Balaban’da gerçekleşen Maden karşıtı söylem ve eylemlerin katılımcılarının kurduğu kamp alanında yangına karşı tedbir alınması uyarısında bulunan Valilik makamına, resmi dilde;
“Bizim yetki alanımız değil” ifadesini kullanan Çanakkale Belediyesi’nin CHP’ li Başkanı Ülgür Gökhan, önceki günlerde verdiği röportajında kendisine yönelen soruya;
“İlk günden buyana oradayız” ifadesiyle başlayan çarpıcı bir yanıt verdi.
Gökhan’ ın İfadeleri, “Valilik uyarısına ayrı, Basına ayrı…” düşüncesine yol açtı.
CHP’ li Gökhan’ ın verdiği röportajda kendisine yönelen, “Su ve Vicdan Nöbeti'nin 24. gününde gerçekleşti konser. Ardından kamp alanı tahliye edildi. Neden?” sorusuna;
“İlk günden itibaren biz orada sivil toplum örgütlerine destek için vardık.
Çevre komitemizde de hep o örgütlerin temsilcileri ile çalışıyoruz.
Çünkü bu siyaset üstü bir konu, hiçbir gün siyasi olarak bakmadık.
Biz, başından beri her gün otobüsler koyuyoruz dağa.
İnsanlar bizzat gidip maden alanını ve tahribatı görsünler diye…!” yanıtını verdi.
SORUMLULUK DIŞI ALANA, ‘LOJİSTİK DESTEK…!’
Kamp alanının, Belediye’ nin sorumluluk alanı dışında olduğunu, Valilik kanalıyla gelen uyarıya yanıt olarak sunan CHP’ li Belediye’nin başkanı, röportajda gelen soru için;
“Hem yangın endişesi hem de bundan sonra oluşabilecek provokasyonlara karşı, sadece geceli çadırlara lojistik desteği kestik.” sözleriyle de dikkat çekti.
BİR TOPLANTIDA TEŞEKKÜR ETTİĞİ İSİM, MADEN ŞİRKETİNİ CANADA’YA ŞİKAET EDEN ÇIKTI…
CHP’ li Gökhan bir süre önce düzenlediği basın toplantısında, bir isme teşekkür etmişti. O isim için sözlerini, röportajda geçen soru üzerine etti;
“Çanakkaleli turizmci Hüseyin Baraner çok yoğun bir kampanya yürütüyor.
Kanada Başbakanına mektup yazdı. Montreal'de Türkler organize oldular. Cabot Meydanı'nda geniş katılımlı bir eylem yaptılar.”
--------------------------------------
RESMİ DİLDE; ‘YETKİ ALANI DEĞİL’ VURGUSU..
RÖPORTAJ SORUSUNA İSE;
“ALANA OTOBÜS, ÇADIRLARA LOJİSTİK…!”
---------------------------------
CHP’ li Çanakkale Belediye başkanı Ülgür Gökhan’ ın, Resmi uyarıya, resmi dilde verdiği yanıt ile, bir ulusal gazeteye verdiği röportajda gelen soruya cevabı, “Devlete ayrı, basına ayrı” dedirtti.
Kirazlı Balaban’da gerçekleşen Maden karşıtı söylem ve eylemlerin katılımcılarının kurduğu kamp alanında, yangına karşı tedbir alınması yönünde Belediye’ ye, Valilikce resmi dilde bir uyarı yapılmıştı.
CHP’ li Belediye; “Bizim yetki alanımız değil” diyerek, bir yanıt sunmuştu..
Çanakkale Belediyesi’nin CHP’ li Başkanı Ülgür Gökhan, önceki günlerde Ulasal bir gazeteye verdiği röportajında ise, çarpıcı ifadeler kullandı.
“İlk günden buyana oradayız” ifadesiyle başlayan bir yanıt veren Gökhan’ in bu sözleri; “Valilik uyarısına ayrı, Basına ayrı…” düşüncesine yol açtı.
CHP’ li Gökhan’ ın verdiği röportajda kendisine yönelen, “Su ve Vicdan Nöbeti'nin 24. gününde gerçekleşti konser. Ardından kamp alanı tahliye edildi. Neden?” sorusuna;
“İlk günden itibaren biz orada sivil toplum örgütlerine destek için vardık. Çevre komitemizde de hep o örgütlerin temsilcileri ile çalışıyoruz. Çünkü bu siyaset üstü bir konu, hiçbir gün siyasi olarak bakmadık. Biz, başından beri her gün otobüsler koyuyoruz dağa.
İnsanlar bizzat gidip maden alanını ve tahribatı görsünler diye…!” şeklinde yanıt verdi.
Kamp alanının tahliyesine ilişkin; “Fakat hem yangın endişesi hem de bundan sonra oluşabilecek provokasyonlara karşı, sadece geceli çadırlara lojistik desteği kestik. ‘Ben kendi elektriğimi, suyumu getirerek kamp yapacağım, çadır kuracağım’diyenlere de asla engel olmuyoruz. Su ve Vicdan Nöbeti diyerek sosyal medya hesaplarından para toplamaya çalışanlar çıktı.” İfadesini kullandı.
Sözcü Gazetesi’nden, Özlem Gürses’ e röportaj veren CHP’ li Gökhan;; “ CHP'li belediyeler mi örgütledi?” şeklindeki bir soru üzerine de;
“Hayır, hiç karışmadık. Tümü kendi istekleri ile gelmiş, ‘fikri hür, vicdanı hür’ gönüllü vatandaşlarımız. Zaten dağdaki o içler acısı manzarayı gören herkes kalkıp gelmek istedi. Kimi sizin gibi tatilini böldü geldi. Urla'dan, Çeşme'den, Aydın'dan, İzmir'den, Muğla'dan, Bodrum'dan, Bursa'dan, İstanbul'dan, Antalya'dan, hatta Ankara'dan gelenler vardı.” diyerek yanıt verdi.
“GEZİ DE NE VAR…!”
Gökhan’e yönelen; “ Yandaş basın Gezi Parkı benzetmesi yapıyor, insanları çapulculukla, vatan haini olmakla itham ediyor…” şeklindeki soruya yanıtı da hayli dikkat çekti.
CHP’ li Gökhan; “Öyle bir manzara var mıydı? Çapulcu mu vardı, yoksa duyarlı insanlar mı vardı? Terörist de değil, vatan haini de… Gezi benzetmesine gelince; nesi varmış Gezi'nin?” diye sordu.
CHP’ li Başkan Gökhan, CHP'nin değil Çanakkale'nin belediye başkanı olduğunu hatırlattığı röportajında, yaşananlara “Bana ne” diyemeyeceğini belirtti.
Sonrası sözleri tam da şöyle geldi; “Bu kent halkı bana uzun yıllardır güven duyuyor ve kenti emanet ediyorlar. “Bana ne kardeşim siyanür gelene kadar ben makamımda keyif yaparım” diyemem. Ben görevimi yapıyorum, bu benim sorumluluğum. Çanakkale'nin havasını, suyunu korumak adına yapıyorum. Oradan bir bardak siyanürlü su dökün, evdeki musluklara kadar gelir… Benim derdim bu.”
BİR SORUNUN YANITI, ADETA BİR FACEBOOK PAYLAŞIMINDA VARDI…
Sözcü gazetesinden Gürses’ in, “Su ve Vicdan Nöbeti Toronto'ya taşınıyor. Kanada Hükümeti'nin de haberi oldu bu direnişten. Size gelen bir açıklama vs. var mı?” şeklindeki sorusuna, bir süre önce facebook’ tan yapılan bir paylaşımla adeta yanıt sunuluyordu.
Kirazlı Baaban’daki maden işletmesi faaliyetlerine ilişkin görsellerin, Kanada Başbakanına ulaştırmak için çalışma yaptığını dile getiren Almanya’da yaşayan Çanakkaleli bir Turizmciydi.
Öger Tur eski ceo'su, Türk- Alman Turizm Konseyi Eski Başkanı ve yeni müşaviri Hüseyin Baraner, geçen 29 Temmuz’daki bir paylaşımında;
“Kanada Başbakanı Justin Pierre James Trudeau'ya Çanakkale' de bize yaşatılan doğa faciasının fotoğraflarını elden verdireceğim. Babası ile yıllar önce Kemer'de Türkiye ziyaretinde tanışmıştım.
Şu an yasalara uygun bir şekilde Kanada'da herşeyi ayarlıyoruz. Kanada'da yere çöp atsan hapise giriyorsun. Kanada hükümetinin olan bitenden henüz haberi yok.
Tüm Kanada hükümet üyelerini Çanakkale'ye , Kaz Dağına ve Truva müzesine davet edeceğiz. Altın arama lisansı olan şirketler bu haklarını devamlı başka şirketlere devretmişler, kimin eli kimin cebinde belli değil. Herşey çok flu.” İfadelerini kullanmıştı.
Baraner’ in bir başka paylaşımındaki vurgusu ise şöyle olmuştu;”Ey Ankara! Büyük teşvik vererek siyanür ile kadim topraklardan altın çıkaracağına, eğitim ile genç beyinlerden cevher çıkar”
Başkan Gökhan’ ın düzenlediği bir basın toplantısında, özellikle teşekkür ettiği isimler arsında yer alan Baraner, maden karşıtı söylemlerin geçtiği paylaşımlarıyla da dikkat çekti.
Röportajda kendisine yönelen soruya; “Beni bir Kanada'ya götürsünler” diyerek yanıt vermeye başlayan Gökhan, ardından şöyle dedi;
“bir altın madenine, böyle ormanın içinde, ben bir göreyim. Tövbekar olayım. Kanada'da böyle bir şey yapabilir misiniz? Ülke ayağa kalkar! Çanakkaleli turizmci Hüseyin Baraner çok yoğun bir kampanya yürütüyor.
Kanada Başbakanına mektup yazdı. Montreal'de Türkler organize oldular. Cabot Meydanı'nda geniş katılımlı bir eylem yaptılar. Toronto'da Alamos Madencilik Genel Merkezi önünde Su ve Vicdan Nöbeti oturma eylemi başlayacak. Fazıl Say ile beraber konu başka bir boyuta geldi, uluslararası basında çıktı. Fazıl Say, her konserinde bu konuyu anlatıyor.” diyerek yanıtladı.
Sözcü’den gelen; ’Kim verdi bu ruhsatı?’ sorusuna, “Maden arama izinleri Enerji Bakanlığı'ndan veriliyor zaten. ÇED raporlarını da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hazırlıyor. İşletme ruhsatı ise Özel İdare'nin yetkisinde. Yani valiliğin. Zaten siyanür de o aşamada devreye giriyor, maden işletmesi başladığında. Valilik işte o ruhsatı verdi. Üstelik konu daha Yargıtay'dayken, Danıştay'ın bozma kararı varken…” diyerek yanıt veren Gökhan,
“Vermese ne olacaktı? Zaten bakanlıktan alınmış izin var ellerinde…” şeklinde yönelen diğer bir soru üzerine ise;
“Doğru. Ama yine de Valilik çevresel ve yaşamsal nedenlerle bu son ruhsatı vermeyebilirdi.” İfadesiyle, Çanakkale valiliğine yüklendi.
Erdem Sürek