Şirin ilçenin cana yakın Başkanından, Bosnalı köylü çocuklarına, Ayvacık' ın nefes kesen reklamı yapılınca dikkat kesildim.

 Hele hele Organik kültürler diyarı sözüne, hakikaten şapka çıkarılır. He yaşa başkanım. .
 
Öyle cümleler kurup anlatmış ki Kuzey Ege' nin incisi Ayvacık'ı, hoşaf benzetmesi ile de patlatmış yine bombayı. Diyorum, tekrarlıyorum; He yaşa be Ünal başkanım....
 
Detaylarına geleceğim konu; Dünya’ ya açılan pencere ve de işte o Proje…
 
İlk mi desem bilemedim. Fakat benim için ilk olsun diyorum. Genç yerine koyarlar ise şayet, ben de katılmak isterim.
 
Asya’dan, Avrupa’ ya yıllarca her gün geçtim de, Avrupa’nın ortalarına bir türlü ilerleyemedim.
 
Bekarlık günlerimde, ya da çocukluğumda, her gün Kilitbahir – Çanakkale. Yani bir Avrupa,  bir Asya.
Aynı gün içinde, hem de defalarca, mekik dokudum. Hem de eskinin tahta motorları ile.
 
Belki sesimi duyan çıkar, ben de genç yerine konulup, GESTAŞ’ ın o projesine dahil olurum. Keşke nerede o günler?
 
Şaka şaka diyeceğim lakin, her şakanın altında bir de gerçek yatar. GESTAŞ’ a şuh selam, bende Dünyayı gezeyim vesselam…
 
Bahsedeceğim konu, her gün Asya-Avrupa arasında mekik dokuyan taşımacılığın markası GESTAŞ’ ın o güzel projesi üzerine.
 
Konuklar gelmeye başlamış. Bosnalı Öğrenciler, Kuzey Ege’ nin Kapısı Ayvacık’ta buluşmuş.
 
Bosna-Hersek’in Zenitsa şehrinin Ahmici köyünden gelmiş gençler. Her ne kadar benim genç tabirindeki skalam da değilseler de, hakikaten genç isimler bu gelenler.
 15 kişilik gruba işte bu yüzden, kesinlikle hoş geldiniz demek gerek.
 
Bosnalı öğrenci grubu karşılayan, Ayvacık’ ın bir aralar birlikte haber kovaladığımız, Anadolu Ajansı’ nın ilçe muhabirliğini yapan eski meslektaşım,  Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin olmuş.
 
Ünal başkanı ilgilendiren konulara bu nedenle hassasiyetim bir başka. (Açık konuşmak gerekirse…)
 
Projeyi hatırlayalım önce; ‘’Çanakkale’nin gençleri, GESTAŞ ile Dünyaya açılıyor’
İşte bu açılıma, Bosnalılar katılmış. Muhtemelen, bizim gençler de sonra Bosna yoluna çıkacak.
Bu son derece anlamlı bulduğum proje kapsamında Çanakkale’ye davet edilen Bosna- Hersek’li gençler,  kentimizin tarihi turistik yerlerini bir güzel geziyorlar. Ne de olsa, bizim gençlerimizin yapacağı da bu olacak, katılacakları gezi başladığında.
İlçesi gibi şirin olan Başkanın konuğu olmalarını anlatır görselleri gördüğümde, yüzlerinden okunan mutluluk ilk dikkatimi çeken oldu. Başkan Şahin her daim güler yüzlüdür.
Enerjisi bir başkadır. Pozitifliği anında kaparsınız.
Öyle de olmuş, anladığım kadarıyla. Bosnalı köylü çocukları hallerinden hayli memnun.
Başkan Şahin’ in gençlere seslenişine kulak verdim de, şirin ilçe Ayvacık’ı bir kez daha göresim geldi.
Reklam olsun diye değil gerçekliği aktarır cümlelerle ses veren Başkan şahin; ”Ayvacık Doğal güzellikleri, taş evleri, yeşilin ve mavinin en güzel tonlarının yaşandığı bir kavşaktır.
 İlçemiz tanınırlık bakımından ülkemizde ve dünyada ün yapmış, on altıncı yüzyıl başlarında yerleşimin başladığı bu topraklarda, dünyanın ilk felsefe okulunun kurulduğu, yüzyıllar boyu birçok medeniyete ev sahipliği yapıldığı bilinmektedir.“  diyor, ardından da bence bir bombayı patlatıyordu.
 ‘Organik Kültürler Diyarı’ şeklindeki sözlerine başka ne denir?
 Şirin ilçeyi özetleyen sözler, Organik hoşaftan sonra, pek anlamlı geldi bana.
 Organik derken, son günlerin en çok söz edilen organik hoşafına gitmesin aklınız. Lütfen yani; Organik bir ilçemizden bahsediyorum.
Ayvacık’ ın organik kültürler diyarı diye tanımlanması, bana göre dilden dile kesinlikle dolaşmalı.
Ne de güzel bir sunum ve tanım. He yaşa be başkanım…
Bu tanımlama ile hafızalara kazındığını dile getirdiği Ayvacık için,  sahip olduğu harika kumsallarından da bahsetmiş sayın Başkan Ünal şahin.
Ve de tam olarak şöyle demiş; “Doğal güzelliklerini yitirmemiş, günümüze kadar gelmiş güzide bir kenttir.’’  diye.
Yok arkadaş yok.  Kesinlikle göresim geldi. Hep haber peşinde gittiğim Ayvacık ve sahillerinde, felekten bir gece, tatilden bir köşe seçme vakti, gelmiş geçiyor…

DÜŞMEYE GÖR AĞIZLARINA…
Aslında şu söz daha doğru olur; ‘Dipsiz kuyuya düş. Mizah kalemlerinin önüne düşme’
Mizahımıza diyecek yok. Kesinlikle, dünyada bin benzeri olmaz mizahımız ve mizah anlayışımızın.
Bir Çanakkale yaşanmışlığı için, kalemli çizimle aktarılmış o karikatürü gördüm de, ‘Pes yani pes’ demeden geçemedim.
İki yaşanmışlığı bir pencerede görmek ve göstermek, olsa olsa Tük mizahının işidir. Bir başka ülkede yoktur bunun örneği.
Hem yaşanmışlığın örneği yoktur, hem de yaşanmışlıkları aktarır çizimlerin.
Kimin azına düşersek düşelim de mizah kalemlerinin eline malzeme vermeyelim. Benden uyarması….
Yemin ederim, aklı başından alacak bir mizahi ustalık yaşanmış yine. Bir alem bizim mizahçılarımız. Başka bir ülkede bu nedenle de yaşayamam vesselam.
Mizah çizimleri ile ünlü Leman’ ın son sayısında kara kalem çizilip, bir de renklendirilen iki anlatım gülmekten kırdı geçirdi beni.
Buyurun bir de siz göz atıverin.