YOL ARKADAŞLIĞI, ‘İŞTE TAM DA BU…’

Neden mi böyle dedim? Anlatmaya gerek var mı, fotoğraflar anlatmıyor mu?

132 0

Erdem Sürek

Erdem Sürek


Neden mi böyle dedim? Anlatmaya gerek var mı, fotoğraflar anlatmıyor mu?
İki zorlu mücadelede, ‘biri genel başkanlık yarışı diğeri ise Cumhurbaşkanlığı adaylığında’, kendisini bir an olsun yalnız bırakmayan isimleri, tıpkı onlar gibi; ‘ne pahasına olursa olsun yanında durmak’ bir önemli mesele bence.
Öyle ya, o gülerde CHP’ nin Milletvekili olan Bülent Öz’e fatura Listeye alınmayarak çıkarılmış, ne var ki CHP’ li eski vekil pes etmemişti. İnadına der gibiydi İnce’ ye verdiği desteği.
Pek çok siyasetçinin hayalini kurduğu Milletvekilliğinden olacağını bile bile, inatla destek olmak bir önemle mesele bence.
Vefa işte tam da bu noktada ne anlam taşıdığını gösteriyor, yol arkadaşına destek olmak için yüzlerce kilometre kat eden bir isim, tekrar geleceğini de şimdiden açıklıyor.
Böylesine yol arkadaşlığını yaşamak her siyasetçiye nasip olmaz diyeceğim, diyeceğimden ötürü de muhtemeldir ki tepki göreceğim.
Ne var ki, durum ortada, başka ne denilebilir ki bu yaşanılanlar karşısında.
90’ lı yılların siyasetçileri ile öyle böyle değil, yoğun mesai tüketmişliğimden midir nedir, bir gazeteci olarak 90’ ları ve o dönemin siyasetini arayanlardanım. Daha doğrusu o yılların siyasetçilerini.
Koalisyon hükümetinde olmalarına karşın, sahip oldukları güç öyle böyle değildi dönemin siyasetçilerinin.
Parti içi kavgalar büyümesin diye, öyle enteresan hamlelere imza atarlardı ki, kırk yıllık düşmanlar, kırk yıllık dost gibi fotoğraf verirler ve hiç de gocunmazlardı bu hallerinden.
Bu bahsettiğim vakalar dönemin güçlü partileri ANAP, SHP, MÇP, RP  ve sonrası yıllarda DYP, DSP ve yine eski adına kavuşup SHP iken CHP’ olan şimdinin Ana muhalefetinde yaşanmasına karşın, kol kırılır yel içinde kalır misali, dört duvar arasından dışarıya yansımazdı, edilmiş bir ağır tek cümle dahi, başka kulakları sızmazdı…
Aradan yılar geçti. Kavgalar büyüdü, muhalefetin içindeki muhalefet hali, kendine muhaliflikte daha başarılı hale büründü. Peki niye…?
Yanıtını verecek cümleler öyle uzar gider ki, hiç o noktadan bahsetmeyeyim.
Kavga gürültü, parti içi muhalefet bir yana, güzel şeyler de oluyor elbet. Misal; göz göre göre, korkusuzca bir kanata destek veren ve tu kaka ilan edilen isimlerin, her şeye rağmen bir olmaları.
Şimdi aklıma düştü. Adeta, bir olalım, diri olalım sözlerinin birebir yaşatıldığı Ana muhalefetin içindeki muhalif gurubun derdi, sanırım 90’ lar daki siyaset.
Sanki; Kavga gürültü koparsak da, niyetimizde belli hedefimizde belli dercesine, kazanma odaklı birliktelikleri.   
 Lafı ne de uzattım yine. Eskilerden söz ederken, konuyu eskittim birden bire…
Mesele şuydu aktaracağım. CHP’ de kazan kaldıran ve sonucunda Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile siyaseten geleceğinin önüne set konulan ismin, inadına ekibiyle bir olmasından söz edecektim.
Vefa örneği denilebilecek ve hatta bu sözünde yetersiz kalacağı yaşanılan olay şuydu. CHP’ nin eski kurmayı İnce’nin, yol arkadaşına destek için seçim sahasına inmesi.
Siyaset bu. Yer ve zaman ne olursa olsun yapılır. İşte bunun bir örneğini gösteriyordu CHP’ li Muharrem İnce.
Önce ilk durağı, bir diğer yol arkadaşının hakka yürüyen annesinin cenaze töreni oluyor bura da acıya ortaklık ediyordu İnce.
Sonra, diğer yol arkadaşının yanına koşuyor, Çan’a geliyor ve siyasete başlıyordu.
Dikkat çekici bir ifade ile, Türkiye’ ye ilişkin; “Türkiye aynı esnaf lokantası gibi” diyordu CHP’ li İnce.
 Çan ilçesinde CHP örgütünü ziyaretle başlıyordu, Belediye Başkan adayı olan yol arkadaşı Bülent Öz’e destek gezisine.
Sonra yüksek perdeden sözlerle ses veriyordu Çan’dan. Ve diyordu ki;  "Önümüzde bir seçim var. Bugünlerden sonra televizyonlarda şunları duyacaksınız; sınır ötesi harekat, FETÖ’nün iadesi, mazotta indirim, asgari ücreti artırdık, değişik kalemlerde indirim.
31 Mart’tan sonra ise bindirim başlayacak. Kaşıkla verecekler, kepçeyle alacaklar.
Türkiye aynı esnaf lokantası gibi. Esnaf lokantası olan arkadaş gezmeye gidecek; kasayı kime bırakır? Ya oğlana, ya damada ya da geline bırakır.
Türkiye de böyle işte. Türkiye’nin kasası damada teslim edilmiş. Kasa damatta. Bu gidişe dur dememiz lazım. Dur diyemezsek hazineyi damada bağladı, darphaneyi de oğlana bağlayacak.  Buradan çıkışın yolu 31 Mart'ta belediyelerden geçiyor"
Haftanın son günü böyleydi Çanakkale siyasetinin yaşanılanları. Ana muhalefetten, iktidara göndermeliydi edilen sözler.
Sözler unutulur gider de, gösterilen vefa bence hayli uzun süre akıllarda kalır. Siyasette vefa‘ nın her şeyden önemli olduğunu söylerdi Çanakkale’nin eski siyasetçileri. Bekleyip göreceğiz, doğru olup olmadığını.
Bu günlük de bu kadar. Haydin herkese iyi pazarlar…
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.