.

Bugün 17 Ağustos… Türkiye’ yi derinden yaralayan, 7, 4’ lük Marmara depremi. Binlerce insanı canından, felaketten şans eseri kurtulan binlerce insanı evinden eden o durdurulamaz olay, deprem…!
Hatırlıyorum da, çok şeyler konuşuldu, birçok pqrojeden söz edildi. Alınacak önlem ve tedbirler nasıl olmalı için. Bir kısmı oldu, bir kısmı ise…!
Düşüncelerimi paylaşmaya korktuğum bir mesele şu önüne geçilemez, engellenemez deprem meselesi.
İyisi mi susayım. Düşünmeyeyim dahi..!
Güne döneyim, gündemin çok bilindik başka bir gerçeğine. Ne var ki, ben de bu ülkenin bir yaşayanıyım ve depremi düşündükçe olabilecekleri de varsaydıkça, içimi bir başka korku sarıyor.
Konuşması dahi ürküten bir gerçeğimiz, engellenemez o deprem…!
Çok bilindik diğer gerçeğimiz diyerek devam edeyim güne. Ortaya çıkan verilerde geçen rakam, öyle böyle ürkütmüyor insanı.
On binlerin derdi kaçmak…! Hem de ölesiye yolculuğa gözü kapalı çıkmak. Çoluk, çocuk demeden..
“YAKINDA ŞEHİR KURARLAR.. VERİLER DÜŞÜNDÜRÜCÜ..! “ başlı attım kendimce. Bilmem katılır mısınız?
İhlas Haber Ajansı’na göz atıyordum ve ‘ÖZEL’ logolu şu haberi okudum, ne yalan söyleyeyim farklı bir ürpertiyle…
Bir dramın da rakamıydı aslında, on binleri anlatan o rakam.
Haberin balı şöyle idi tam olarak; “Ege’de düzensiz göçmen sayısı 22 bini geçti “
Bir şehir neredeyse, topluca kaçma girişiminde. Üstelik onca önleme rağmen pes etmeyenler. Hayatlarını bile bile Ege’de kaybeden yolculuğa gözleri kapalı çıkan çaresizler.
Kimiz göçmen, kimimiz mülteci diyerek anlatmaya çalışıyoruz, ölümüne kaçanları.
Pek çok deniz kazasında, kundaktaki bebeler de canından oldu, onların bir iki yaşındaki abla ağabeyleri de. Üstelik anneler, babalar, bile bile çıktılar masum yavrularıyla ölümüne yolculuğa.  


Bahsettiğim haberde, Türkiye olarak alınması gereken tüm tedbirlerin alındığından bahsedilse de, ‘Hırsıza kilit olmaz…’ sözünden hareketle, insan tacirlerinin para karşılığı insan canını hiçe saymalarındaki ısrarı ve dramın tüm önlemlere rağmen sürmesi, hakikaten akıl alacak gibi edğil.
Para karşılığı, insan canını hiçe sayan insan tacirleri için acaba nasıl cezalar kesilmeli de, bu tacirler tarihe karışmalı …?
İHA’ nın ‘ÖZEL’  logolu haberinden söz edeyim. Sahil Güvenlik’ in Ege’de kuş uçurtmadığına yapılan vurgudan da.
Bir tek sahil güvenlik değil elbet, kuş uçurtmamakta ısrarcı olan Güvelikçilerimiz. Polisimiz, Jandarmamız. 7/24 görevdeler. Lakin, öyle ısrarcı ki en az insan tcirleri kadar o talihsiz diye tanımladığımız düzensiz göçmenler. Sanki bir türlü akıllanmıyorlar…

İHA muhabiri Emrah Elmas’ ın haberindeydi dikakt çeken rakamlar.
 Şöyle başlıyordu haberdeki ilk satırlar; “Ege’de Yunanistan adalarına gitmek isteyen düzensiz göçmenler akın etmeye devam ediyor.
Türk Sahil Güvenliği yaptığı çalışma ile adeta ölüm yolculuğuna çıkan düzensiz göçmenleri denizden kurtarıyor.
2019 yılını başında bu yana Ege Denizinde 22 bin 140 düzensiz göçmen Sahil Güvenlik tarafından yakalandı.”
Dile kolay 22 bin küsür. Neredeyse, orta ölçekli nüfusa sahip bir il.
Dahası da var haberde geçen ifadelerin. Misal şu satırlar; “Ege Denizinde 28 göçmen de hayatını kaybetti.”
Bu rakam ile geçen, canından olan hayatlar. Kimi bebe, kimi çocuk. Kimi de anne baba.
Haberin devamında; “Özellikle Balıkesir, Çanakkale ve İzmir bölgelerinde yoğun bir şekilde devam eden düzensiz göçmen akanına karış Sahil Güvenlik ekipleri, denizden, havadan ve karadan denetleme ve izleme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.” Deniliyordu.
Bu çalışma, yıllardır, 7/24 esasına göre üstelik. Karada Jandarma ve Polisimiz, Denizde ise Sahil Güvenliğimiz.
Her önlem on numara aslında. Sorun o vakit neydi ki acaba? Bana göre, sorun; onca önleme rağmen, hayatını hiçe sayanlar. Yani, ölümüne yolculuktan vazgeçmemekte ısrarcı göçmenler ve onları ağına düşüren para delisi insan tacirleri.
Onlarca kez bahsettiğim bir konu bu bölgemiz için de kesinlikle kap kara bu mesele.  
Ne desek boş. Ne yazsak az. Akıllanmıyorlar olan bitenden. Yitip giden hayatları gözlerinin önüne de getirmiyorlar. İnsanın bazen şöyle diyesi geliyor içinden: “Bırakan gitsinler….”
Vicdan devreye giriyor bu anlarda, dilinizin ucuna dek gelen sözü içinize gömüyorsunuz birden. Tıpkı, Ege’de suya gömülen can’ lar gibi, çaresizliği hissediyorsunuz birden.
Ne desek boş kısacası. Habere döneyim ve şu satırları da aktarayım.
“Çeşitli nedenler ile ülkelerinden ayrılan ve Yunanistan adaların gitmek isteyen on binlerce düzensiz göçmenler zaman zaman yaşadıkları kazalarda hayatlarını ortaya koyabiliyorlar.
2019 yılında kayıtlara geçen 655 düzensiz göç olayında 22 bin 140 düzensiz göçmen yakalandı. Ağustos ayının ilk yarısında ile 119 olayda 3 bin 854 düzensiz göçmen hayatları pahasına çıktıkları yolda yakalanarak güvenli limanlara ulaştırıldı.”
Bu bilgiler hayli güncel gördüğünüz üzere.Peki ya başka…?  
Başkası şu aslında. Yine verilerde geçen rakamlar. Yani tam du şu satırlar;
“2019 yılında yaşana düzensiz göç hareketleri sırasında yaşanan kazalarda 28 düzensiz göçmen hayatın kaybederken 32 organizatör de Sahil Güvenlik tarafından yakalanarak adli makamlara teslim edildi.”
Yakala yakala bitmiyor şu insan tacirleri. Ve de onların iştahını kabartan, kimimize göre çaresiz, talihsiz düzensiz göç halindekiler.
Onca derdin arasında, bir de bu dertlerle dertlenen bizler. Ne olacak bizim halimiz sahi..?