Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın Marmara denizini astımlı bir insana çevirdiğini belirterek, tedbir alınmasını istedi.

Erdek Belediye Başkan Vekili Hasan Yapakçı, Prof. Dr. Sarı’dan, balıkçıların “salya” dedikleri “müsilaj” ile ilgili bilgi aldı. Müsilajın aylardır sürmesinin, denizlerimizin doğal dengesinin bozulması yüzünden yaşandığına dikkati çekerek, Marmara denizini astımlı bir insana benzeten Prof. Dr. Sarı, şunları söyledi:

“Marmara, müsilaj teşekkülüne çok açık. Çünkü akıntısı çok az. Sadece Karadeniz ve Çanakkale boğazından az miktarda akıntı geliyor. Müsilajın neden tetiklendiğini şöyle açıklayabilirim. Birincisi, küresel ısınmaya paralel şekilde deniz suyu sıcaklığı, 40 yıllık ortalamalarının 2,5 derece üstünde seyrediyor. İkincisi, deniz üzerindeki yüzey rüzgârları azaldı. Marmara zaten durağan olduğundan diple yüzey suyu karışmıyor. Halen yalnız yüzeyde değil, denizimizde 0-30 metre arasında müsilaj yüzünden göz gözü görmüyor. Üçüncüsü, ülkemiz sanayiinin yarısı Marmara Bölgesi’nde. Sanayi atıklarının tamamı, arıtmasız olarak denize veriliyor. Bandırma ve Erdek dahil, Marmara'ya kıyısı bulunan birçok il ve ilçenin kanalizasyonları, sadece derin deşarj ile denize veriliyor. Derin deşarj, çaresizliktir. Derin deşarj, asla arıtma sistemi değildir. Daha önce 20 yıla yakın süre Van 100. Yıl Üniversitesi’nde görev yaptım. İnanın, Van gölü çevresinde arıtması olmayan hiçbir fabrika ve tesis yok. Unutmayalım ki, biyolojik arıtma ve ön arıtma asla gerçek bir arıtma değildir.”

Prof. Dr. Sarı, “Marmara denizi ölürken, herkes ölü taklidi yapıyor”
Marmara denizinin bu duruma gelmesinde bütün yetkililerin, sanayicilerin ve birçok kişinin umursamaz davrandığına dikkati çeken Sarı şunları aktardı: “Ne yazık ki, eğitimli insanlar bile Marmara'nın kirleneceğine inanmıyor. Marmara denizi kirlenirken ne yazık ki yetkililer ölü taklidi yapıyor ve umursamıyor. Söze gelince herkes çevreci! Belediyeler çevreci, sanayiciler çevreci! Ama deniz öyle söylemiyor. Denizimiz, artık plankton üretemez duruma geldi. Doğal dengesi bozuldu.”

Denizlerimiz sihirbaz değil
Herkesin, denizlerimizi sihirbaz gibi görerek, kendi kendini temizleyeceğini sandığını belirten Sarı, “Marmara denizinin artık, 1 litrelik atığı bile kabul edecek hali kalmadı. Tedbir alınmazsa yalnız bu yıl değil, gelecek yıllarda da müsilajın artarak süreceğini göreceğiz” dedi.
Gönen çayının atıklarının da Erdek körfezini kirlettiğine işaret eden Sarı, şöyle konuştu: “Müsilaj, öyle boyutlara ulaştı ki, balıkların solungaçlarını bile tıkayarak ölmelerine yol açıyor. Erdek limanından İlhanlar'a kadar etkili oluyor. Misakça’da binlerce balık öldü. Yaptığımız araştırmalar, deniz dibindeki kımızı ve sarı mercanların ölmeye başladığını ortaya koydu. Erdek Körfezi’ndeki durumu görmek için önümüzdeki hafta dalış yapmayı planlıyoruz.”

Turizm zarar görebilir
Müsilajın, balıkçılık sektörünün yanı sıra turizme de zarar vermesinden endişe ettiğini belirten Sarı, “Bunların yanı sıra deniz ulaşımı sektörü de zarara uğrayabilir. Çünkü müsilaj, deniz taşıtlarının motorlarına ve teknik aksamlarına da büyük zarar veriyor” dedi.

Midye çiftlikleri yararlı
Bilinenin aksine, midye çiftliklerinin, denizin temizlenmesine büyük katkıları olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mustafa Sarı, şu değerlendirmede bulundu: “Marmara Denizi, tüm dünyada midye yetiştirmeye en elverişli yer. Çünkü yeşil suyu, plankton üretimine çok elverişli. Tabii ki midye çiftliklerinin, turizm bölgelerinde kurulacağı yerlerin çok iyi belirlenmesi ve turizme engel olmamaları gerekir.”

Marmara’da algarna avcılığı yasaklanmalı
Marmara'da yasak olmasına rağben trolün sürmesinin yanı sıra “algarna” avcılığının da devam ettiğine dikkati çeken Sarı, şöyle konuştu:
“Trol gibi algarna da çok zararlı. Bu nedenle Marmara’da algarna yoluyla avlanma da kesinlikle yasaklanmalı. Çünkü denizin dibini tarayarak, balık yuvalarını yerle bir ediyor.”


Kaynak: İHA