KÜLTÜREL ve ENTELEKTÜEL YALNIZLIKLAR !.. 

İnsanların yaratılışında yalnızlık vardır, ama içine doğduğu toplumla zamanla bütünleşirken ve toplumun kabullenme süreci uzun olmazsa bu yalın kökünden gelen yalnız-lık kelimesi zaman içinde yerini g

427 0

Hayrettin Parlakyıldız

Hayrettin Parlakyıldız

 
                        
İnsanların yaratılışında yalnızlık vardır, ama içine doğduğu toplumla zamanla bütünleşirken ve toplumun kabullenme süreci uzun olmazsa bu yalın kökünden gelen yalnız-lık kelimesi zaman içinde yerini güçlü bir kavram olan kelime diyecektim ki, bir baktım “kalabalık” çıktı karşıma, bu kelime yalnızlığın zıttını tam olarak vermedi bana;  onun için yazmıyorum.
Ben, bu gün  burada genel yalnızlık yerine , kültürel yalnızlığı ve entelektüel yalnızlığı işlemek istiyorum. Çünkü, bizim insanımızda kültürel ve entelektüel yalnızlığın getirdiği yaşanan gerçek yalnızlıklar var ki, bireysel yalnızlıktan daha da öte…
Kültür, insanların yaşam tarzı olduğuna göre, kişi bu yaşam tarzının dışına çıkınca, hem zihinsel, hem bedensel, hem de toplumsal yalnızlık çeker. Türkiye, bunu 1961’li yıllardan itibaren yurt dışına gönderdiği işçilerle Almanya’da, Fransa’da, Belçika’da, İsveç’te, Hollanda’da yaşadı. Bu ise, kültürel yapının en çekilmezi, an acısı, en kalıcısıydı. Bunun dışında “gurbet” denen kavramla, evden dışarı çıkan insanlarımızın çektiği yalnızlık da farklı bir yöndeydi.
İlk defa evinden çıkıp üniversitelere-yatılı okullara giden öğrenciler, gittiği yerde kimi bulur?  Önce, kendine en yakın olan –dili, dilini, dini, dinine, cinsi-cinsine- kısacası yaşayışı kendine uygun olan kişileri-hemşehrilerini- bulur, oraya alışana kadar, alıştıktan sonra da “ihanetler-kıskançlıklar, muhbirlikler” HAK ( hemşehri alıştırma kazığı) olarak, geri döner… Sizin bildiğiniz artık işler “çıkarsala” dönmüştür, bundan sonrasını Allah rastgetire…!?
Memleketinde evlendirilip (başı bağlanan) kişiler, bulundukları yerin dışına gidince; genç yaşta Fadimeler, Ayşeler gelinlikleriyle, düğünde gelen hediyelerle ya kayınvalidesinin evinde ya da kendi evinde yalnız kalıp Dursun’dan, Temel’den, Ahmet’ten kısacası düğünde görüp, bir gece merhaba diyen Temeller’den ayrı kalıp yol gözledi, haber bekledi, gözyaşı döktü, bir gecede olan çocuğundan medet bekleyip onu beledi- büyüttü…! Sorumsuz- sorunlu çevrelerde yalnızlığını giderdi, kaynana, kayınbaba korkusu, ne baba evindekileri yaşattı, ne de umutlarını yeşertti. Dizinde çocuğunu sallarken,yalnız kaldığı yerde gözyaşını ekmeğine katık etti. Mektup bekledi, yazdığı mektupta “ ne zaman gelecaksun, ne zaman bizi alıp götürecaksun; GEL DAAA!.. Allah heyri vere”  diyerek, zarfı kapattı,  postaya attı.
Kültürel yalnızlık, paradan daha kötüydü; genç yaşta geline bel büktürdü, dil döktürdü, saçları beyazlattı…Yapacağı şey, evinde kaneviçesiyle, el becerileriyle stresini giderdi, beceriksizlere beceri kazandırdı.
Kültürel yalnızlığı, kendi yaşadığınız yerin dışına çıkın (komşularla başlayıp daha uzak yerlere kadar gidin), hemen hissedersiniz, onun için ülkemizin içinde bazı yerleşim yerlerimiz vardır ki,  orada yaşayanlar, gurbete giderken, gariplik (yalnızlık) hissederler, bunun için de akrabalarını yakınlarını hemen yanlarına çekmek için iş bulurlar, işe sokarlar, parasız kalırlar, evsiz kalırlar, ama arkalarına aldıkları, akrabalarını, hemşehrilerini yanlarında bulunca, kendilerine göre yalnızlıkları gider, güç kazanırlar; zorluklarını, açlıklarını, korkularını böylece giderirler… Toplu yaşama, toplu hareket etme, toplu karşı koyma, toplu kazanma anlayışı etken olur. Ülkemizde Doğu, Güneydoğu, Karadeniz kültürü, “inşaat” sektörü buna çok müsaittir. Sonra da fazla içli-dışlı olmaktan, aralarında kavga başlar, evler arasına setler çekilir, al sana BONUS ?!..
Yalnızlık, gurbet türküleri dinlenir, mektuplar yazılır ( bugün telefonlarla-n’aberler-what’s-upplarla gurbet, dert olmaktan çıkmış), mektuplara maniler, kuş resimleri ve taksi resimleri çizilir, böylece az sözle, çok şey anlatılır, “de gel gari !..” mesajları gönderilir…
Kültürel yalnızlıkların içinde, yaşlanan kişilerin yalnızlığı vardır ki, onu bu yalnızlıktan kurtarmak yabancı ülkelerde kolay, bizde çok zordur… Okuma-yazma alışkanlığı olmayan, meşguliyetini bitirmiş, hakimiyetini kaybetmiş ( asıl yalnızlık bundan sonra başlıyor), sözü dinlenmeyen Tahta Kaşığa ( Tahta Kaşıklar- güzel bir piyes ve tiyatro) mecbur edilmiş, sözü dinlenmeyen, yüzü gülmeyen yaşlılarımızın yalnızlığını hasta bakıcılara bırakmak veya huzur evlerinde sonunu beklemeye terketmek, - huzur evlerini de huzursuz hale getirmek- kolay olmasa gerek…?!
Yalnızlıkları gruplandırırsak, herkes kendine düşeni alır…!

  1. Kültürel yalnızlıklar,
  2. Entelektüel yalnızlıklar,
  3. Bireysel yalnızlıklar,
  4. Bedensel yalnızlıklar,
  5. Zihinsel yalnızlıklar,
  6. Dinsel yalnızlıklar,
  7. Cinsel yalnızlıklar,
  8. Parasal yalnızlıklar,
  9. Ailesel-çevresel-toplumsal yalnızlıklar,
  10. Siyasal yalnızlıklar,
  11. Küresel yalnızlıklar,
  12. Herşeyi olup hiçbir şeyi olmayan yalnızlıklar…!
  13. Bilgisel yalnızlıklar…
  14. Yalama-yutkunma-yeme yalnızlıkları.
  15. Fast – Food  ilişki yalnızlıkları…
Entelektüel  Yalnızlıklar
Bu yalnızlık tipi de günümüzde çok yaygın… Üniversitelerde çalışan akademisyenlerden  alın, “okuyan-yorumlayan-konuşan-yazan, paylaşan” fakat parasal paylaşımı beceremeyen, kendi alanında “bilgisel-görgüsel ve akademiksel” yalnızlığa itilen kişilerde de farklı yalnızlık görülür. Alanlarıyla ilgili olamayanlar, alan üzerine konuşur-yazar, alanının alansız hale getirir ki bu o kişiyi yalnız kılar; bu kişiler önce övülür, kutlanır, sonra dövülür, yaptığı işte kurt aranır…!
Halbuki, entelektüel adam, kendini aşmış adamdır, ama yine de böyle gariplikler yaşanır…
entel    Fr. intellectuelle'den 
sf. 1. Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse). 2. a. mec. Sahte aydın:
sf. 1. Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş (kimse), aydın, münevver. 2. Fikir sorunlarıyla ilgili:  Güncel Türkçe Sözlük    
Yalnızlık, zaman zaman yaşanmalı, ama yalnızlığı alışkanlık hale getirilmemeli, evlilikler, yalnızlığı giderir, ama bazen de inadına yalnızlığa iter. Etrafın kalabalıklığı kişinin zihinsel yalnızlığını gidermez, yalnızlıklar bedensellik taşısa da bir müddet sonra bir şekilde aşılır, lâkin zihinsel yalnızlığı aşamadığınız sürede kavgalarınız çoğalır, herkese saldırma, herkesi düşman görme kanısı oluşur ki, bu da en tehlikeli yalnızlık sonucudur..
Yalnızlık üzerine birkaç sözle sohbet tarzımıza son verelim:
Yalnızlık hissi, yalnız olduğumuzda değil, tercih ettiğimiz kişilerden ayrı kaldığımızda duyduğumuz histir.
Yalnızlıkta da yalnız değilsiniz!..
Yalnızlık, obezite yapar insanı, yalnızlık insanları zamanla kendine düşman gösterir hale gelir.
“ Yalnız olmak, yanlış bir kalpte olmaktan daha iyidir.”  Bukowski
SİZLER, yalnız değilsiniz; çünkü, BİZ varız !?..
 
                                                                                                       30.09.2018
                                                                                       Dr. Hayrettin Parlakyıldız
                                                                                       Kıbrıs İLİM Üniversitesi
                                                                                 E-posta: hparlakyildiz@mynet.com
 
 
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kemal1010265 - 30.9.2018 17:55:55
GüZel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet ve keyif alır. Kelimeler kalpten akmalı.
Avatar
Mesut Dikbakan263 - 30.9.2018 09:09:58
Güzel yazını zevkle ve ilgiyle okudum.Bana Fransızların :'la solitude en pleine foule=kalabalıklar içinde yalnızlık' sözünü hatırlattı.Ben de hem yurt içinde, hem yurt dışında aynı duyguları yaşadım,yaşıyorum.Gönlüne ve kalemine sağlık.Selâm ve sevgiyle kal !