimet olacaktır” dedi.
106. Yıl Önce Olduğu Gibi Bugün de Vekalet Yürütüyorlar
Meclis Başkanı Mustafa Şentop, konuşmasının devamında günümüzde de düşmanın taktiklerle ülkeyi karıştırmak istediğini belirterek “ Aradan yüz yıldan fazla zaman geçti, fakat bazı devletlerin milletimize ve devletimize karşı dinmek bilmez bir kindarlıkla, hiç hak etmediğimiz bir düşmanlıkla saldırdıklarını; ülkemizi bölüp parçalamak ve mümkünse işgal etmeye yönelik kötü niyet beslediklerini tespit etmek zorundayız. Düşmanlar, yüz yıl önce Mehmetçiğin kanını dökmesi için, şehirlerimizi yakıp yıkması ve halkımızı katletmesi için vaktiyle sömürgeleştirdikleri Asya ve Afrika ülkelerinden asker üniforması giydirilmiş köleler toplayıp getirmişlerdi. Günümüzde de benzer bir yöntemi uyguluyor ve vekâlet savaşları yürütüyorlar. Geçmişte de işgal etmeye teşebbüs ettikleri bölgelerin halklarından ve maalesef kendi halkımızdan kandırabildiklerine vekâlet veriyor, onları eğitip donatıyor ve bu mankurtlaşmış gurupları savaştırarak kendi işgalleri için güya zemin oluşturuyorlardı. Milletimiz, aydınlarımız, devlet adamlarımız o zaman düşmanın bu basit oyununu görmüş ve karşı tedbirlerini almıştır, almaktadır. Doğu Akdeniz’deki ve Kıbrıs’taki haklarımızı yok saymalar, Suriye, Irak, Azerbaycan gibi komşularımıza saldırıp parçalama ve işgal etmeler, saldırdıkları her yerde ‘yerel ortaklar’ adını verdikleri aşağılık işbirlikçileri ve terörist gurupları desteklemeler hep bu cümledendir. Ancak bilmelidirler ki aziz milletimizin dostluğu değerli, düşmanlığı tehlikelidir.
Çünkü biz, istiklal söz konusu olduğunda halkımızın meşhur tabiriyle ‘ölümden öte köy tanımayız’” dedi.
Çanakkale Zaferi Haksızlığa Uğrayan Tüm Mazlumların Zaferidir
Şentop “Çanakkale Savaşları ile abideleşen sadece savaş meydanlarında kazanılan zaferler değildi. Çanakkale Zaferi Türkiye’nin, Anadolu ve Trakya’nın olduğu kadar yeryüzündeki tüm haksızlığa uğramış kardeşlerimizin zaferi olmuştur. Çanakkale destanını yazan kahramanlar sadece Ankara’dan, Çankırı’dan, Balıkesir’den, Bursa’dan, Tekirdağ’dan, Edirne’den gelmediler. Misak-ı Millî hudutlarındaki Musul’dan, Kerkük’ten, Halep’ten, gönül coğrafyamızda olan Üsküp’ten, Prizren’den, Saraybosna’dan, Bakü’den, Buhara’dan geldiler. Çünkü Çanakkale, sadece Türklerin değil, bütün Müslümanların ortak cephesiydi. 20’nci yüzyılın başında Osmanlı Devleti yeryüzündeki tek ve son bağımsız Müslüman devletti. Üstelik yüzlerce yıl Müslümanların koruyucusu, savunucusu olmuştu. Çanakkale’nin düşmesi, bütün Müslümanların izzeti nefsinin rencide olması, zillete düşmesi demekti. Kahraman ecdadımız 106 yıl önce tabyalardaki mevzilerinde sadece aziz milletimizin izzetini savunmadı, aynı zamanda bütün Müslümanların şerefini, haysiyetini korudu. İşte bu sebeple Mehmet Âkif Necid Çöllerinde Çanakkale Destanını yazarken, Muhammed İkbal de Lahor’da Çanakkale adına on binlerce insanı toplayarak dualar etmekteydi. İşte bu sebeple bütün İslam coğrafyasından, her ırktan renkten müslümanlar, cebindeki son kuruşu, kulağındaki küpeyi, kolundaki bileziği düşünmeksizin Çanakkale’ye gönderdi. Sonu zaferle de bitse tüm savaşlar, içinde büyük acılar, hüzünler ihtiva eder ve mutlaka dersler alınması gerekir. Birinci Dünya Savaşı’nda Yemen’den Galiçya’ya, Kafkaslar’dan Sina’ya kadar geniş bir cephede mücadele ettik. Savaşın en önemli cepheleri vatanımızın iki ucundaydı. Batı ucunda Çanakkale, doğu ucunda da Sarıkamış vardı. Çanakkale Zaferi, en çetin savaşlarımızdandı. Hemen her evden bir-iki şehit verilmişti. Çanakkale’de şehit düşenlerin büyük çoğunluğu dönemin okumuş, yazmış gençleriydi. Trablusgarp ile başlayan, Balkanlarla devam eden savaşlar Birinci Dünya Savaşı ile sekiz cepheye yayılmıştı. Dört yıl süren savaşta aziz milletimizin gençleri cepheden cepheye savruldu. Bu yüzden orduya katılan gençlerin yaş ortalaması giderek düştü. Nitekim Çanakkale Savaşı’nda memleketimizin değişik şehirlerinden lise öğrencileri de gönüllü olarak savaşa katıldılar. İstanbul’daki Galatasaray, Vefa, Kabataş ve İstanbul Lisesi öğrencileri cepheye ilk ulaşanlardandı. Onları Balıkesir, Bursa, Edirne, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Konya, Denizli, Erzurum, Tokat ve Sivas’tan gelen 15-16 yaşlarındaki gençler takip etti. Adlarına Türküler bile yakıldı. Bu sebeple ülkemizde birçok lise 1915-1916’da mezun veremedi” dedi.
Çanakkale’nin Asil Değerlerinden Koparılmasına İzin Vermeyeceğiz
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise yaptığı konuşmasında Çanakkale gerçeğini asli değerlerinden koparılmasına izin vermeyeceklerini belirterek “Öyle bir zaman gelir ki milletler yol ayrımlarının belirlendiği, dönüm noktalarının yaşandığı bir kavşakta, kendilerini birbirleriyle yüzleşirken bulurlar. İşte o anda her bir ferdiyle, kendi belirlediği yolda yılmadan, usanmadan ve korkmadan yürüyenler tarihi değiştirirler. Çanakkale 20’nci yüzyıldaki o kavşaktır ve Türk milleti tarihi burada değiştirmiştir. Çanakkale; emperyalistlerin asırlık planlarının, sahneledikleri türlü türlü oyunların bir cesaret tufanında, bir fedakârlık denizinde hiç olup gittiği yerdir. Bu topraklarda fiziki üstünlüğün egosu, ilahi teslimiyetin tevazusu karşısında boyun eğmiştir. İtilaf devletlerinin, dünyanın dört bir yanındaki sömürgelerinden cepheye sürdükleri sayısız insan, Mehmetçiğin cesaret ve merhametinde gerçekleri görmüş, kendisine söylenen yalanları bu sayede çözmüştür. Bütün varlığıyla vatanını savunan, mukaddesatına siper olan Türk milleti başı dik, alnı ak, vicdanı tertemiz bir şekilde yükselirken; iftiraları, kıyımları, kibirleri ile nice milletler burada diz çökmüş, zafer hülyaları yenilginin acı gerçeğine dönüşmüştür. Çanakkale, çıkarlar üzerine kurulan birlikteliklerin, asırlara kök salmış kardeşliklere yenildiği yerdir. Bayrağı bir, vatanı bir, imanı bir olanlar kenetlenerek, sadece hırsları bir olanları burada yenmiştir. Dardanos tabyası şehitleri Hasan ve Mevsuf Efendi, kaldırdığı top mermisi ile adeta vatanını sırtlayan Seyit Onbaşı, Hüseyin Avni Bey, Bigalı Mehmet Çavuş… Cephede düşmana aman vermeyen, şehadete yürüdüğünde bedeninde sayısız mermiyi madalya gibi taşıyan gencecik kızlarımız, annelerinin vatan uğruna feda olsun diye kınalayarak savaşa gönderdikleri oğullarımız. Çanakkale, olmak ve ölmek arasında yapılacak bir seçime tereddüt duymadan, bahanelere sığınmadan gidenlerin; vatan ve bayrak dendiğinde başka bir soru sormayanların gerçeğidir. Bu gerçekliği asla ve asla unutmamak; sıradanlaşmasına, bir takım evrensel yakıştırmalarla asli değerlerinden koparılmasına izin vermemek tarihimize, şehit ve gazilerimize karşı şeref borcumuzdur” dedi.
Çanakkale Bir Gün Olarak Değil, Bir Fikir, Bir Bilinç Ve Anlayış Olarak Yaşamalıdır
Çanakkale’nin sadece bir gün olmadığını bir bilinç olduğunu da belirten Bakan Ersoy “Aynı zamanda masa başı kahramanlarının koltuklarını koruma, mevkilerini güçlendirme uğruna dünyanın çeşitli coğrafyalarından cepheye sürdükleri, bugün Mehmetçiğin yanı başında yatan nice evlatlar, eşler, babalar adına da aynı kararlılığı göstermek durumundayız. Çünkü Türk milleti olarak inancımız, değerlerimiz ve vicdanımız bize bunu emreder. Kendi yarası yerine, kendisine kurşun sıkanın yarasını saran Çanakkale şehitlerimiz bizden bunu bekler. Bu topraklarda insanların neden öldüklerini iyi bileceğiz ki ne için yaşayacağımızı tam anlamıyla idrak edelim. Çanakkale bir gün olarak değil, bir fikir, bir bilinç ve anlayış olarak yaşamalıdır. Anmak, anlamaya vesile olmalıdır. Zira Çanakkale’yi anlamayan Kurtuluş Savaşı’nı anlayamaz. Anafartalar kahramanı Yarbay Mustafa Kemal’in bu topraklardan sinesine aldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak, kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine yerleştirdiği ruhu kavrayamaz. Dünü bilirsek bugün bize karşı sergilenen tavırlar, atılan adımlar, bunların ardındaki niyetler de hepimize ayan olur. Unutmamalıyız ki bu yüce milletin tarihi bir bütündür. Ayrıştırılmasına izin veremeyiz, vermeyeceğiz” dedi.
Çanakkale’ye Açıkhava Müzesi Hassasiyetiyle Bakıyoruz
Bakan Ersoy, Turizm Bakanlığı olarak Çanakkale Gelibolu Tarihi Yarımadasına yapılan yatırımları da değerlendirerek “Bakanlık olarak, destanın yazıldığı bu toprakları bir açık hava müzesi bakışıyla ele alıyor, son derece hassas ve titiz şekilde koruma altında tutuyoruz. Bu şehitliklerin, siperlerin, tabyaların anlatacaklarını, başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere tüm halkımızın tekrar tekrar dinlemesini, öğrenmesini arzu ediyoruz. Çanakkale Savaşları Mobil Müzemizi de bu amaca hizmet etmesi için tasarladık ve hizmete aldık. Atalarımızın, insana dair en yüce hasletleri sergileyerek vücuda getirdiği 106 yıllık bu kutlu miras Türk milleti var oldukça yaşayacaktır. Daha güzel bir dünya, daha huzurlu bir gelecek için dünün öğrettiklerini bugün uygulamalarını temenni ederek, bu mirası tüm insanlıkla paylaşmaya da devam edeceğiz” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim Tilaveti okunup, dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Tören sonrası seyir terası alanına geçildi. Burada Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı yüzer ve uçar unsurlarla Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uçar unsurlar geçit yaptı. Şehitler Abidesi önünden geçiş esnasında, gemilerden, Çanakkale şehitlerini selamlamak amacıyla top atışı yapıldı. Deniz geçiş töreninin ardından Türk Yıldızları gösteri uçuşu yaptı. Nefes kesen hareketleriyle izleyenleri büyüleyen Türk Yıldızlarının gösterisi izleyenlerden büyük alkış aldı.
Cuma Deren – Şerife Erdem