İÇİMDEKİ CANAVAR

Elimde tabanca, hem koşuyor, hem de onu gözden yitirmemeye çalışıyorum. Dört kat merdiven çıkamayan ben, yaklaşık on dakikadır koşuyorum, ne nefesim kesildi, ne de böğrüme ağrı girdi.

736 0

Selma BAŞER TÜRK

Selma BAŞER TÜRK


Onu, ara sokaklarda gözden kaçırdım. Bir süre bekledim, etrafa bakındım, buralarda bir yerlerde olmalı, kuş olup uçmadı ya. Epeyce bekledim, çıkan olmadı. Nihayet yorulduğumu hissetmeye ve sakinleşmeye başladım.
Tabancamı saklama gereği bile duymadan, elimi kolumu sallaya sallaya yakınlardaki bir pastaneye oturdum. Bir çay söyledim, bir de sigara yaktım. Ya hayatımı, sevdiklerimi kaybedeceğim, ya da geleceğimi. Bu oyunun kazananı yok. Bu filmde mutlu son yok. Her türlü kaybedeceğim. İnanın hayatım için endişelenmiyorum. Sevdiklerime, benim yüzümden bir zarar gelirse, bu acıyla yaşayamam, bunu telafisi yok. Benim ölmem sorunu çözmeyecek, benden sonra da bu adam, kendine yeni bir kurban bulacak, bu seferde onun canını yakacak. Nasıl olsa ben bittim, en azından başkalarını kurtarayım. Kötü tohum o, onun yok edilmesi gerekir. O mezara, ben hapise. Kararlıyım, öldüreceğim. Dünya ne garip, insanoğlu ne tuhaf, çok değil birkaç sene önce, yaralarımı saran adam, şu anda daha büyük yaralar açıyor ruhumda. Onun için, ölmeyi bile göze alabileceğimi düşünen ben, onu yok etme planları yapıyorum şimdi. Olacak iş mi bu?
Bir zamanlar benim için deli divane olan kocam, geçen on yılın ardından, benim güzel, seksi ve çekici olmadığımı fark edip, başka bir kadınla gidince, ben de bunalıma girdim. İlk şoku atlatıp, ağlamalarım azalınca, soluğu güzellik ve spor salonlarında aldım. Kocama neler kaybettiğini gösterecek, tekrar gönlünü kazanacaktım, ama kocamın kaybettikleriyle değil, kazandıkları ile başa öylesine dönüyordu ki, beni görmedi bile, boşandık.
 İşte böyle bir zamanda, gittiğim spor salonunda Selim ile tanıştık. Antrenördü. İri yarı, insanı ürküten görüntüsünün altında, duygusal, hassas, sevecen bir yürek taşıyordu. Kısa zamanda arkadaş olduk, sık sık dertleşiyorduk. Bu bana öyle iyi geldi ki, aldatılmış, başka bir kadına tercih edilmiştim. Kendimi çirkin ve değersiz hissediyordum. Onun ilgisi, iltifatları, beğeni dolu bakışları, her boş anını benimle geçirmek istemesi, ruhumda açılan tüm yaraları bir bir sarıyordu. Ben de ona iyi geliyordum. Yalnızdı, ailesinden hiç kimseyle görüşmüyordu.
Birlikteliğimizin ilk 8-9 ayı her şeyiyle mükemmeldi. Ta ki onun kumar tutkusunu fark edinceye kadar. Önce eğlencesine, ufak meblağlarla, arada bir oynadığını söyledi. Zamanla sıklığı ve oynadığı para miktarı arttı. Bunun bir problem olduğunu konuştuk, her şeyin farkında, kabul ediyor ama kendine hakim olamıyormuş. Geçmişte de böyle dönemleri olduğunu, bir süre sonra geçeceğini söyledi, ama geçmedi. Sık sık parasız kalıyor, benden ve etrafındakilerden borç alıyordu. Endişeleniyordum, bu işin sonu nereye varır bilmiyordum.
Bir gün, gecenin bir yarısı, yüzü gözü kanlar içinde geldi. Aklım başımdan gitti, çok korktum. Kumar borcunu ödeyememiş, alacakları bir güzel dövmüşler, bir hafta içinde borcunu ödeyemezse, öldürmekle tehdit etmişler. Tüm gece boyunca ikimizde uyumadık, çok ağladı. İlk kez kendisiyle hesaplaşıyor, bu tutkusundan dolayı, işini, eşini, ailesini nasıl kaybettiğini anlatıyordu. Kendinden nefret ediyor, varlığının bir fazlalık olduğunu söylüyordu. Sevgi, acıma, şefkat ve koruma içgüdüsüyle ona sarıldım, onu sevdiğimi, hiçbir şeyin ondan daha değerli olmadığını, bu sorunun üstesinden birlikte geleceğimizi anlattım. Ertesi gün bankadaki birikmiş paramı çektim ve ona verdim. İki gün sonra daha da kötü bir vaziyette geldi. Benim iyiliğim altında ezildiğini, hem benim paramı ödemek, hem de borcunu kapatabilmek için, elindeki parayla son bir kez kumar oynadığını, ama kaybettiğini söyledi. Kızdım, çok kızdım. Utancından, zaten canlı bir cenaze dönmüştü, üzüntüsünde samimiydi, daha fazla üstüne varmak anlamsızdı. Aptallık diyeceksiniz, biliyorum ama son bir şans daha vermek istedim. Bu adamı seviyordum ve kolay vazgeçmek istemiyordum. ‘’Kredi çeker öderiz’’ dedim.
Birkaç ay sorun yaşamadık. Mutlu günlerimiz geri dönmüştü. Sonra tekrar huzursuzlanmaya, olur olmadık şeylerden sorun çıkarmaya başladı. Adam gözlerimin önünde evrim geçiriyor, bir canavara dönüşüyordu. O sakin adam gitmiş, yerine hırçın, hoyrat biri gelmişti. Bir gün sarhoş geldi. Yine kumar oynamış, Sözde hem kredi borcunu kapatmak istemiş, hem de elinde üç beş kuruşu olsun istemiş. Kaybetmiş, borçluları sıkıştırıyormuş.
 Çok yoruldum, neredeyse iki yıldır bu problem devam ediyor. Senaryo, bahaneler hep aynı. Kendisi batmış, beni de dibe çekiyor. ‘’Yapabileceğim hiçbir şey yok, başının çaresine bak, zaten kredi borcunu ödemekte zorlanıyorum’’ dedim, birden tavırları değişti, hırçınlaştı. İnsanların bencil yaratıklar olduğunu, delicesine, ölürcesine sevdikleri insanlar dara düştüklerinde, onlara yardım etmek yerine, yarı yolda bırakabileceklerini söylemeye başladı. Çok sinirlendim, hem suçlu hem güçlü, kapıyı çarpıp gitti. 
Birkaç gün sonra sakinleşmiş olarak geldi, çok zorda olduğunu, eğer arabamı satıp, ona verirsem, borçlarını ödeyip, kısa zamanda bana daha iyisini alacağını söyledi. Bu adam iyice kafayı yemiş. ‘’Olmaz’’ dedim. Beni kollarımdan tutup sertçe duvara yapıştırdı, buz gibi bakışlarını gözlerimden ayırmadan ‘’bu paraya ihtiyacım var, ölüm kalım meselesi, bunu anla, hiçbir şey insan hayatından değerli değildir, inat etme, tatsızlık çıkmasın’’ dedi. Beynimden vurulmuşa döndüm. O gidince bir süre kendime gelemedim. Güzellikle ikna edemeyince, suçlamalar, tehditler başlamıştı. Bu ilişki bir an önce bitmeliydi. Gece boyunca uyuyamadım, ona ilişkimizin bittiğini bildiren bir mesaj attım. Cevap gecikmedi. Onun hayatının tehlikede olduğunu bildiğim halde ondan, geri ödemek üzere istediği parayı esirgediğimde, evet onun için de bu ilişki bitmişti. Ohh… rahatladım.
İki hafta sonra, elinde bir buket gülle kapımda bekliyordu. Bana haksızlık etmiş, çok pişman olmuş, beni yemeğe götürmek istiyormuş. Kabul etmedim. Ertesi gün yine geldi. ‘’Kapının kilidini değiştirmişsin, yani beni hayatından çıkarmaya karalısın öyle mi?’’ dedi. Her gün kapımın önünde bekliyor, önce beni takip ediyor, sonra yanıma geliyor, bana olan aşkını, benden vazgeçmeyeceğini söylüyor, onu affetmemi istiyor, reddedince de tehdit etmeye başlıyordu.
 Bir sabah işe gitmek için aşağı indiğimde arabamın dört tekerleğinin de havasının indirildiğini gördüm. Başka bir gün, alt katta bulunan pimapencinin, model olarak dışarıda bıraktığı panel, arabamın kaportasına düşmüş, ön tarafı tümden ezmişti. Arkadaşlarım ondan uzak durmamın sadece onu kızdırdığını, oturup konuşmamın iyi olacağını söylediler. Bir kafeye oturduk, ona bu işin olamayacağını anlatmaya çalıştım, ama o başka bir alemde, daha önce birçok şeyini kaybettiğini, aynı hataya düşmek istemediğimi, ondan vazgeçmemem gerektiğini, değişeceğini anlatıyordu. Cebinden bir tomar para çıkardı. ‘’Bu sana olan borcum, son bir kez oynadım, kazandım, artık borcum kalmadı, tüm kutsal değerlerim üzerine sana yemin ediyorum, bir daha asla olmayacak’’ ‘’Bu kaçıncı yemin ve tövbe. Bir de artık problemimiz sadece kumar değil, şiddette eklendi üstüne, içindeki canavar bir kez dışarıya çıktı, nasıl dizginleyeceksin?’’ Bunları panikten yaptığını, gerçekte böyle bir adam olmadığını, uzun uzun anlattı, ama nafile kabul etmedim. Dışarı çıktım, arkamdan geldi, sokak ortasında beni tokatlamaya başladı, etraftakiler müdahale etmeye kalktığımda ‘’karışmayın’’ diye bağırıyordu. Bir anlık boşluğundan yararlandım, kaçtım. İnsanlar etrafını sararak, peşimden gelmesini engellemeye çalıştılar.
Bir gün de, akşam üzeri evimde otururken, güüümmm… diye bir ses duydum. Olduğum yerde dondum kaldım, ne olduğunu anlayamadım. Salonun açık kapısından antreye baktığımda, birçok tahta parçalarının etrafa saçıldığını gördüm. Bir süre bekledim, hızlı uzaklaşan ayak seslerini işitince, dışarı fırladım, ahşap dış kapının gözetleme deliğinin olduğu yerde, pasta tabağı büyüklüğünde, düzensiz, kocaman bir delik vardı. Kapıyı açtım, merdiven boşluğundan bağırmaya başladım. ‘’Kim olduğunu biliyorum, bu yaptığın yanına kalmayacak’’
Karakoldaki polisler ile ahbap olduk artık. Arabamın tekerleklerinin indirilmesi, kaportaya zarar verilmesi, beni dövmesi ve şimdide kapımı kırması. Bu dördüncü şikayetim. Dayakta darp izine rastlanmadığı, diğer olaylarda da görgü tanığı olmadığı gerekçesiyle her seferinde Cumhuriyet Savcılığı’ndan takipsizlik kararı geldi. Ne yapacağımı bilemiyorum, çaresizim. Adam, bir de beni, asılsız yere, onu şikayet ettiğim için, hakkımda dava açmakla tehdit ediyor.
Kardeşim, ailesi ile bana geldi. Sabah yeğenim erkenden uyandı, annesi ve babasını uyandırmasın diye, kahvaltısını bitirdikten sonra, onu parka götürdüm. Daha 3 yaşında, nasıl de güzel bir kız. O, diğer çocuklarla, kum havuzunda oynarken, ben de yanımdaki hanımla sohbet ediyordum. Bir ara dönüp baktığımda, Selim onu kucağına almış, yan gözle bana bakarak onunla konuşuyordu. Kanım çekildi, kımıldayamıyordum, sadece seyrediyordum. Bir süre sonra, kızı kucağından indirdi, kafasını aşağı yukarı, bir iki kez tehdit edercesine salladı ve orada uzaklaştı. Bana, sevdiklerine zarar veririm mesajı veriyordu.  Benim yüzümden, sevdiklerimin zarar görme ihtimali, beni çıldırttı. İşte o an kararımı verdim, bu iş bitmeliydi ve bunu ben yapacaktım. 
Film seyrederken, illegal insanlara nasıl ulaşılır diye merak ederdim hep, insan çaresiz kalınca ulaşabiliyormuş. Birisinden ruhsatsız bir tabanca satın aldım. Birkaç gün ortada görünmedi. Sabah yürüyüşümü yaptım, balkona çıktım, kendime bir kahve yaptım, etrafı seyrediyorum. Kardeşim, arabasını kaldırıma park etti, bana gülümseyerek el sallıyor. Selim’in ona doğru hızla geldiğini gördüm. Elinde tutuğu şey, birden parladı. Aman Allah’ım kardeşime zarar verecek. Koptum, tabancamı aldığım gibi düştüm peşine. Ne olacaksa olsun artık, Allah ya ona verecek ya da bana, bu beladan başka türlü türlü kurtulmamın yolu yok.

 Selma BAŞER TÜRK

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.