Kurumsallaşma Sancısı

Tekrar gündemimize gelen sihirli ama bir türlü istenildiği gibi hayata geçirilemeyen bir kavram aile işletmelerinde kurumsallaşma…

21394 0

İbrahim Koç

İbrahim Koç

Hem yerelimizin hem de ülkemizin gözbebeği iki önemli kadın bu soruna yine geçtiğimiz günlerde atıf yaptılar. Bu isimlerden biri, ülkemizin dünya ekonomisinde söz sahibi olması için bu şirketlerin, nesilden nesile aktarılarak büyümesine ve dünyaya açılmasına ihtiyaç olduğunu (işletmelerin %95’i aile şirketi başlıklı haber) dile getirdi.
            Dile getirilen ama bir türlü bir arpa boyu yol alınamayan soruna, katıldığım bir kongrede görüşlerimi ve önerilerimi içeren yazımı Arman Kırım’ın bir sözüne de (aile işletmelerinde temel mesele ‘şirketin kurumsallaşması’ değildir. Bundan daha önemlisi, ‘aile ilişkilerinin kurumsallaşması’dır.) yer vererek paylaşmıştım.
            Onbir yıl önce düzenlenen 2. Aile İşletmeleri kongresi için hazırladığım bildirimimden alıntıladığım kısımları bu yazımda aktarıyorum.
Türkiye’de kurulu bulunan aile işletmelerindeki yönetim fonksiyonlarının oldukça karmaşık olması, aile ilişkileri ile iş ilişkilerinin birbirine karıştırılmasından kaynaklanmaktadır. Aile şirketleri ile ilgili yapılan araştırmaların çoğunluğu bu şirketlerde insan faktörünün en önemli unsur olduğu noktasında toplanmaktadır. Burada önemli olan gerek kurucu yani birinci neslin gerekse çocukların sahip oldukları kuruluşu ileri yıllara taşımaya ve kurumsallaştırmaya niyetlerinin olup olmadığıdır. Bu niyet yok ise aile işletmelerinin geleceğe taşınmasından ve kurumsallaştırılmalarından herhangi bir ümit yok demektir.
Pek çok kişi için hayatın en önemli iki unsuru ailesi ve işidir. O nedenle bu iki unsuru aynı anda içerebilen ‘aile şirketleri’, kamusal-ortaklı şirketlerden çok ayrı bir özellik gösterir ve o nedenle de ayrı bir inceleme konusudur. Zira içinde barındıracağı ‘duygusal’ boyut nedeniyle sıradan bir işletmeden çok farklı bir unsurları vardır. Bu farklı unsurlar, aile şirketlerinin başarı faktörlerini incelerken mutlaka ele alınmak zorundadır.
 
Başarılı şirketler, geçmiş dönemlerde elde edilmiş başarılarına ulaşmak için kullandıkları taktiklerin her zaman geçerli olacağı yanılgısına düşebilirler. Değişen dünyada, şirketler aynı taktik ve stratejiler ile başarıyı tekrar yakalayabileceklerini düşünebilirler. Böylece, değişime direnip başarısızlığa düşebilirler. Bu, işletmenin sürekliliği açısından en önemli tehlikelerden birisidir. O nedenle, süreklilik için aile şirketi, geçmiş başarılarına sonsuz güvenmek yerine, değişime hazır hale gelmeleri gerekir.
 
Aile şirketlerinin devamlılığı, sağlıklı büyümesi ve gelecek kuşaklara devri için sağlıklı kurumsal yapının olması gerekiyor. Alışılmış yönetim yapısından farklı bir yönetim yapısına geçiş nedeniyle aile şirketlerinin kurumsallaşması hep sancılı olmuştur.
 
İşletme yönetimi konusunda duayen bilim adamlarından biri olan Tamer Koçel aile şirketleri konusunda en fazla çaba gösterenlerden biridir. Tamer Koçel, özellikle aile şirketleri gündeme geldiğinde son yıllarda ilk akla gelen ‘kurumsallaşma’ ‘profesyonelleşme’ tavsiyelerini çok fazla dikkate alınmaması ve onları hantallaştıracak boyutlara taşınmaması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca, aile şirketlerinin en önemli öğesi olan ‘duygusal zekası yüksek liderlere’ sahip olma avantajını dumura uğratmak, diğer bir deyişle ‘kurucu babaları ve ilerlemenin engeli gibi gösterip, genç aile fertleri ve profesyonellerle onların arasında bariyerler kurmak’ şeklinde anlaşılan kurumsallaşma anlayışları bırakılmalıdır. Bunun yerine ülkemizin yıllardır içinde bulunduğu olumsuz şartlar dolayısıyla aşırı temkinli davranmaya alışmış ‘babalarla’ değişimin fanatik taraftarları olarak yetişen  ‘oğullar’ ve ‘managerler’in aralarını bulmak; özet olarak ‘tecrübe ile enerji’ yi bir araya getirip sinerji oluşturacak makul ve mantıklı barış planları yapılmak zorundadır. Tamer Koçel’in değindiği gibi konuyu bu bütünlük içerisinde almayıp bütün ümitleri ‘şirket anayasası’na bağlayıvermek çözüm değildir.
 
Tamer Koçel’in de söylediği gibi ‘kurumsallaşma’ ‘profesyonelleşme’ kavramlarını çok fazla abartmamak gerekiyor. Ancak sorun yeteneksiz kişilerin işin başına getirilmesi olayıdır. Yoksa kurumsallaşama ve profesyonelleşme kavramlarına karşı çıkmak değildir.
 
Şunu da ekleyebiliriz ki, sermayedar olan aile bireylerinin daima işin içinde olmalarında kazanç da vardır. Çünkü mülkiyet duygusunun verdiği sahiplenme dürtüsü ile sermayedar çalışan ise bir profesyonelden daha çok sahip çıkacaktır. Bu anlamda kurumsallaşma, bir sistem kurmaktır. Tamer Koçel’de şirketlerin büyük veya küçük olsun bir sistem anlayışı ile yönetilmesi gerektiği görüşündedir.
 
Sonuç olarak denilebilir ki; ailenin bir araya gelerek, akrabalık ilişkilerinden arındırılmış bir biçimde önce kendi içinde kurumsallaşması ve şirket için profesyonel çözümler üretmesi gerekmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.