İsmini bile söylerken içim titremiştir hep.. Allah bu hastalığa yakalanan bütün gençlerimize yardım etsin diyorum..

İsmini bile söylerken içim titremiştir hep.. Allah bu hastalığa yakalanan bütün gençlerimize yardım etsin diyorum.. Evet insanın tüylerini biranda diken diken eden o madde bağımlılığı denen kronik yada sonradan kazanılan bir hastalıkmış.. Biraz araştırmak ve bu yazımda sizlerlede paylaşmak istedim..
Lafı uzatma dediğinizi duyar gibiyim hadi başlayalım; Neymiş bu madde bağımlılığı ve insan vücudu üzerindeki etkileri neler miş?
Madde bağımlılığı kronik, yani tekrarlayabilen bir beyin hastalığı olup, kişinin uğradığı zararın farkında olmasına rağmen, önlenemeyen bir şekilde maddeyi kullanmaya devam etmesiyle karakterizedir. Bir beyin hastalığıdır çünkü kullanılan bu maddeler beynin hem yapısını hem de işleyişini değiştirmektir. Bu değişimler uzun süreli olabilir; eğer madde kullanımına, beyin gelişiminin devam ettiği erken yaşlarda, ergenlikte başlandıysa kalıcı da olabilmektedir. Değişime neden olduğu, zarar verdiği, hasarlara yol açtığı zaten duyduğumuz şeyler. Bu yazıda, değişimin nasıl gerçekleştiğini, en azından bir boyutuyla açıklamaya çalışacağım.

Önce, beynimizdeki normal işleyişin nasıl olduğuna bakalım.

Hayatınızda zevk aldığınız şeyleri bir düşünün. Sevdiğiniz bir yemeği yemek, favori tatlınız eşliğinde kahvenizi yudumlamak, güzel bir manzarayı seyretmek, sevdiğiniz kişiyle el ele yürümek, dostlarla sohbet etmek, film izlemek, hobinizle uğraşmak... Liste uzar gider.
 
Bunlar kişiden kişiye farklılaşmakla birlikte bize iyi gelen, yaşam enerjimizi, yaşamla ilgili motivasyonumuzu diri tutan, bize iyi geldiği, haz verdiği için de tekrarlamaya güdülendiğimiz faaliyetlerdir. Haz veren davranışları tekrar etmemiz için beynimiz bizi yönlendirir. Burada haz, ödüldür. Ödüllendirilen davranışların ise tekrarlanma ihtimali yükselir.

Çocuğunuza bir komiklik yaptığınızda "yine yap, yine yap" diye yerinde zıplaması; bir dilim tatlı yedikten sonra, bir dilim daha yemek ya da yememek arasında kaldığınız o zor anlar... Tüm bu süreçlerde ortada hoşa giden bir faaliyet var ve beynimiz dopamin salgılıyor. Beyin hücreleri arasında dopamin dolaşımı devam ettikçe zevk alıyoruz. Beynimiz, sonsuza kadar bu halde yaşamaya ihtiyacımız olmadığını bildiği için “Dostum, doyuma ulaştın, biraz da sonraya bırak” diyerek, denge durumuna geçme maksadıyla dopamin salınımına ara verir, hücreler arasında salınmış olan fazla dopamini geri alır ve kişi normal hale, denge haline geri döner.

Madde kullandığımız zaman, beynimizde neler oluyor?

Kullanılan maddeye göre değişmekle birlikte, o maddeye ait moleküller, beynimizde dopamin gibi hareket edebilir, aşırı dopamin salgılanmasını sağlayabilir, aynı zamanda beyin hücreleri arasındaki fazla dopaminin geri alınmasını engelleyen bir işlevde bulunabilir. Yani kişinin aldığı madde, beyni bir dopamin bombardımanına maruz bırakıyor, aşırı neşe ve gevşemişlik hissi yaşatıyor.

Ancak bu durum zamanla, beynimizin "Dostum, bu kadar dopamin fazla" diyerek, kendisini denge haline sokabilmesi için bir takım değişiklikler yapmasına neden oluyor. Bunu da dopaminin ulaşması gereken hücre reseptörlerini (dopamini kabul eden hücre kanalları) azaltarak yapıyor. Aynı zamanda beynimiz, madde kullanımı dışında dopamin salgılamayı da reddediyor. Bütün bu değişiklikler, eskiden zevk aldığımız o şeylerden bile zevk alamaz hale gelmemize neden oluyor. Maddeyi kullanan kişi bu aşamadan sonra, aşırı neşe hissetmek için değil, normal bir insan gibi hissedebilmek, en azından birazcık bir şeyler hissedebilmek için madde kullanmaya, maddenin dozunu artırarak devam etmek zorunda kalıyor. Madde bağımlısı olan kişilerin yoğun bir depresif durum içerisinde olmalarının açıklaması budur.

Bütün bunların olmasını engellemek için izlenecek en iyi yol, maddeyi hiç kullanmamak, bir kere bile denememektir.
İsmini bile söylerken içim titremiştir hep.. Allah bu hastalığa yakalanan bütün gençlerimize yardım etsin diyorum.. Evet insanın tüylerini biranda diken diken eden o madde bağımlılığı denen kronik yada sonradan kazanılan bir hastalıkmış.. Biraz araştırmak ve bu yazımda sizlerlede paylaşmak istedim..
 
Lafı uzatma dediğinizi duyar gibiyim hadi başlayalım; Neymiş bu madde bağımlılığı ve insan vücudu üzerindeki etkileri neler miş?
Madde bağımlılığı kronik, yani tekrarlayabilen bir beyin hastalığı olup, kişinin uğradığı zararın farkında olmasına rağmen, önlenemeyen bir şekilde maddeyi kullanmaya devam etmesiyle karakterizedir. Bir beyin hastalığıdır çünkü kullanılan bu maddeler beynin hem yapısını hem de işleyişini değiştirmektir. Bu değişimler uzun süreli olabilir; eğer madde kullanımına, beyin gelişiminin devam ettiği erken yaşlarda, ergenlikte başlandıysa kalıcı da olabilmektedir. Değişime neden olduğu, zarar verdiği, hasarlara yol açtığı zaten duyduğumuz şeyler. Bu yazıda, değişimin nasıl gerçekleştiğini, en azından bir boyutuyla açıklamaya çalışacağım.
 
Önce, beynimizdeki normal işleyişin nasıl olduğuna bakalım.
 
Hayatınızda zevk aldığınız şeyleri bir düşünün. Sevdiğiniz bir yemeği yemek, favori tatlınız eşliğinde kahvenizi yudumlamak, güzel bir manzarayı seyretmek, sevdiğiniz kişiyle el ele yürümek, dostlarla sohbet etmek, film izlemek, hobinizle uğraşmak... Liste uzar gider.
 
Bunlar kişiden kişiye farklılaşmakla birlikte bize iyi gelen, yaşam enerjimizi, yaşamla ilgili motivasyonumuzu diri tutan, bize iyi geldiği, haz verdiği için de tekrarlamaya güdülendiğimiz faaliyetlerdir. Haz veren davranışları tekrar etmemiz için beynimiz bizi yönlendirir. Burada haz, ödüldür. Ödüllendirilen davranışların ise tekrarlanma ihtimali yükselir.
 
Çocuğunuza bir komiklik yaptığınızda “yine yap, yine yap” diye yerinde zıplaması; bir dilim tatlı yedikten sonra, bir dilim daha yemek ya da yememek arasında kaldığınız o zor anlar... Tüm bu süreçlerde ortada hoşa giden bir faaliyet var ve beynimiz dopamin salgılıyor. Beyin hücreleri arasında dopamin dolaşımı devam ettikçe zevk alıyoruz. Beynimiz, sonsuza kadar bu halde yaşamaya ihtiyacımız olmadığını bildiği için “Dostum, doyuma ulaştın, biraz da sonraya bırak” diyerek, denge durumuna geçme maksadıyla dopamin salınımına ara verir, hücreler arasında salınmış olan fazla dopamini geri alır ve kişi normal hale, denge haline geri döner.
 
Madde kullandığımız zaman, beynimizde neler oluyor?
 
Kullanılan maddeye göre değişmekle birlikte, o maddeye ait moleküller, beynimizde dopamin gibi hareket edebilir, aşırı dopamin salgılanmasını sağlayabilir, aynı zamanda beyin hücreleri arasındaki fazla dopaminin geri alınmasını engelleyen bir işlevde bulunabilir. Yani kişinin aldığı madde, beyni bir dopamin bombardımanına maruz bırakıyor, aşırı neşe ve gevşemişlik hissi yaşatıyor.
 
Ancak bu durum zamanla, beynimizin “Dostum, bu kadar dopamin fazla” diyerek, kendisini denge haline sokabilmesi için bir takım değişiklikler yapmasına neden oluyor. Bunu da dopaminin ulaşması gereken hücre reseptörlerini (dopamini kabul eden hücre kanalları) azaltarak yapıyor. Aynı zamanda beynimiz, madde kullanımı dışında dopamin salgılamayı da reddediyor. Bütün bu değişiklikler, eskiden zevk aldığımız o şeylerden bile zevk alamaz hale gelmemize neden oluyor. Maddeyi kullanan kişi bu aşamadan sonra, aşırı neşe hissetmek için değil, normal bir insan gibi hissedebilmek, en azından birazcık bir şeyler hissedebilmek için madde kullanmaya, maddenin dozunu artırarak devam etmek zorunda kalıyor. Madde bağımlısı olan kişilerin yoğun bir depresif durum içerisinde olmalarının açıklaması budur.
 
Bütün bunların olmasını engellemek için izlenecek en iyi yol, maddeyi hiç kullanmamak, bir kere bile denememektir.
Çünkü:Bağımlılık bir beyin hastalığıdır.
 
Yani bağımlılık yapıcı maddeler uzun süre kullanıldığında beyin hücrelerinde farklı etkilere ve değişimlere yol açmaktadır. İnsanlar çoğu zaman kontrol edebilecekleri düşüncesiyle alkol ve madde kullanımına başlarlar. Ancak bir süre sonra alkol ve madde kullanımı kontrolün dışına çıkar, kişinin kendisi kullanmak istemese bile beyni bunları kullanmaya devam etmesini ister.
 
Yoğun alkol ve madde kullanımıyla birlikte beynin kendini durdurma mekanizması bozulur ve alkol ve maddeyle karşılaşıldığında beyin sadece “git ve kullan” mesajını verir, “dur” mesajını veremez. Böylece kişi beyninden gelen “git ve kullan” mesajına uyarak keyif almasa bile kullanıma devam eder.
 
Beynimiz sinir hücrelerinden oluşur ve çevremizi algılamamız bu sinir hücreleri aracılığıyla gerçekleşir. Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı sinir hücreleri arasındaki iletişimi bozarak beynimizde pek çok olumsuz etkiye neden olur.
 
Alkol kullanımı beyin işlevlerini azaltır, hafızayı zayıflatır, denge bozukluklarına ve bunamaya yol açar. Yapılan birçok araştırma yüksek miktarda olmasa bile düzenli alkol kullanımının bunamayı tetiklediğini göstermektedir.
 
Uyuşturucu maddeler beynin normal işleyişini bozarak beyni mekanikleştirir. Bazı maddeler beyin damarlarında tıkanmaya yol açar, felce sebep olur. Ayrıca beyin içinde sesler duyma ve akıl hastalıklarının başlaması da uyuşturucu maddelerin beyin üzerinde yarattığı etkilerdendir. Yapılan araştırmalar esrar kullanımının şizofreni riskini 7 kat artırdığını göstermektedir.
 
Alkol ve madde kullanımı sinir hücreleri arasındaki iletişimi bozduğu için beynin çalışmasını yavaşlatır. Kişi yeni şeyler öğrenmekte ve sorun çözmekte zorlanır. Beyin görüntüleme teknikleriyle yapılan araştırmalar alkol ve madde kullanımının beyni yavaşlattığını beyin görüntüleriyle de ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmalar alkol ve madde kullanımının beynin yapısında değişikliklere neden olduğunu da ortaya koymuştur.
 
Alkol ve madde kullanımı refleksleri ileri derecede bozduğu için bu maddelerin etkisi altında dikkat isteyen işler yapmak çok sakıncalıdır. Ayrıca, bazı uyuşturucu maddelerin beyin üzerindeki olumsuz etkilerin ve yarattığı değişikliklerin ani ölümlere sebep olduğu bilinmektedir.
 
Beynin yapısında meydana gelen değişiklikler ve sinir hücrelerindeki bozulmalar alkol ve madde kullanımı bırakıldığı anda düzelmez. Düzelme uzun zaman alabilir. Bağımlılığın kişinin kontrol ve iradesinin ötesinde, bir beyin hastalığı olduğu unutulmamalıdır. Beyindeki düzelmenin gerçekleşmesi için hem alkol ve maddeden hem de bunları hatırlatan şeylerden uzak durmak önemlidir.