EĞİNLİ MEHMET

Bu yazılar, yosun tutmayan sular gibi, bütün kötü duyguların üzerinden akıp gittiği bir varlıktır.

293 0

Mehmet İhsan GENÇCAN

Mehmet İhsan GENÇCAN

Bu yazılar, yosun tutmayan sular gibi, bütün kötü duyguların üzerinden akıp gittiği bir varlıktır. Okudukça, iyi niyet ve halis duygular da karar tutan bir yaradılış ummasına doğru yönelirsiniz. İçinizdeki yeisler şevke dönerken, engin bir aşkın belirtilerini kalbinizde hissedersiniz! Ne yapalım! Ben ise, bu  aşk ateşinin içinde yanmaktayım!.
Bundan yıllarca evveldi... Ankara’da, bir kıraathane de, Çanakkale gazileriyle sık sık buluşup hatıralarını dinliyordum.
Kulağıma eğildi, “anlatayım mı ?” dedi. Ben başımla evet işaretini yaptım. Sağ elinin yayasıyla sırtımı okşadı. “Anlatması bizden, yazması senden delikanlı öyle değil mi?”
Şimdi sizlere anlatacaklarım, Dünya Harp Tarihinde böyle olaylara rastlamak, görmek ve hatta hayal bile edebilmek mümkün değildir.
Onlar anlatıyor, ben hayretler içinde kalıyordum.
Düşman, 7 Ağustos’ta Suvla Koyu’ndan Anafartalar Ovası’na çıkartmasını tamamlamıştı. İngilizlerin tek hedefi, Koca Çimen Tepeyi ele geçirmek ve Arıburnu Cephesi’ndeki Türk birliklerini çember içine almaktı. Bu bölge de Anzakların Yeni Zelanda kanadı, Abdurrahman Bayırı’nın batı yamaçlarında yapışıp kalmıştı. Çünkü 8 Ağustos ‘ta Gelibolu’dan gelen bir Kolordu; Türk kuvvetlerine büyük bir güç kazandırmış, düşman kuvvetleriyle 30 adımlık bir mesafede mevzilerini almışlardı.
Şimdi,  o günleri yaşayan gazilerimiz sanki dün olmuş gibi heyecanla anlatıyorlardı:
İstikâm bölüğünden Eğinli Mehmet, ufak tefek, gözleri şimşek şimşek yüzüne baktığınızda, sanki bir melek. İşte bu insan sıcacık ve sokulgan:
“Siperlerimiz diz boyu, acele ile kazıp yerleşmiştik. Siperlerimizin önlerinde kum torbalarımız bile yoktu. Düşman her türlü tedbirini almış ve mevzileşmişlerdi...Bizimkiler de kum, toprak var. Torba yok.”Hey gidi dünya hey!!!Hiçbir kimseye bir şeyler söylemedi. Karanlığı bekledi. Gece sürüne sürüne düşman siperlerine süzüldü. Gitti geldi. Gitti geldi.. Bir şeyler yapıyordu. Kimsenin haberi yoktu; çünkü herkes yorgundu... Gün ışığınca şaşırmış kalmış bütün bölük. Bakmışlar ki: Eğinli Mehmet, düşman siperlerinin önlerindeki ne kadar kum torbası varsa, hepsini, birer ikişer bizim tarafa taşımıştı... Ne korkusuz insandı bu! Sanki ölüme meydan okurcasına hareket etmişti!      Sizlere bir gerçeği itiraf edeyim ki, bu olayların anlatılması güçten de güç. AmaÇanakkale’de bir destan yazılmıştı...
Tarih bunları asla unutamazdı.. Çünkü: Tarihin hiçbir vakit unutkanlığı yoktur...
Bütün bunların ötesinde 5’inci Ordu Komutanı Mareşal Liman vonSandersin de dediği gibi:
“ Türklerin harp malzemesi bulabilmek için İngilizlerin ganimetlerinden faydalanmaya çalışmalarına, az olan kum torbaları yapmak için gönderilen çuvallarla yırtık elbiselerini yamamaya çalışmalarına “rağmen”, onların kararlılıkla, ya şehit ya da gazi olmak inancı ve güveniyle ölümü hiçe saymalarını nasıl izah edebiliriz?....."
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emrah Taştan303 - 23.12.2018 14:58:22
Bir Kemaliye (Eğinli) olarak gurur duydum. Kaleminize sağlık