Siyaset

Bu seçim Türkiye için dönüm noktası (VİDAOLU)

MHP 1. Sıra Milletvekili Adayı Sıtkı Keçeci, seçimle ilgili bir değerlendirme yaparak, ““Ülke bütünlüğüyle ilgili bir sıkıntının içine girdik. Bununla ilgili de maalesef karşımızdaki arkadaşlar ısrarla bir bütünlük, bir yapı oluşturup ülkeyi bu dar boğazın içine sokmaya çalışıyorlar” dedi.  


Boğaz Medya’da yayınlanan Canlı yayının konuğu olan Milletvekili Adayı Keçeci, seçim çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Keçeci “Aslında biz seçim startını en hızlı veren partiyiz bence. Çünkü normalde biliyorsunuz 8-9 Mart'ta açıklanması gereken Milletvekili Listeleri, bizde 6 Nisan’da ilk listeyi açıklayan bizdik. Listeyi açıkladığımızın hemen ertesi günü seçim startını verdik. Seçim startı bizim için rutin yaptığımız programlardan çok farklı bir şey değildi. Milliyetçi Hareket Partisi çok uzun zamandan beri sahada. Yani seçim dışında da sahada. Genel başkanımızın bununla ilgili çok net direktifleri vardı ‘Shalkın içinde olun. Halkın yanında olun’ diye seçim süreci için bir genele yayılan bir süreç oldu ve biz onu hiç bozmadık ve o süreç hep devam etti. O yüzden çok rahattık, çok keyifli geçti. Yani biz çok keyif alarak çalışıyoruz.
Türkiye'yle ilgili ekonomik sıkıntılardan bahsedilmesinin yanı sıra dünyada da ekonomik bir sıkıntı var şu an.  Pandemi dünyanın başına gelmiş belki de son zamandaki en büyük felaketlerden bir tanesi. Bu felaketin sonucu mutlaka bir ekonomik kriz olacaktı. Bunun sadece bizde olduğunu söylemekten çok büyük bir hayal olur. Dünyanın her yerinde bu var. Vatandaş artık şunun farkına varmış. Dünyada bununla ilgili bir sıkıntı var. Biz Türkiye olarak bunun neresindeyiz? Nasıl düzeltebiliriz? Onun derdine düşmüşler. Eve götürdüğünüz ekmekte sıkıntı yaşadığınızı düşünmeye başladığınız anda biraz sorgulamaya başlıyorsunuz bazı şeyleri. Ama bu sürecin içerisine bence ekonomik sıkıntıdan daha  büyük problemler girdi.  Ben bu seçim sürecinde keşke sadece ekonomiyi konuşuyor olsaydık. Ekonomiyle ilgili sorunları konuşuyor olabilseydik. Biz o zaman çok memnun olurduk. Ekonomi politikalarımızı, ekonomiyle ilgili sıkıntılarımızı o zaman vatandaşa daha rahat anlatıyor olurduk. Ama işin içine ekonomiden daha büyük dertler girdi bence.
Nedir bu? Ülke bütünlüğüyle ilgili bir sıkıntının içine girdik. Bu sıkıntının içine girişimizle ilgili de maalesef karşımızdaki arkadaşlar ısrarla bir bütünlük, bir yapı oluşturup ülkeyi bu dar boğazın içine dış güçlerle beraber sokmaya çalışıyorlar ısrarla. Biz önce millet olarak daha sonra ittifak ortağımızla bunu anlatmaya çalışıyoruz. Hep şunu söylüyoruz abi.   Ekonomiyi de düzeltmek için Seçimden Sonra Oturur konuşuruz. Seçim üstü böyle apar topar verilen lüzumsuz vaatler yerine getiremeyeceğimiz sözlerle yapılacak işler değil. ‘Seçimden sonra  bayramda p şöyle bir para vereceğiz. Çalışana böyle para vereceğiz’ diyorlar  ama ortada bir gerçek yok. Yani bununla ilgili bir proje yok. Bütçeyi nereden sağlayacağıyla ilgili bir şey yok. Sadece vaat var” dedi.
TARIM VE HAYVANCILIĞA DESTEK OLACAK
Türkiye’nin bir güvenlik sorunu olduğunu belirten keçeci,  sözlerini şöyle sürdürdü; “Bence var. Daha önce hiç konuşulmamış. Şimdiye kadar televizyona çıkıp hiç dillendirilemeyen bu konular, bakıyorsunuz artık basında alenen milletvekilleri, genel başkan yardımcıları, genel başkanlar dahil olmak üzere basına çıkıp artık ülkenin genel bütünlüğüyle ilgili resmen tehdit eder söylemleri yapabiliyorlar. Bunlar konuşulurken bana vatandaş ‘ekonomik krizle ilgili sıkıntı var’ diyorsa. Ben de diyorum ki ‘Oturalım şu güvenlikle ilgili sorunumuzu önce bir çözelim’ diyorum. Bizim şu an bir güvenlik sorunumuz var. Güvenliğimizde bir tehdit var. Yani bu güvenlik tehdidi ortadan kaldıralım. Siz seçimde yine gönlünüzden ne istiyorsa ona oyunuzu verin.  Benim ülke bütünlüğümle ilgili bir kaygısı yoksa, ülkeye olan bir bağlılığı yoksa benim olan siyaset halde artık bir vatandaş olarak da dilemiş olarak da görüp bir şey anlatmama gerek yok.  Bizim ülkesine bağlı olan, vatanına bağlı olan insanlarla birlikte siyaset yapma, bu ülkeyi yönetme isteğimiz var.
Çanakkale’nin  600 tane köyü var. On iki tane ilçe burası tarım ve hayvancılığın lokomotif olduğu bir il. Çanakkale ile  ilgili Türkiye yüzyılında yapılacak, yapılması planlanan ve bizim de Allah nasip ederse meclise gidersek takip edeceğimiz işlerin başında bu lokomotif harekete geçirmek var herhalde. Yani burada tarımı, hayvancılığı gerçekten lokomotif haline getiremezseniz  bu lokomotif burada sekte verirse Türkiye'nin geneli sekte verir. Tabii. Bence Türkiye'yi en önemli etken şu an tarım hayvancılık ve aile işletmelerine olan destek olacaktır. Çanakkale üzerinde de söylüyorum bunu. Ben  veteriner hekimim. Aşağı yukarı 20 yıldır veteriner hekimlik yapıyorum. Çanakkale'nin her köyünde aşağı yukarı sigorta eksperi olarak, TARSİM eksperi olarak, serbest veteriner hekim olarak hizmet verdim. Bunları düşündüğümde bence Türkiye yüzyılı bundan sonrası için söylüyorum. Kesinlikle Çanakkale üzerinde tarım, hayvancılık üstüne çok kurulu iyi bir sistem olacak. Bir de turizm vardı. Tarihin,  sanatın, maneviyatın boğazı var. Batık turizmi derseniz, bugün batık turizmi için dünyanın her yerinden buraya bir sürü talep geliyor. İttifak ortağımız sağ olsun son süreçte bununla ilgili çok ileri adımlar attı. Tarihi Alan Başkanlığımız dalış turizmiyle ilgili çalışmalar yapıyor.  Ama turizm ve  buradaki aile işletmeleri, tarım işletmeleri şu an bence Çanakkale'nin önümüzdeki bu yüzyılında buradaki bütün ekonomiyi, dengeyi değiştirecek.
Bence en akil, en aklı başında oy kullanacak kesim gençler olabilirler. Çünkü artık her şeyi takip ediyor insanlar eskisi gibi değil. Eskiden eline verdiği gazetelerde ne  okursa onu takip eder. Şimdi dünyaya geliyorsunuz bir cep telefonuyla istediğinize ulaşıyorsunuz. Ben gençlere sınıf isimlendirmesi, sınıf şartlandırmasından çok rahatsızım. Benim Z kuşağı diye bir seçmenim yok. Benim  ilk defa oy kullanacak, aklı başı yerinde önce Çanakkale'ye, memleketine sonra Türkiye'ye sahip çıkmaya niyetli genç kardeşlerim var. Diğer arkadaşlar bu genç kuşaktan oy istemekle ilgili bir sürü vaatlerde bulunuyorlar. Ama ben bir genç olarak şunu sorarım, kendi teşkilatlarından kendi seçmen grubundan ya da  kendi STK'larından onay almamış ya da onay almaktan korkan milletvekili, aday arkadaşlar tepeden inme, Genel Merkez baskısıyla, genel merkez gücüyle burada listelerde kendilerine yer bulmaya çalışanlar diyorsunuz ki ‘ben hem Çanakkale bir değişim yapacağım. Artık gençler geliyor, değişim geliyor, demokrasi geliyor’ diyorsunuz. Ondan sonra demokrasiye en büyük darbeyi siz siyaseten kendiniz vuruyorsunuz. Bir milletvekili adayı kendi teşkilatından korkar mı? Kendi seçmeninden korkar mı? Ya da kendi STK'larından korkar mı? Niye tepeden inme birinci sıraya ikinci sıraya aday olmaya çalışıyorsunuz? O zaman çıkın gençlerin karşısına, buyurun konuşalım gençlerle. Arkadaş bu gençler seni istiyor mu burada Çanakkale milletvekili adayı olarak? Ya da sen gençlere ne sunacaksın? Sen daha başlarken demokrasiyle gelmemişsin. Ama ‘ben gençlere sevip şöyle demokrasi var ediyorum’ diye geliyorsun. Sen demokrasiyle gelmedin ki bana nasıl demokrasi getireceksin? Ben Allah'a şükür kendi teşkilatım için söylüyorum. Kendi Teşkilatında temayüllerin hepsinde birinci sıra olarak listeye girdim. Sadece kendi teşkilatım için söylemiyorum. Çanakkale genelinde STK'lardan da onay alındı. Bu STK'ların onayıyla da girdim.  Gençlere ne vaat ediyorsun dersen biz parti olarak hakikaten demokrasi vaat ediyoruz yani. Neden demokrasi vaat ediyoruz? Yani biz kendi içimizde demokrasiyi sağlıyoruz. Bizim en büyük vaadimiz demokrasi. Gençler için söylüyorum”
TÜRKİYE CUMHURİYETLERİ ÇOK BÜYÜK BİR DEVLET
 
Türkiye’nin çok büyük bir devlet olduğunu da belirten MHP adayı Sıtkı Keçeci sözlerini şöyle tamamladı; “Bir tane hayvan hastanem var, kendimce cerrahi bilgim var ve iki dil biliyorum, gençlerle diyaloğum var, yaşım genç, enerjim var. Şimdi ben gençlere demokrasi vadediyorum. Ben diğer arkadaşlara sormak istiyorum. Siz ne vaat ediyorsunuz Çanakkale gençliğine?  ‘CHP'nin rüzgarı var burada, siz beni CHP'nin rüzgarıyla seçin.  Bilmem ne partisinin rüzgarı var burada ben de birinci sıradayım. Bu rüzgar maalesef benim arkamda siz bana oy vereceksiniz’ diyerek geliyorsunuz. Çanakkale gençlerden oy istiyorsunuz.  Sorun bakalım arkadaşlara gençlere ne vaat ediyor. Bizim ne vaat ettiğimiz Ortada. Biz gençliğimizi vadediyoruz. Biz Çanakkale gençliği için kimse elini taşın altına koymazken bizi  göğsümüzü, kolumuzu, başımızı bu taşın altına koymayı vadediyoruz. Ben kendi adıma söylüyorum, Çanakkale'yle ilgili yapmak istediğim çok şey var. Allah bize nasip ederse inşallah bunları meclis kürsüsünden de seslendirmek nasip olur.
Seçimin Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Sandık güvenliği mutlaka önemsenmeli ama sandık güvenliğinde bir sorun var mı derseniz, devlette bir zafiyet var mı diye sorarsınız. Ben devlette bir zafiyet var diyemem. Böyle bir sıkıntı yok. Ama vatandaştan şunu isterim. Nasıl  vatandaşa ‘kullandığınız oyunuza sahip çıkın, gidin oy kullanın’ diyorsak sandık başındaki arkadaşlara da şunu diyorum ‘Sandığınıza sahip çıkın’ Bakın bu çok önemli bir seçim. Türkiye için bence bir dönüm noktası. Bu dönüm noktasında nasıl oy kullanmak çok önemliyse, oyuna sahip çıkmak önemliyse sandıklardaki güvenlik, sandığa sahip çıkmakta çok önemli. Ama sandık güvenliğiyle ilgili Allah'a şükür dediğim gibi Türkiye Cumhuriyetleri çok büyük bir devlet. Biz bunun güvenliğini sağlayabilecek güçteyiz Allah'ın izniyle. Sandık güvenliği sağlanır. Yeter ki vatandaş hakkıyla sandığa gitsin. Sandık başındaki arkadaşların işini düzgün yapsınlar.
İnsan tabii içinde olduğu süreçte her şeyin iyi olacağını ümit ettiği için biz seçim tahmininin bizden tarafı olacağını düşünüyoruz. Bu işi yüzde yüz bizden tarafa olacak desem herkes güler.  Ama bakıyorum bazı sıralama sarhoşu arkadaşlar, rüzgar sarhoşu arkadaşlar öyle demeçler veriyorlar ki. Ben  şunu düşünüyorum, onların yerinde olsam 14  Mayıs akşamı büyük mahcubiyetten korkarım. Ben öyle bir demeç vermem. Ama inanılmaz bir sarhoşluk içindeler. Ben onlara bir kısmına ana muhalefet sarhoşu, bir kısmına iktidar sarhoşu demek zorunda kalıyorum. Yani söylediklerimize biraz dikkat etmemiz lazım. Biz seçim sonuçlarını bilme lüksüne sahip değiliz. Biz vatandaşa gidip derdimizi anlatıp ondan sonra da iyi olmasını ümit etme, bu işi tevekküle bırakma tarafındayız. Biz çalışmalarımızı yaptık. Şimdi işin tevekkül kısmındayız. Ben Çanakkale'nin gidebildiğim her yerine gittim, dokunabildiğim her Sana dokundum”
Arzu Baladur