gelçar denizcilik

TABUR’ CU EDİLMEK….

Mutlaka her birimizin işittiği bir anlatımdır. Oysaki sıradan gibi görülen bu sözün; NEDE BÜYÜK ANLAMI VARMIŞ…

138 0

Erdem Sürek

Erdem Sürek


Eli öpülesi Kıbrıs Gazimiz, ayrıca da benim büyük kıymet verdiğim meslektaşımın gündemindeydi Tabur’cu edilme mevzusu.
Bu konuda ettiği sözlere kulak verirken, her zamanki gibi merak içinde ve elbet can kulağıyla dinledim, kimimizin ‘Komünist Cahit’ diye tanıdığı Cahit Öder’ in dediklerini.
Ankara Tıp ve  Cerrahpaşa Hastanesi örneği ile söze başladı meklektaşım Cahit ağabey.
Sonra da sordu elbet;  “Neden Türk hekimleri hastalarını iyileştirdikten sonra ‘taburcu’ ederler de,  ‘gitsin’, ‘evci’ gibi kelimeler kullanmazlar biliyor musun?” diye.
Durdum. Sustum yani. Yanıt verme girişiminde dahi bulunmadım.  Sonra; “var bunun ardından gelecek bir hikaye. Dinle can kulağıyla” dedim içimden.
Daha önce, neden öyle dendiğini hiç merak etmediğimi, ‘hiç ama hiç’, araştırmayı dahi aklıma getirmediğimi fark ettim Taburculuğun.  
Yeni bir şey öğrenecektim belli.  Öyle ya, öğrenmenin yaşı yoktur ki…
Cesaret bulup kendimde;  “Hiç aklıma gelmedi Cahit ağabey. Nedenmiş?” diye bu kez ben sordum.
Anlayacağınız, gazeteci refleksi ile; soru ya, soru ile karşılık verdim.
Kendisi aynı zamanda, Kıbrıs Gazisi olan, Kıbrıs Barış Harekatı’ na Paraşütçü As Teğmen olarak katılıp, Hava’dan indirme yapan birliklerimizde görevli, kimimizin ‘Komünist Cahit’ diye bildiği kıymetli büyüğüm başladı anlatmaya;
“Taburcu kelimesinin çok hüzünlü bir hikayesi vardır aslanım.” diye.
“Ne ola ki bu hüzünlü hikaye?” diye düşünmeye yeni başlamıştım ki, dile gelenler ardından gözlerim doldu.
Hele hele, bu hikayenin Çanakkale bağını öğrenince, destan yazan ecdada olan borcumuzun daha da arttığını düşündüm.  
Kimimizin isimlendirdiği şekliyle, ‘Komünist Cahit’ ne mi anlattı…?
Aklımda kaldığı kadarı ile aktarmaya çalışayım. Buyurun bir göz atalım denilenlere.
Adeta Tarih dersi edasıyla başlıyordu sözlerine ve diyordu ki Cahit ağabey;
“Özellikle 1. Dünya ve Çanakkale Savaşı sırasında ülkenin tıp eğitimi veren tek kurumu Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane, hocalarını, öğrencilerini cepheye yolluyor, eğitime ara vermek zorunda kalıyor, binası ise tamamen hastaneye dönüşüyordu.
Sadece cephede savaşmakla kalmıyor, savaş olmadığında,  ya da geride kalan kıdemsiz tıbbiyeliler, direnişte bizzat çalışıyorlardı.
İzmir’in işgalinin üç gün sonrası, 18 Mayıs 1919’da, okulda hararetli, hüzünlü konuşmaların yapıldığı, hemen direniş gruplarının örgütlendiği bilinir.”
 Sonra, hikaye anlatır gibi geliyordu sözleri. Nasıl mı?
Aynen şöyle; “ Ülkede herkes askerdir, eli silah tutan tüm erkekler savaştadır.
Gerçek kurumsal düzeyde tek hastane vardır, ülkenin her yanındaki cephelerde tüm hekimler subaydır, askerdir.
Yaralılar iyileştirilir, komutan hastalarını, askerlerini dolaşır. Hastane’ de, kışla’ da, revir’ de, cephe’ de çadır’ da, savaş’ta.
Tabip subay; iyileşenleri, tekrar silah tutabilecekleri savaşa, taburuna yollar, ‘taburcu’ eder.
Başka hiçbir milletin, ülkenin hastane’sinde, hastalar iyileştiklerinde ‘taburuna yollanmaz, taburcu’ edilmez.
Bazı değerleri, yaşamının içine böylesine sindirmiş başka bir millet yoktur.”
Kıbrıs gazimiz ve de benim büyük saygı duyduğum meslektaşım Cahit ağabey, geçtiğimiz aylarda sevgili eşi Ayten ablanın rahatsızlığı nedeniyle, hayli mekik dokumuştu İstanbul-Çanakkale hattında.
Bir yanda eşi’ nin rahatsızlığı olmansa karşın, Hastane girişinde hemen her gün dikkat kesildiği ‘Taburcu’ üzerine yazılanları ezber etmişti okuya okuya Cahit ağabey.
Ezber etmişti de, içinde hep yaşattığı gazeteci ruhu, ezber ettiği bu anlam yüklü hadiseyi;  “yay Cahit yay.” diyordu belli.
Ben yayılan bilgiden payımı aldım. Yazmaz ve de yaymaz isem olamazdı. Bilmem anlatabildim mi…?
Cahit ağabey’in, ezber ettiği bir kısım daha vardı, eşi’nin rahatsızlığı nedeniyle süren tedavi süresince her gün okuyup öğrendikleri üzerine, bir hekimin dediklerinde geçen vurgulu bir anlatımdı bu kısım.
 O bölüm, bir eli öpülesi Türk hekiminin dilinden dökülenlerdi kısacası. Tam da şöyle;
“Ordusunu, askerini, bağımsızlık mücadelesini, tüm aziz şehitlerini, yaşamına böyle sindiren başka bir millet yoktur.
Bazı olguların farkında olmasak da her zaman, sonsuza kadar bizimle yaşayacaklar…  ‘taburcu’ luğun hikayesinde geçen gerçekler.…”
Vatan uğruna düşman kurşunu yiyen, o günün koşullarında tedavi edilip, ardından taburcu olup cepheye koşanlar.  Hakkınız ödenmez vesselam.
Ne vakit taburcu sözünü duysam, o an duacınız olacağım. İyi ki taburcu olmuşsunuz Aslan yürekliler.


Etiketler; #tabur
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.