Hadi gel de denilenlere ilişkin görüş bildir.

Hayli zor bir iş şu yorumculuk. Allah, özellikle TV kanallarının spor yorumcularına güç kuvvet versin.
Neyse ki, benim spor bilgim yok denecek kadar az olduğundan, böyle bir işe soyunmadım.
Nereden geldik bu konuya. Sanırım sıcaktan.
Ne yazıyordum ben? Tamam aklıma geldi. Sayın vekil, 21. günü değerlendirmiş.
Hem de şöyle ses vererek; "HAK, HUKUK, ADALET DİYORUZ!"
Bu sözler, Türkiye siyaseti üzerine bir ayrıntı.
Bir ayrıntı daha var ki, siyaset ötesi ve de bir bildik Ata sözünü hiçe sayar türden.
O detayın adresi ise çok yakınımızda. Lapseki ilçesinde.
Ata sözü derken, hiç sevilmedik ötüşü ile bir çok benzetme içinde kullanılan bu canlı türünün, uzatılan yardım eli ve sevgi karşısında nasıl değiştiğini göstermesi bence kesinlikle konu edilmeye değer.
 Dilerseniz öncelikle, Türkiye gündeminde günlerdir yer tutan Adalet yürüyüşüne ilişkin, CHP Kurmayı Çanakkaleli vekil sayın Av. Erkek’ in dediklerine kulak verelim, ardından da; “besle Kargayı, oysun gözünü” sözünde geçen şu Karga için son gelişmeyi görelim.
İnanıyorum ki, içinde hayvan sevgisi olan bir çoğumuzun da, bir Kargayı sahiplenme düşüncesine kapılacak o ayrıntı yüzlerimizi gülümsetmeye de yetecek.
Ne var ki önce siyaset diyorum. Ve de kulak veriyorum sayın vekilin dediklerine.
Karga meselesini şimdilik ikinci planda bırakarak, Adalet yürüyüşünün 2. Üne değerlendirmesinde edilen sözlere bir göz atalım istiyorum.
TBMM Komisyonu Üyesi de olan hemşehrimiz CHP’ li vekil Av. Muharrem Erkek, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu öncülüğünde, elinden tuttuğu eşi ile Adalet için adımlar attığı yürüyüşüne dair;
 "Onurlu yürüyüşümüz 21. güne ulaştı. İstanbul'a 50 kilometre civarı mesafe kaldı” diyor ve adeta Adalet yürüyüşünün bitimine saatler kaldığına dikkat çekiyordu.
Varış gününe ilişkin tarih verip, “9 Temmuz'da Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Maltepe'de saat 18.00'da büyük bir miting ile yürüyüşümüzü bitireceğiz.
Birileri yürüyüşümüzden rahatsız. Maalesef iktidar barışçıl bir hak arama eyleminden korkar olmuş” diyerek, İktidarı korkaklıkla da suçluyordu.
Dünyanın herhangi bir demokratik ülkesinde, saygıyla karşılanacağını savunduğu eylemlerine ilişkin konuşurken, Türkiye’ nin demokratik bir ülke olmadığını, korkaklığın nedeninin de bu olduğunu adeta dile getiriyordu sayın vekil Av. Erkek.
Neden mi böyle düşündüm? Çünkü; sözlerinin devamında; “Ancak” diye başlayan satır başı olduğundan.
Tam cümleyi vererek, bir değerlendirmeyi de size bırakayım istedim.
Sözler şöyle sürüyor; “Ancak demokrasiden ve hukuk devletinden korkanlar çekinir. Korkunun bu gidişe yararı yok”
Belki de ben okuduğumu yanlış anladım. Aşırı sıcakların etkisindendir belki…
Yine dönelim açıklamaya. Sayın vekil; “Özellikle 2010 yılında yaptıkları Anayasa değişikliğinde ve sonrasında uyarmıştık” dediği iktidar parti için;
“Adaleti FETÖ' ye teslim etmeyin demiştik. Ettiler.
O zaman hocaefendi hazretleri dedikleri cemaat liderinden emir alan komutanlar, Hâkimler ve Savcıları görevlere getirdiler.
Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Oda TV gibi kumpas davalarının Savcısı olmayın demiştik.
Gazetecileri tutuklamayın, mezhepçi dış politikadan vazgeçin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığını gözetin, teröre destek olmayın, doğayı birkaç yandaş uğruna katletmeyin uyarılarını yapmıştık” diyordu.
Buraya kadar okuduklarımdan, bir soru hasıl oldu zihnimde;
“Geçmişteki yaşanmışlıklar üzerine mi bu Adalet yürüyüşü?” diye. Belki de yine okudğumu yanlış algıladım.
Neyse. Devam edeyim denilenlerle. Sayın vekil Av. Erkek;
“ İktidar bunların hepsine kulaklarını tıkadı ve sonuçta 15 Temmuz'a gelindi.
 249 şehide ve binlerce gaziye rağmen darbe girişimini aydınlatmak yerine, bundan nasıl siyasi rant sağlarım ve muhalifleri sustururum hesabına giriştiler” diye, çok okkalı sözlerle değerlendirmesine iddialar ekliyordu.
Ve son olarak da şöyle diyordu; “Sonuçta OHAL ile kendi darbelerini yaptılar”
Şaka mı bu?. Yanlış mı anladım?. İktidarın darbeci olduğunu mu ima etmiş sayın vekil?
Sanırım hava sıcaklığı, okumada algı sapıtması yaşattı yine bana.
Yorumlayamayacağım bir hal hasıl oldu yine.
Döneyim yeniden açıklamada geçen sözlere.
CHP Kurmayı Av. Erkek; “Halkın 15 Temmuz'unda kahramanlıklar, şehitler, gaziler varken; Sarayın 15 Temmuz'unda baskı, gözaltı, tutuklama, haksızlık ve adaletsizlik var.  
Böyle bir ortamda tek şey istenir: Adalet! Biz de adalet istiyoruz.” Diyordu.
Bu denilenler karşısında, yine kafa gitti bende. Aklıma bir soru daha geliverdi;
“Tüm bu iddialarla istenen Adalet, yargısız infazı haklı çıkarmaz mı hiç?” diye.
Neyse neyse. Ben yorumladıkça, arkamdan konuşulacak sözler de yargısız infaz vari olacak diye düşünmeye başladım.
Susuyor ve değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.
Ve de açıklamanın kalan kısmını aktarıyorum;
Şöyle deva etmiş sayın vekil Av. Erkek; “Üstelik herkes için adalet istiyoruz. Adalet Yürüyüşümüze destek olanlara dikkat edelim. Toplumun her kesiminden yürüyüşümüze destek ve katılım var.
Neden? Çünkü güzel ülkemizde mağdur edilmeyen kimse kalmadı.
Peki, bu yürüyüşe kim karşı? Elbette adaletsizliğin kaynağı olup, bundan siyasi rant elde etmeye çalışanlar.
Tüm bu antidemokratik söylemlere karşı, alkışlarla 'hak, hukuk, adalet' diyoruz. Demeye de devam edeceğiz"
Bu sözler, yeni yürüyüşler olacağının sinyali mi anlamadım?
Bu denli iddialar ardından, bir de sıcak hava ve de haliyle algıda bir garip hal.
DÖNELİM KARGA MESELESİNE.
Kim demiş ise, bence yanlış demiş. Hiç beslendi diye, Karga sahibinin gözünü oydu diye bir haber okumadım. En azından yakın tarihte.
Kargalar için denilen bu Ata sözünün yol açtığı, Kargaya karşı bilinçaltı güvensizlik ve de sevimsiz görme durumunu, bakın sevgi ile uzanan el nasıl tersine döndürmüş.
Bir Ata sözümüz daha vardır ya, ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’ sanırım, bu da olmuş. Yani tatlı dilin gücü ortaya dökülmüş.
Yakın ilçemiz Lapseki’ deki hikayeyi, İhlas Haber Ajansı muhabiri arkadaşımızın kaleminden paylaşayım istedim.
Haberin başlığı şöyle;”Bu karga kendini muhabbet kuşu sanıyor”
İlahi, Mustafa Uçmaz… Nasıl bir haber bu diye düşünürken, okuduklarım, bunun bir  pembe haber olamadığını, sevgi ve şefkat’ in nelere kadir olduğunu aktarıyor ve de bu haliyle, önemli bir hdiseyi gündeme getiriyordu.
 Haberin bir de spotu var ki, bu da yaşanan halin nedenini aslında anlatıyordu.
Spot şu; “Kendisini kedilerden kurtaran kadının omzundan inmiyor”
Konuyu uzatmayalım ve özet geçelim. Olay şu; “Lapseki ilçesinde, karga ile sahibinin dostluğu görenleri şaşırtıyormuş
Bir başka değişle de; ‘Besle kargayı, oysun gözünü’ sözünü boşa çıkaran ve muhabbet kuşu gibi davranan karga, sahibinin omzundan inmiyormuş.,
Canını kedilerden kurtaran ellerden yemek yiyor, sevgi sözcüklerine de bu şanslı karga cilve yaparak karşılık veriyormuş.
Tüm bunlar da; Çardak beldesine bağlı olan Emek Tatil Köyü'nde yaşayan Senay Güler (71) ile Erkan Güler (78) çiftinin buldukları yavru kargayı besleyerek kurdukları dostluk üzerine olmaya başlamış.
Kedilerin saldırısından kurtardığı kargayı evine alan Senay Güler hanımefendi, yiyecek ve su verdiği kuşun kendisine karşılık gösterdiğini görünce şaşkına döndüğünü dile getirip;
Yakup adını verdiği Karga’ nın  sevgi sözcüklerine de karşılık verdiğini, en çok karpuz ve kedi mamasını yemeyi sevdiğini de söylemiş.
Çardaklı çift için günler artık Yakup’ suz geçmiyormuş. Senay ve Erkan bey yanlarından bir an olsun ayrılmayan kargayı gören komşularının,  bu dostluk karşısında şaşkınlıklarını da gözlemlemiş.
Neymiş efendim. Beslersen kargayı, gözünü oymazmış…
Bu günlük de bu kadar diyelim.
Not; (Şu İngilizlerin, neden karga beslemeye meraklı olduklarını şimdi daha iyi anladım)