Gündem

“DOĞAL VE SOSYAL ÇEVREYLE UYUMLU YERLİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ ÜRETİMİ…”

Boylam Enerji, iklim değişikliği ile mücadelenin ve enerjide sürdürülebilir bir geleceğin oluşturulmasının önemli bir unsuru olan yenilenebilir enerji kaynaklarının çevresel ve sosyal hassasiyetle ülkemize ve Çanakkale’ye kazandırılması için çalışıyor.

Boylam Enerji, iklim değişikliği ile mücadelenin ve enerjide sürdürülebilir bir geleceğin oluşturulmasının önemli bir unsuru olan yenilenebilir enerji kaynaklarının çevresel ve sosyal hassasiyetle ülkemize ve Çanakkale’ye kazandırılması için çalışıyor.

Boylam Enerji Saros Rüzgâr Enerji Santrali doğal ve sosyal çevreyle uyumlu şekilde tasarlanmış olup türbin sayısı 27’ye kadar düşürülmüştür, bu özelliğiyle faaliyetteki benzer güçteki santrallere göre türbin adedi %40 ila 50 oranında azdır, arazi kullanım ihtiyacı önemli ölçüde azaltılmıştır.

PROJE HİÇBİR KAYNAĞI TÜKETMEYECEK VE HİÇBİR ATIK ÇIKARMAYACAKTIR. NE TOPRAĞA NE SU KAYNAKLARINA HİÇBİR OLUMSUZ ETKİSİ YOKTUR. DİZAYNINDA DA ÇEVRESEL VE SOSYAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLKESİNİ MUHAFAZA ETMEYE YÜKSEK HASSASİYET GÖSTERİLMİŞTİR.
Ulusal kurumlarımızın, konusunda uzman akademisyenlerin ve uluslararası denetim kuruluşlarının gözetiminde, 10 yılı aşkın rüzgar enerji santrali kurma tecrübesiyle türbin yerlerinin ve ulaşım yollarının belirlenmesinde her türlü çevresel ve sosyal olası etki dikkate alınmış, büyük oranda ağaçsız ve kullanılmayan araziler seçilerek, etki en aza indirilmiştir. Biyoçeşitlilikle ilgili uzman akademisyenlerin liderliğinde katma değerli çalışmalar yapılmaktadır.
Saros Rüzgar Enerji Santral’inin türbin kanatları ve kuleleri Türkiye’de imal edilecek, yatırım işletme hayatı boyunca ulusal ve bölgesel ekonomiye katkı sağlayacak, yenilenebilir enerji endüstrisinin ülkemizde gelişimini de destekleyecektir.
(Devamı sayfa 8-9)
----------------------------------
BOYLAM ENERJİ’DEN DOĞAL VE SOSYAL ÇEVREYLE UYUMLU YERLİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ ÜRETİMİ
---------------------------------
Çanakkale’de faaliyetlerini sürdüren Boylam Enerji Şirketi, Saros RES projesi ile yenilenebilir enerji kaynağı olan rüzgâr potansiyelinin değerlendirilmesi sonucu, temiz enerji üretilmesini amaçlıyor. Proje hem yapım hem de işletme aşamasında bölge ve ülke ekonomisine katkıda bulunacak.
Küresel iklim değişikliği dünyanın en önemli çevre sorunlarından biri olarak kabul görüyor. Atmosferde tutulan karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının oranının artmasıyla yaşanan sıcaklıklardaki artışın özellikle Türkiye’nin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz Havzası için büyük bir tehdit oluşturuyor.
Bu kapsamda, 2015 yılında Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ‘21. Taraflar Konferansı’ nda kabul edilen ve 2016 yürürlülüğe giren Paris Anlaşması, uzun vadede, endüstriyelleşme öncesi döneme kıyasla küresel sıcaklık artışının 2°C’nin olabildiğince altında tutulmasını hedeflemekte. Buna göre, Paris Anlaşması; fosil yakıt (petrol, kömür) kullanımı azaltılırken yenilenebilir enerjinin kullanımının artırılmasını da savunuyor.
Avrupa Birliği üye ülkeleri, Paris Anlaşması’ndaki siyasi taahhütlerinin bir devamı olarak Aralık 2019’da Avrupa’yı dünyanın ilk iklim nötr kıtası yapacak Yeşil Mutabakat kapsamında iddialı hedefler ortaya koydu.
Uzmanlara göre, bu yeni büyüme stratejisinin temelinde olan ikiz hedeflerden ekolojik dönüşüm, enerji dönüşümünü sağlayarak, konvansiyonel kaynaklardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi işaret etmekte.
Avrupa Birliği ülkeleriyle büyük ticaret hacmi olan ülkemizin de kısa vade ekonominin her sektörünü bu yeni koşullara hazırlaması ve orta vadede mevzuat açısından bu çerçevede alınan uygulamalara uyumunu sağlaması gerekmekte. Bu hedefler, ulusal düzeyde ülkemizin 2023 hedefleri kapsamındaki toplam enerji tüketiminin en az üçte birini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması hedefiyle de örtüşüyor.
Ülkemizde yenilenebilir enerji kaynakları alanında yatırımlar son yıllarda giderek artmasına rağmen henüz istenen kapasiteye ulaşamadı. Örneğin, güneşlenme süreleri açısından oldukça elverişli bir iklime sahip olan ülkemizdeki güneş enerji kapasitesi, Avrupa’da daha az verimli iklimlerdeki kurulu güce kıyasla oldukça düşük seviyede seyretmekte ve yine ülkemiz, 48.000 MW olan rüzgâr enerji kapasitesinin sadece 8.000 MW’nı devreye alabilmiş durumda.

RÜZGAR ENERJİSİ SANTRALLERİ ENERJİ İTHALATIMIZI AZALTIYOR, ARZ GÜVENLİĞİMİZİ ARTIRIYOR.
Buna göre; Rüzgâr Enerji Santrallerinin kurulu gücü son 10 yılda 7,3 GW artmış, 2019 yılında 91,3 GW olan toplam kurulu gücün %8,8’ine ulaştı. 2019 yılında Türkiye’de üretilen elektriğin yaklaşık %7,5’i Rüzgâr Enerjisi Santrallerinde üretildi.
Devreye giren yenilenebilir enerji santrallerinin de etkisiyle 2007 yılında Türkiye Elektrik’inin %49,6’sı doğal gazdan üretilirken 2019 yılında bu oran %28,6 seviyesine düşmüştür.
Dünya ülkelerinin tamamında, Rüzgâr temiz, yerli ve tükenmez (kaynağı doğada yenilenen, yeşil ve yenilenebilir) bir kaynak olarak kabul görüyor.
Rüzgâr türbinleri işletilebilmeleri için herhangi bir yakıt türüne ihtiyaç duyulmadığı gibi, bu nedenle, arama, çıkarma, nakliye, sevkiyat ve yakıtın işlenmesi veya bertarafı gibi çevresel bir risk de taşımıyor.
Rüzgâr enerji santrallerinin, işletmeye geçtiğinde yakıta ihtiyaç duymamaları, çevreye sera gazı içeren (Karbondioksit- CO2 dahil olmak üzere), konvansiyonel hava kirleticiler (smog yaratan nitrojen oksit (NOX) ve sülfür dioksit (SO2)) salmamaları, Uzmanlar özet olarak; ‘Rüzgâr Enerji Santralleri çevre ile dost santrallerdir, hiçbir atık çıkarmazlar ve hiçbir kaynağı tüketmezler.’ görüşünde hem fikir etti.

HEDEF; DOĞAYLA VE ÇEVREYLE UYUMLU YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE KAZANDIRILMASI...
Çanakkale’de bu bilinçle yola çıktıklarını açıklayan Boylam Enerji, Türkiye’nin tamamen doğal ve yerli bir kaynağı olan rüzgârın ekonomiye kazandırılmasına öncülük etmek için yatırımlarını sürdürüyor.
Çanakkale Merkez ve Çan ilçeleri arasında Saros Rüzgâr Enerji Santrali’nin kurulması için çalışmalarına devam edildiğini belirten şirket yetkilileri;
“138 MW kurulu gücüne karşı sadece 27 adet rüzgâr türbininden oluşacak tesis, kurulduğunda yılda yaklaşık 200.000 hanenin yıllık elektrik enerji ihtiyacını karşılayacaktır. Fosil yakıtla çalışan enerji üretim tesislerini ikame ettikleri ve dolayısıyla “0” emisyonlu oldukları için atmosfere yılda 267.000 ton karbondioksit salımı engellenecektir. Bu miktar 7,3 milyon ağacın yarattığı etki ile eşdeğerdir. Saros Rüzgâr Enerji Santrali’nin 138 MW kurulu gücünün sadece 27 türbinle kurulacak olması itibariyle türbin adedi faaliyetteki benzer projelere kıyasla %40-50 oranında düşüktür.” bilgisini de kamuoyuyla paylaştı.

“ULUSAL VE BÖLGESEL EKONOMİYE KATKI, YENİLENEBİLİR ENERJİ ENDÜSTRİSİNİN ÜLKEMİZDE GELİŞİMİNE DESTEK.”
Şirket yetkilileri; “İthal edilmeyen fosil yakıtlar dikkate alındığında Saros RES Projesi enerjide dışa bağımlılığımızı ve enerji ithalatımızı azaltacak, yerli imalat sanayini ve yerel ekonomiyi destekleyecek. 
Proje üretime geçtiğinde doğal gaz ithalatını yıllık 90 Milyon m3, yaklaşık 24 Milyon USD azaltacaktır.  Saros Rüzgar Enerji Santrali projesi yatırımının yerlilik oranı %65’dir. “ şeklindeki detaylı bilgileri de aktardı.
Rüzgâr türbinlerinin kanat ve kulelerinin Türkiye’deki fabrikalarda üretileceğinin altını çizen Yetkililer;
“Bu bakımdan Türkiye yerli rüzgâr enerjisi endüstrisinin gelişimine büyük etkisi olacaktır.
Saros RES Projesi’nin yatırım, işletme ve bakım süreçlerinde yerel ve ulusal anlamda istihdam yaratacak, ekonomiye katkı sağlayacaktır.” dedi.

DOĞAL VE SOSYAL ÇEVRE İLE UYUMLU TASARIM
Küresel iklim değişikliği ile mücadelede yarattığı bu büyük etkiye ek olarak, tesisin tüm faaliyetlerinin de sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yapılması için detaylı planlamalar yapıldığına vurgu yapan Boylam Enerji şirketinin yetkilileri, şu bilgileri de paylaştı;
“Bu nedenle Saros Rüzgâr Enerji Santrali’nin yapım ve işletme aşamasında çevreye en az etki yaratması amacıyla türbin yerleşimi ve nakliye yolları planı çevresel ve sosyal hassasiyetler dikkate alınarak hazırlanmıştır. Türbinlerin büyük kısmı ağaçsız orman arazilerinde ve kullanılmayan şahıs arazilerindedir. Ayrıca nakliye ve ulaşım yolları çok büyük oranda mevcut orman yolları ve açık araziler üzerindedir. Nakliye ve inşaat çalışmaları sırasında kullanılacak yollar köylerin içinden geçmeyecektir. Köylere en yakın türbinler 1 km’den fazla mesafeye alınmıştır. 

BİYOÇEŞİTLİLİĞE HASSASİYET VE KATMA DEĞERLİ ÇALIŞMALAR
Proje kapsamında, ulusal ve uluslararası standartlara göre biyoçeşitlilik ve teknik açıdan pek çok alanda detaylı bir Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme süreci işletilmektedir. Saros Rüzgâr Enerji Santrali Projesi bu çerçevede doğal ve sosyal çevresi ile uyumlu bir projedir. Ayrıca ekosistem değerlendirme çalışmasında proje sahası bitki ve hayvan envanteri çıkartılmış, böylelikle inşaat ve işletme dönemlerinde dikkat edilmesi gereken konular, yapılacak örnek iyi uygulamalar belirlenmiş olup saha ve planlama çalışmaları konusunda uzman değerli akademisyenlerin eşliğinde ilerletilmektedir.
Rüzgâr tesisleri aynı zamanda çok az yer kaplamaları anlamında diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre avantajlıdır.  Tesis tamamlandıktan sonra türbin temelleri altındaki küçük bir alan dışındaki bölge tamamen açık tutulacak olup, proje sahası olarak belirtilen alan herhangi fiziksel bir engelle kapatılmayacaktır.

TEMİZ ENERJİ, ÇEVREYLE UYUMLU TASARIM, EKONOMİK GELİŞİM
Saros RES projesi ile yenilenebilir enerji kaynağı olan rüzgar potansiyelinin değerlendirilmesi ile temiz enerji üretilmesi amaçlanmıştır. Bu sayede hem bölge hem de ülke ekonomisine katkıda bulunulması sağlanmış olacaktır.”

Haber Merkezi