Toplumumuzda erkekler arasında ve ailede güncelliğini hiç kaybetmeyen görünüm unsurlarından biri boy, diğeri bıyık ve sakaldır.

                           Toplumumuzda erkekler arasında ve ailede güncelliğini hiç kaybetmeyen görünüm unsurlarından biri boy, diğeri bıyık ve sakaldır. İnsanların yaratılışıyla başlayan güzel kadın ve yakışıklı erkek, hep söylenegelmiş ve sık sık kullanılmıştır. Yakışıklı veya çirkin erkek, göreceli bir anlayıştır şüphesiz… Bıyık ve sakal bunun neresinde acaba ?!                     
                           Bıyığın Tarihte Dünü Bugünü
                           “M.Ö- 2650 Yılında eski Mısır kaynaklarında, sakaldan hariç bıyık tek başına Mısırlılarda görülmüş. Romalılar, Galyalıları saç ve bıyık bıraktıkları için, Barbar olarak nitelemişler. 1447 yılında İngiltere’de çıkan bir yasa ile erkeklerin dudaklarının üzerindeki kılları kesmeleri yasaya bağlanmış,yanlız 400 yıl sonra İngiliz askerlerine bıyık bırakmak zorunlu hale getirilmiş.(kaynak Anabritannica)
                            Türkler de bıyık kutsal gibi bir şey atalarımızda tarih boyunca bıyık var,
genelde erkekliğin sembolü olarak günümüze kadar gelmiş. Anadolu’da bıyıksız gezmek,cesaret isterdi ve başka anlamlara sebebiyet verirdi. Bıyıksız ve saç uzatan erkekler tehna yerlerde sıkıştırılarak, ”anan gibi saç uzatacağına baban gibi bıyık bırak,” diyerek tartaklanırdı ve daha da ileriye işi götürürlerdi.
                            Peygamber efendimizin de bıyıklı olduğu ve sakalını ve bıyığını boyadığı bilgileri günümüze kadar gelmiştir. İslamiyet’te bıyık bu yüzden sünnettir. Osmanlı döneminde yeniçerilerde ve savaşçı kesiminde abartılı sakal ve bıyık ön plânda. Nedenine gelince savaş sırasında, düşman askerlerine daha heybetli görünmek ve korku vermekmiş. Rakibini ilk önce moral olarak yıkacaksın taktiği o günlerde de uygulanmış.
                            Tarihe bıyıkları ile girmiş bir çok ünlü vardır. Bunlardan Faşist lider Hitler ve o komik bıyığı var, ama o günkü ortamda o bıyık bir sembol olmuş ve rakibi Stalin o da başka bir ideolojinin sembolü olacak bıyık tipi ile hafızalarımıza kazınmış. Biz, kara bıyıklı Türkler ilk sırayı maalesef İtalyan- makarnacılara kaptırmışız.
                            12 Eylül harekâtı olunca hemen resmi kurumlara genelge çıkarılarak bıyık bırakmanın şekli çizildi. 12 Eylül  döneminden önce ve halen geçerli olan, bıyık şekilleri erkeklerimizin hangi tarafta yer aldıklarının burunlarının altındaki imzalarıydı.
                            Bozkurtlar, hilâl şeklinde dudaklarından aşağıya sarkan bıyık şeklini sembol yapmışlardı, halen de devam etmektedir. Devrimciler, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bıyık şeklini kabul ederek kalın ve dudaklardan aşağıya fazla inmemek şartı ile ve halen uygulayanlar var. Radikal dini grupların bıyık sembolleri o zamanlarda da aynıydı ve şimdi çok moda olan badem bıyık tabir edilen üzerleri makasla kırpılmış, bıyık modelidir.
O dönemlerde şimdi bu yazıyı okuyanlara komik gelecek ama bıyıkları yüzünden,vurulup öldürülenler, bile vardı…!”
                             “Ne Şehittir ne Gazi, bıyık yüzünden gitti Niyazi..!”
                                       http://cengizdamar.blogcu.com/biyigin-tarihte-dunu-bugunu/7697270
 
 
                            Ahh, Bıyıklarım ah..!
                            Ben ne çektim sizlerden; sizlerin dudaklarından, yanaklarından, çenelerinizden… Bereket ki, yine iyi yerlerde görünmüşüz de bazen karizmatik, bazen yakışıklı olduk, yeni yetişen gençlerin özentilerinde yer aldık da genç kızlara zaman zaman gülünç gelsek bile, en çirkin, tipsiz gençler bile sayemizde hoş çocuk, yakışıklı genç, sıfatı içinde bazen de genç kızların güncel argosuyla “kedi” olduk…!?
                             Gençliğiniz bizimle şekillendi, dudakta çıktık, bıyık dediniz, yanakta çıktık, sakal dediniz… Gençliğiniz tam oluşmadı, bize laf attınız pis bıyık, pis sakal dediniz. Zamanı geldi tam çıktık, erken büyüdü, -görüyor musun bu da başımıza işler açacak, dediniz.  Okulda hocalarınız kızdı, hıncını bizden çıkardı, hemen berbere gidip uzamamıza son verdiniz…
                              Bunlar yetmedi, bizi ideolojilerinize âlet ettiniz…! Bıyık diye başladık, güzel görüntünüz olsun diye, kendi ideolojinize göre şekil verdiniz; aşağıya doğru taradınız “kominist”, yana doğru tarayıp uçlarını inceltiniz “ ülkücü-Cengizhan”, ortada bıraktınız “Hitler”, üstünden aldınız-kısalttırdınız “badem-dinci” bıyık diye sıfat verdiniz, hem kendinizi hem bizi rahat bırakmadınız, bazen küfür, bazen dayak yediniz, suçu da bizim üzerimize attınız…Tamamen kestiniz, önce kızdınız alışkanlığınız bizimle oluştu, sonra “efendi” oldu diye karizma yaptınız… Söyler misiniz, Allah aşkına “bıyığı, bayık” haline getiren sizler; bizden “ne kominist ne ülkücü, ne dinci olur… Bir de bizi “dinli-dinsiz” kılıp dine âlet ettiniz…Çok yazık, çok…!  Halbuki, toprağa girseniz bile sizinle beraber olup,  madde olarak sizler çürürken, sizlerin “soyunu-sopunu” yine bize soracaklar DNA testi diye bizi sorgulayacaklar… Bizi, bu kadar neden üzdünüz… Sizi yaratan Allah, bizi de sizin ihtiyacınıza göre yarattı. Bizim ideolojilerle ne ilgimiz vardı ? Sizlerin hırsı, harsınızda olan “erkekleşme” unsurunu bile bozdu…
                               Bıyıklarınıza şekil verip bizler için atasözü ve isimler bile uydurdunuz:
                              “Anan gibi saç uzatacağına, baban gibi bıyık bırak.”, Burma bıyık, badem bıyık, pos bıyık, Bektaşi bıyığı, katip bıyık soyadlarınıza bile girdik. Kaytan bıyık keçi sakallı, yahudi sakalı, yozbaz sakalı, müslüman sakalı, cemaat sakalı, bizim için demediğiniz kalmadı da, biz, sizin için hiç  bir şey söylemedik, güldük geçtik, sizlerin anlayışınıza (cahilliğinize) verdik..
                                Ahh, Sakallarım ah..!
                                Bir araştırmaya göre erkeklerin sakal bırakmasının altında kadınlara daha çekici, erkeklere de daha güçlü görünme isteği yatıyor.
                                Sayenizde sakalın asaletinden, sakalın azametine nasıl dönüştük ? Ak sakallılar, niye akıllı da kara sakallılar akılsız, ak sakallıların tecrübesi var da neden gösterdikleri yollarda ilerledikten sonra, yön değiştirerek, vatandaşı ayrıştırmaya götürüyorlar öyleyse ?! Akıl sakalda mı, başta mı? Sakallılara bu kadar güvendiniz, övdünüz, sonra sövdünüz, sonra da hiç utanmadan dövdünüz… !?  Sakalın suçu neydi orada, ne istediniz sakaldan ?! Onun için sakalın bizlerden alacağı hakkı var, “hakkını helâl et demeyle, sakal hakkını helâl etmiyor, bizleri sorguluyor…
                                “Top sakalın mucidi kimmiş biliyor muydunuz ?  Mısır tarih boyunca ihtişam ve sefaletin kol kola gezdiği bir coğrafyadır. Firavunlar halkla aralarındaki farkı ortaya koymak için, sınıf farklarını daha da belirginleştirmek için bir takım statü sembollerine ihtiyaç duydular. Bu statü sembollerinden bir tanesi de top sakal bırakmaktır. Bu halleriyle kendilerini sıradan halk yığınlarından ayıracaklardı.”.  http://www.teknolojioku.com/foto-galeri/top-sakalin-mucidi-kimmis-biliyor-muydunuz-12620.html?p=3
 
                                Sonuç ne ? 
                                Yalnız güçlü olduğumuzu, gelişmesini tamamlamış erkek olarak değil, işimize geldiği gibi saçı-sakalı-bıyığı kullanmak, biz erkeler için bir alışkanlık haline geldi.  Yerine göre Sosoyalist-Marksist-leninist, Maoist, yerine göre Türkçü-Ülkücü, yerine göre Tasavvufi, yerine göre dinî, yerine göre oportünist (fırsatçı) ideolojilere ve  liderine yakın olmak için, görünüm kazanma ve yakınilik ilkesini kullanma her devrede, her zeminde kullanılmıştır.
                                  “Türklerde bıyık bırakmak yaygın bir alışkanlıktır. 20. yüzyıl başlarına değin Türk erkekleri bıyıklarını kesmezler, toplumsal durumlarına ve yüz biçimlerine göre bıyık bırakırlardı. Bıyık kesme âdeti Türklerde I. Dünya Savaşı'ndan sonra başladı.    https://tr.wikipedia.org/wiki/B%C4%B1y%C4%B1k
                                   Saç-sakal- bıyık ve traşlar neden simgeleşti? Toplumların içinde bir dert, bir tarz oluştu:  Günümüzde sakal bırakmalar çoğaldı, adabı kaçtı, başımıza ne işler açtı; ticarette iş kapar, aş yapar, söz geçirir, iş bitirir oldu ? Kimliksel, kişiliksel güven yerine sakal ve bıyık güven sağlar, iş bağlar düşüncesini geliştirdi. Zamansal hareket tarzına yöneldi, kullanılır-kesilir görüntüsü çoğaldı. Dünden-bugüne bir istikrar sağlanamadı… “Saç-sakal-bıyık”,  biz erkeklerden çeker ve bizden kaçar oldu…
                                    Sakal ve bıyık bırakmanın bir boyutu da dini olup kültürel yapımızı da dikkate almak toplum içinde bireysel sorumluluktur. Kimse kimsenin sakalına-bıyığına karışmaz, ama sakal-bıyık çıkar adına kullanılırsa, bireysel anlayış, toplumun kültürel yapısını da tehdit eder, ötekileştirir… Saça da, sakal da, bıyığa da saygı “kimlik ve kişiliğinizle” bütünleşiyor, “malı götürmüyor, sizi de bitirmiyorsa” korkmayın..!?
                                    Bıyık ve sakal diyor ki, bizi “dillendirdiniz, dallandırdınız, dolandırdınız, ama kıllandırmadınız…”  sizlere ne kadar teşekkür etsem, azdır,baylar…!
                                                                                                                12.02.2017
                                                                                                              Yrd. Doç. Dr.
                                                                                                         Hayrettin Parlakyıldız
                                                                                              E-posta: hparlakyildiz@mynet.com