TEK DİLDE ANLATIM YETMİYOR, BUNDAN BÖYLE ÇOK DİL… “ Do you understand?”

Haftanın ilk günü, Boğaz Medya çatısı altındaki ‘Burası Çanakkale’ gazetesinin manşeti idi; “Şaka gibi…”  başlığıyla verilen haber. Ya sonrası…?

482
TEK DİLDE ANLATIM YETMİYOR, BUNDAN BÖYLE ÇOK DİL… “ Do you understand?”

İt is not enough  to Express in one language.
From now on… I will use many languages
TEK DİLDE ANLATIM YETMİYOR,
BUNDAN BÖYLE ÇOK DİL… “ Do you understand?”

Sonrası, daha bir şaka gibiydi. Denilenden değil de, denilmeyenden bahisle gelen ifadeyle, hakikaten şaka gibiydi.
Hijyen, kalite, süper bina vesaire anlatımların içine, bir de alkol vurgusu eklenmez mi…?
Hele hele, yöneticiler için kalite vurgusu…
Bu arada, söylemeden edemeyeceğim. Haberin konusu, ilgili kamu kurumuna ait mekanın akşam 21.00, ya da şöyle mi desem. Gece 9’ dan sonra kapalı kalması üzerineydi.
Malum, yaz geldi kapıya dayandı. Çanakkale’nin akşamüstü keyifleri kordonda ayrı bir çıkar. Üstelik, 11 ayın sultanı Ramazan’ dayız, günü oruçlu geçiren Çanakkaleli, iftar sonrası şöyle bir atıverir kendini kordona. Ayak alışkanlığı, gideceği yerler bellidir, ya da seçimi devletten yanadır. Polis evi, öğretmen evi, Belediye Sosyal tesisler gibi…
Unutmadan, akşamsefası için bütçe de bellidir. En iyi hizmet, en iyi çay derken, adres seçimi bir anlamda ceple alakalıdır. Yanlış mıyım…? Asgari Ücret ve memur maaşı ile bir yere kadar…!
-------------------------
 Gelelim asıl konumuza. Türkçe yazılanların anlaşılamadığı anlarda, şaka gibi yorumlarla, denilenin tersine sözler edilmesine. Ben diyorum Çanakkale Boğazı, anlaşılan san ki Cebeli Tarık…!

Gece kapalı kalan, kordonun en keyifli noktasındaki kamu kurumuna ait bir mekandan söz edilen bahsettiğim bu haber ardından, sosyal medyadan gelen tepkilere bir göz attım, hay atmaz olaydım, bir güzel şaşa kaldım.
Sanırım biz gazetecilerin bundan böyle, haberlerimizi çoklu dillerde kaleme almamız gerekiyor. Çünkü, Türkçe yazdıklarımız ile pek anlaşılamıyoruz belli..
Misal; İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça gibi dillerde haberlerimizi yazsak, sanırım daha bir anlaşılır olacağız. Ya da, bahsettiğimiz konuları, her paragrafta tekrarlayıp, laf salatasıyla günü harmanlamalıyız. Öyle ya, salatasız yemek mi olur..?
Tel dil de anlatım yapmayıp, çoklu dilleri kullanırsak, en azından, pek Fransız kalacağımız yazılanları bir bilene okutur, haberi anlayabilmek adına, hafızamızda ayrı bir algılama uğraşı verebiliriz. Of course… You get it now? (şimdi anladınız değil mi…?)

Bu arada, İngilizce bende bir anda süperleşti. Bundan böyle, İngilizce mi takılsam ne…?
Şimdi, Türkçe tekrarını vereceğim haberi, şayet anlaşılmaz ise bahsettiğim dillerde de kaleme alacağım söz.
Tekrardan önce, haber üzerine kaleme alınan yorumları keşke verseydim diye düşünmüyor değilim. Çünkü, o yorumlarda geçen ifadeler hakikaten beni hayli şaşkına çevirdi. Baştan da dedim ya, sanki eleştiri konusu, habere konu kapanış saati değil, yönetim üzerineydi. Yok efendim şöyle güzel bina, şöyle hijyen, şöyle kaliteli personel, falan filan. Yahu, eleştirilen kapanış saati. Ayrıca da, alkol üzerine tek bir söz edilmemiş iken, konuya bu noktaya getiren de vardı yorumlarda.
Haa unutmadan, hele bir yorum vardı ki, gel de contayı yakma.
Şu ifadelerdi hayli dikkatimi çeken. Çünkü, güya haber yapılırken, müstecirlik merakına kapınılmış san ki.
O bahsettiğim yorumda;“Bu haber iki anlam taşıyor olabilir. 1. Müdür atamaları var. 2. Burası güzel olduğu için müstecirlerin talebi vardı. Almak istiyor olabilirler”
“Yok artık.” diye tepkimi verirken okuduklarım üzerine, haliyle, başladım bir anda İngilizce sözler etmeye. İt is not enough  to Express in one langage. From now on… I will use many languages.

Yahu ben delirdim mi ne…? Tövbe tövbe. Ramazandan sanırım bu halim. Öyle ya, kötü alışkanlıklara haylidir mola…
Kapalı mekandan bahisle, bu sonuç nasıl çıkmış dedirten daha ne yorumlar vardı, haber üzerine dile gelen.
Şayet merak buyuran var ise, o yorumlardan sıralı şekilde bahsedebilirim. Lakin, ben önce haberi aktarayım. Sonra, daha önce de dedim gibi, farklı dillerde de bu haberi kaleme alabilirim.
Geldim, denilenin tersine, değerlendirmeler alıp, bir de savunmaya geçilen o habere.
Haber şöyle idi efendim;
“Öğretmenevinin kordonda açılan yeni binasının alt katındaki sosyal alan sabah-akşam kapalı. Çevredeki kafeler ve Polisevi de dahil tıklım tıklım dolarken, burasının kapalı kalması hem tepkilere neden oldu hem de kapalı kalarak kurumun zarara uğrattığı belirtildi.
Eğitimciler ve vatandaşlar, buranın da çevresindeki işletmeler gibi zamanında açılıp zamanında kapatılmasını istiyor.
Bilindiği üzere Çanakkale Mili Eğitim Müdürlüğü’ nün  kent merkezinde 2 tane öğretmenevi ve akşam sanat okulu bulunuyor.  Bir tanesi Demircioğlu Caddesi’nde diğeri ise Kordonda bulunuyor. Kordondaki yer, yıkılıp yerine yeni bir bina yapıldı. Yeni yapılan modern binanın alt kısmı ise sosyal tesis olarak kullanılıyor. Bu alanda yeni malzemelerle donatıldı. Yeni sandalyeler, masalar getirildi. Önemli oranda da masraf yapıldı.

GELEN GERİ DÖNÜYOR
Çanakkale’ye yakışacak şekilde dizayn edilen alan aynı zamanda halka da açık. Buraya gelen vatandaşlar ise bir sorunla karşılaşıyor. Buradaki kafenin sabah geç açılması ve akşam erken kapanması tepkiyle karşılandı.  Konumu bakımında çok önemli bir yerde olan bu sosyal tesisin istenilen şekilde işletilmemesi hem vatandaşları mağdur ediyor hem de kurumu zarara uğratıyor.

POLİS EVİ HEP AÇIK
Öğretmenevi gibi devlet kurumu olan ve buranın birkaç işletme ötesinde bulunan polis evi ise hep açık. Polisevi, sabahın erken saatlerinde açılıyor gece geç saatlere kadar açık kalıyor. Hatta Ramazan ayında sahura kadar hizmet veriliyor. Öğretmen evi ise kapılarını vatandaşlar geç açtığı gibi camları da erken kapatıyor.
Özelikle Ramazan ayında vatandaşlar gece geç saatlere kadar kordonda geziyor. Özellikle maddi durumu iyi olmayan vatandaşlar ise daha uygun olan öğretmen evi ve polisevi gibi mekanları tercih ediyor. Bu yüzden bu mekanların hep açık kalması gerekiyor. Vatandaşlar faydalandığı gibi kurum da para kazanmış oluyor. Günün büyük bir bölümünde mekan kapalı olduğu için vatandaşlar gelip camdan içeri bakmakla kalıyor. “
Haber aynen böyle idi. İfadeler ve kaleme alınanlar tam olarak buydu.
Sonuç mu…? Şaşa kaldığım yorumlar eşliğinde denilenin tersine anlaşıldığı anlaşılan durum.
Diyorum ya, bundan böyle tek dilde değil, sanırım çoklu dillerde haberler yazacağız. Öyle ya, burası dünya şehri Çanakkale…
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.