.

Şaşırmamak, merak etmemek elde değil.. İki önemli isim. İki önemli ismin arasına, emniyet kemeri de takılan bir bavul.. Acaba neden..?
‘İçinde, önemli ne olabilir ki VİP’ de seyahat?’ diye düşündüren bavul, Ankara-Çanakkale uçağının en ön sıra koltuklarındaymış..
Detaylıca aktarmaya çalışacağım, bana ulaştırıldığı kadarıyla denilenleri.. Merak uyandıran bavuldan söz etmeye çalışacağım..
Sonra da, dün unuttuğum.. İyi ki de unutmuşum diye bahsedeceğim, teşekkür faslından iyi ki unutmuşum da teşekkür faslına girmemişim diyerek, sinir olduğum konuyu kaleme alacağım..
EMNİYET KEMERİ DE TAKILAN BAVUL..
Başkent Ankara’dan uçağa alınıyor. Bagaj kısmına değil de, iki önemli ismin arasında yolculuk ediyor..
Acaba bavulu bu kadar önemli kılan neydi..?
Ne vardı içinde..! Neden bagajda, diğer bavullar arasında değildi?
Para mı var, değerli evrak mı? İlaç mı taşınıyor, nakil edilecek organ mı..?
Ne sorular geliyor insanın aklına. VİP’ de VİP muamelesi gören bavul için..
Gözlemini aktarır yolcu, “Sayın Vali Orhan Tavlı ile CHP Genel Başkan yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Av. Muharrem Erkek’ in eşi, Özen hanım bir koltuk aralıklı oturuyordu. “ diye başladı önce anlatmaya.
Ne yalan söyleyeyim. Başta umursamadım.  “Belki, başka yolcuya kesilmiştir aradaki koltuğun bileti. O yolcu da gelmemiş uçağı kaçırmıştır. Ondan”  dedim..
Lakin, öyle değilmiş durum. Yolcu yerine bir bavul konmuş aradaki koltuğa.
Bu kez, dikkat kesildim mevzuuya.. “Sonra..” dedim, gördüğünü anlatana..
Devam ettirdi sözlerini, gözlemi kuvvetli yolcu;” Bavul, anladığım kadarı ile, her iki yolcuya da ail değil.. Çünkü, sonradan geldi uçağa.. kabin görevlilerinin elinde.. Özenle, emniyet kemeri de takılarak sabitlendi o bavul.. Merak ettim, soramadım” ifadeleriyle..
Merak etmemek elde değil. Vallahi bende merak ettim.. Sonra aklıma şu senaryo geldi..
 Bir yolcu, önemsediği bavulu için, gerekli arama tarama işlemini de uygulatıp, özel bilet aldı ve kargo yerine uçakla gönderdi Çanakkale’ ye..
Aklıma gelen en mantıklı senaryo bu oldu. Belki de, başkadır konu. Bilemiyorum..!
 
 
İYİKİ UNUTMUŞUM..!
Dün, “Bu sosyallik olmasa..!” vurgusu yapmıştım. Pek çok ıvır zıvır ifadelerimi;
“Sosyal medya bağımlılığımız, bence sigara ve hat ta alkol den de zararlı ya neyse..
Ben ne diyecektim.. Vallahi unuttum. Aklıma düşer ise, söz yarın yazarım artık.. Haydin hoşça kalın..  “ diye noktalamıştım.
Aklıma geldi, ne diyeceğim. Lakin, ilki unutmuşum, sonra aklıma getirmişim…
Geçenlerde bahsettiğim ve hayli sitem ettiğim durum sonlandı bir süre.. Okus  pokuslar bitmişti..
 “Teşekkürler komşu..” demeyi planlamıştım ki, iyi ki teşekkür etmemişim. Kısa sürdü o anlayış hoş anlayış..
Apartmanımızın birinci kat balkonu altına konuşlandırdığım karton kedi yuvası da, soğuklar geçer geçmez, hava lodoslayınca  okus pokus oldu.. İnanılar gibi değil.
“Havalar ısındı, gerek mi var yuvaya..” dendi san ki..!
Oysa ki bugün, ‘Sevgililer günü..” birileri, sakın bu günü anımsamasın. Hayvanları sevmeyen, insanları nasıl ‘Sever ki..?’
Benim ki de iş işte.. İşim gücüm yok, insanları unuttum, hayvanların derdindeyim kimilerine göre. Varsın öyle kabul görsün..
Fakat şunu da anımsatmak gerek. Ve de bence, kesinlikle..!
“Hayvanların ağzı var, dili yok..” demeyeceğim. Çünkü dilleri de var. lakin söz etmeyen bir dil,.
Ya miyavlar ya havlar, ya da..! 
Ya da;   MÖÖÖÖ’  ler..!
Hayvanın dile konuşmayabilir, lakin gözleri ile konuşabilir yüzünüze..
Öyle bakarlar ki an gelir; içiniz sızlar, kalbiniz yumuşar..
Tabi, yumuşayacak bir kalbe sahipseniz. Hele hele içiniz de sızlamaya müsait ise.. Yok değil ise, okus pokuslar da, bizim kediciklerin kısmetine..
Lafa gelince pek sosyal demokrat geçinenlerin de, konuştuğunda insanlık namına mangalda kül bırakmayanların da, bu denli can dost düşmanlığına sinir olmamak elde değil..
Köpek olsa kutuda barınan, hadi gece yarısı havladı diyeceğim. Rahatsız oldunuz.
Kedi bu yahu. Kedi..
Yattığı yere pislemesi mümkün olmayan, temizlik imandan gelir gibi, genlerinde sürekli kendini temizleme hastalığı bulunan bir canlı..
Pislese bile, üzerine örtmeden edemeyen bir tuhaf can dost bahsettiğim. Fare ve yılan düşmanı  kedi..
Bırakın, bari kış ayları geçsin. Kime zararı var kediciğin. Karton kutunun içinde, kendi halinde.. Verirsen bir tas su içiyor, sunarsan iki yudum götürüyor. Çöpe atılacağına atık yemekler, kedicik bir güzel ziyafet çekiyor.. Üstelik sevap be kardeşim..
Neyse uzatmayayım. Karton kutu bol arabamda. Yaparım bir yeni ev, konuşlandırırım her zamanki gibi. Okus pokuslar belki sürer, ben de de Arnavut inadı.. İnadına sürer..!